Tek çare 7 bin adım! Türkiye az yürüyor, risk büyüyor
Sağlıklı yaşam için yıllardır zihinlere kazınan “günde 10 bin adım” hedefi, bilimsel literatürde yerini daha ulaşılabilir ama güçlü etkileri olan yeni bir eşiğe bırakıyor. The Lancet Public Health dergisinde yayımlanan ve 57 ayrı çalışmadan, 160 binden fazla yetişkinin verilerini bir araya getiren yeni meta-analiz, günde 7 bin adımın çok sayıda hastalık ve erken ölüm riski üzerinde belirgin bir koruyucu etkiyle ilişkili olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre, günde yalnızca 2 bin adım atanlarla karşılaştırıldığında 7 bin adım atanlarda tüm nedenlere bağlı ölüm riski yüzde 47, kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm riski yüzde 47, kansere bağlı ölüm riski yüzde 37, demans riski yüzde 38, depresif belirti riski ise yüzde 22 daha düşük bulundu. Çalışmanın en dikkat çekici yönü, bu faydanın yalnızca yaşam süresine değil; zihinsel sağlık, bilişsel gerileme ve kronik hastalıkların geniş bir bölümüne uzanması oldu.
Günde 7 bin adım, erken ölümden kalp-damar hastalıklarına kadar birçok riskte belirgin düşüş sağlıyor. Araştırmalar, en güçlü sağlık kazanımının hareketsizlikten düzenli yürüyüşe geçişte ortaya çıktığını gösteriyor.
EN İDEALİ 7 BİN ADIM
Araştırma, 10 bin adımın da ek yarar sağladığını gösteriyor. Ancak sağlık kazanımlarının en keskin biçimde 2 bin adımdan 5-7 bin adıma çıkışta ortaya çıktığı, 7 bin adımın ötesinde ise faydanın sürdüğü ama artış hızının yavaşladığı belirtiliyor. Başka bir ifadeyle, sağlık açısından kritik sıçrama, günün büyük bölümünü oturarak geçiren bir kişinin hareket düzeyini orta seviyeye taşımasında yaşanıyor. Bu bulgu, özellikle düzenli spor yapmayan, masa başında çalışan, şehir yaşamında hareket alanı daralan milyonlarca insan için “ulaşılamaz hedef” algısını kırması bakımından önemli.
ÖLÜM RİSKİNİ YÜZDE 47 AZALTIYOR
Çalışmanın bulguları, yürüyüşün kalp ve damar sistemi üzerindeki etkilerini yeniden gündeme taşıdı. Günde 7 bin adım atanlarda kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm riskinin yüzde 47 daha düşük olması, fiziksel aktivitenin tansiyon, kan şekeri, damar sertliği ve metabolik denge üzerindeki olumlu etkileriyle birlikte değerlendiriliyor. Aynı araştırmada, kalp-damar hastalığı görülme riskinde de yüzde 25’e varan düşüş saptandı. Uzmanlara göre bu tablo, yürüyüşün yalnızca kalori harcatan basit bir günlük faaliyet olmadığını; uzun vadede damar sağlığını, kalbin çalışma kapasitesini ve metabolik yükü doğrudan etkileyen temel bir koruyucu davranış olduğunu gösteriyor.
TÜRKİYE’NİN KARNESİ KÖTÜ
Uzmanlara göre açıklanan veri ve bulgular, Türkiye açısından çok daha kritik bir yere oturuyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün Mayıs 2025’te açıkladığı Türkiye Hanehalkı Sağlık Araştırması sonuçlarına göre, ülkede nüfusun yüzde 32,1’i fiziksel olarak yetersiz aktif. Türkiye’de her dört yetişkinden birinin obez olması, sorunun halen çok büyük bir halk sağlığı yükü oluşturduğunu gösteriyor. Üstelik araştırmada 40-69 yaş grubunda kalp-damar hastalığı bulunan ya da 10 yıllık kalp-damar riski yüzde 30’un üzerinde olanların oranı yüzde 12,7 olarak ölçüldü.
HAREKET ETMİYORUZ
Türkiye’de fiziksel hareketsizliğin boyutunu gösteren bir başka önemli çalışma da Dünya Sağlık Örgütü’nün 2024’te yayımladığı araştırma oldu. 25-64 yaş arası yetişkinleri kapsayan ve 2014 ile 2023 verilerini karşılaştıran çalışmada, fiziksel olarak inaktif bireylerin oranı 2014’te yüzde 37,3 seviyesinden 2023’te yüzde 39,9’a yükseldi. Araştırmada, 2023 yılında erkeklerin kadınlara göre 1,91 kat daha aktif olduğu, yaş ilerledikçe hareketsizliğin arttığı, 45 yaş sonrası fiziksel aktivite düzeyindeki düşüşün daha belirgin hale geldiği belirtildi.
Türkiye’de fiziksel hareketsizlik artarken, 7 bin adım hedefi obezite ve kronik hastalıklarla mücadelede daha ulaşılabilir bir eşik olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, kentlerde güvenli ve gölgelikli yürüyüş alanlarının yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çekiyor.
YÜRÜYÜŞ YOLLARI YAPILMALI
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya ise “Türkiye’de 7 bin adım hedefinin benimsenmesi, obeziteyle mücadele politikalarının da daha somut ve ölçülebilir bir çerçeveye oturtulmasına yardımcı olabilir. Sağlık Bakanlığı’nın 2025-2028 dönemini kapsayan Obezite ile Mücadele ve Fiziksel Aktivite Eylem Planı, fiziksel aktivitenin artırılmasını temel hedeflerden biri olarak konumlandırıyor. Ancak son veriler, yalnızca bireylere ‘hareket edin’ çağrısı yapmanın yeterli olmadığını açık biçimde ortaya koyuyor. Kentlerde gölgelikli ve güvenli yürüyüş rotalarının artırılması, okul çağındaki çocuklar için aktif yaşam alışkanlıklarının güçlendirilmesi, işyerlerinde uzun süreli oturmayı azaltacak düzenlemelerin teşvik edilmesi, yaşlı nüfusa uygun mahalle ölçekli yürüyüş alanlarının oluşturulması gerekiyor” diyor.
[email protected]
Kaynak: Web Özel