Uranyum barış masasını yıkar mı? İran topraklarında 400 kilogram gizemi

ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Zenginleştirilmiş uranyum (nükleer toz) ya derhal ABD’ye teslim edilerek buraya getirilip imha edilecek ya da tercihen İran’ın işbirliği ve koordinasyonu içinde Atom Enerjisi Komisyonu veya eşdeğeri kurumun şahitliğinde, yerinde veya kabul edilebilir başka bir yerde imha edilecektir” dedi. Ateşkes sürecinde bulunan ABD-İsrail ve İran Savaşı’nı sonlandırmak için taraflar arasında müzakereler devam ederken, İran’ın elinde bulunduğu belirtilen yaklaşık 400 kilogram civarındaki zenginleştirilmiş uranyumun durumu görüşmelerdeki ana maddelerden birini oluşturuyor. Ancak bu rakamın doğruluğu, yorumu ve siyasi anlamı konusunda farklı kaynaklar arasında tam bir mutabakat bulunmuyor.


Uranyum stoklarının nerede olduğu ve ne kadarının erişilebilir olduğu net biçimde doğrulanamadı.

NÜKLEER SİLAHA YETER Mİ?

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (IAEA) son yıllarda yayımladığı teknik değerlendirmeler ve kapalı kapılar ardında üye ülkelere sunduğu raporların özetlerine göre İran’ın elinde yaklaşık yüzde 60 seviyesine kadar zenginleştirilmiş uranyumdan oluşan birkaç yüz kilogramlık bir stok bulunduğu tahmin ediliyor. IAEA raporlarına dayanan haberlerde bu miktarın 2025–2026 döneminde yaklaşık 440 kilogram seviyesinde olduğu belirtiliyor. Kurum bir değerlendirmesinde, İran’ın yüzde 60 seviyesinde zenginleştirilmiş uranyum stokunun 440 kilogram civarında olduğu ve bunun teorik olarak daha ileri zenginleştirme ile birkaç nükleer silaha yetecek potansiyel taşıdığı ifade ediliyor.

DENETİM İZNİ YOK

Jerusalem Post ve benzeri haber kaynakları da aynı IAEA verilerini referans alarak bu miktarı yaklaşık 440 kilogram olarak aktarıyor ve bunun “birden fazla nükleer silah için yeterli potansiyel” anlamına geldiğini belirtiyor. IAEA Başkanı Rafael Grossi’nin açıklamalarında ise daha kritik bir vurgu bulunuyor. Grossi, İran’ın elinde yaklaşık 400 kilogram civarında yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum bulunduğunu belirtmekle birlikte, ajansın bu stokun tamamını bağımsız biçimde doğrulamakta zorlandığını, çünkü İran’da denetim erişiminin ciddi şekilde kısıtlandığını ifade ediyor. Aynı IAEA değerlendirmelerinde, bu malzemenin bazı bölümlerinin saldırılar ve güvenlik önlemleri sonrası yer değiştirmiş olabileceği, bu nedenle “stokun tam konumunun belirsiz” hale geldiği de aktarılıyor.

‘EN İYİ TEKNİK TAHMİN

IAEA’nın 2025 sonu ve 2026 başına ilişkin kapalı raporlarına dayanan haberlerde ayrıca, İran’ın nükleer tesislerine uluslararası denetçilerin tam erişememesi nedeniyle stokların doğrulanmasının “uzun süredir geciktiği” vurgulanıyor. Ajans, normal şartlarda bu tür yüksek zenginleştirilmiş uranyum stoklarının aylık olarak doğrulanması gerektiğini, ancak İran açısından bu sürecin kesintiye uğradığını belirtiyor. Bu durum, uluslararası sistemde rakamların “kesin ölçüm” değil “en iyi teknik tahmin” olarak kullanılmasına yol açıyor.

ENERJİ Mİ SİLAH MI?

İran tarafı ise bu tartışmalarda çok daha farklı bir çerçeve çiziyor. Ulusal ajanslara konuşan İranlı yetkililer ve devlet kaynakları, zenginleştirilmiş uranyumun ülke dışına çıkarılması veya imha edilmesi yönündeki talepleri kabul etmediklerini açıkça ifade ediyor. Tahran’a göre bu malzeme nükleer enerji üretimi ve araştırma amaçlıdır ve tamamen egemenlik alanı içinde. Son günlerde İran dini liderliği çevresinden gelen açıklamalarda da uranyum stokunun “ülke içinde kalması gerektiği” ve dış transferin kabul edilmeyeceği yönünde net bir tutum ortaya konmuş durumda.

Uranyum barış masasını yıkar mı? İran topraklarında 400 kilogram gizemi - Resim : 2
Batılı kurumlar uranyumun uluslararası denetim altında sınırlandırılması gerektiğini düşünüyor.

SİLAH YAPMAYA YETER Mİ?

Uluslararası uzmanların değerlendirmeleri ise daha teknik bir noktaya işaret ediyor. IAEA ve bağımsız nükleer uzmanlara göre İran’ın elindeki yüzde 60 seviyesindeki uranyum miktarı teorik olarak birkaç nükleer silah üretimine yetecek potansiyele yaklaşsa da, bunun gerçek bir silaha dönüşmesi yalnızca malzeme miktarına bağlı değil. Asıl belirleyici unsur, silahlaştırma kapasitesi, mühendislik altyapısı ve teslim sistemleri. Buna rağmen uzmanlar, en büyük riskin teknik kapasiteden çok denetim mekanizmasının zayıflaması olduğunu vurguluyor.

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu