Clara’nın kayıp materyalleri, İstanbul’da karanlık Nazi deneyleri

‘Hitler Almanyası’nda etik olmayan onlarca araştırmaya imza atan Max Clara, 1899 yılında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na bağlı Güney Tirol’de doğdu. Tıp eğitimini Innsbruck Üniversitesi’nde tamamlayan ve histoloji (doku bilimi) alanında uzmanlaşan Clara, Nazi Partisi’ne olan bağlılığı ile dikkat çeken bir isimdi. Clara, Nazi Almanyası’nda idam edilen mahkumların bedenleri üzerinde yaptığı araştırmalarla nam salmıştı. Özellikle C vitamini üzerine yaptığı çalışmalar, etik sınırları zorlayan uygulamalarla dikkat çekiyordu. Clara, savaş döneminde, Yahudiler, Romanlar ve diğer gruplar üzerinde insanlık dışı deneyler yapıyordu. Clara, idam edilen mahkumların bedenlerini kullanarak bilimsel etiği de çiğniyordu. Örneğin, mahkumlara idamdan önce C vitamini veriyor ve ölümlerinin ardından organlarını inceleyerek bu vitaminin dağılımını araştırıyordu.


Clara’nın eşi Henriette Clara, 1966 yılında yazdığı bir mektupta şöyle diyordu:
“Max’in ölümünden sonra, onun bilimsel mirasını korumak benim için büyük bir sorumluluk haline geldi. Onun histolojik koleksiyonunu, Türkan Erbengi’ye devrettim. Bu materyallerin bilimsel çalışmalarda kullanılmasını ve Max’in adının yaşatılmasını istiyorum. Ancak bu materyallerin etik açıdan sorgulanabilecek bir geçmişi olduğunu da biliyorum. Bu nedenle, bu konuda dikkatli olunması gerekiyor.”

İSTANBUL’DA DERSLER VERDİ

Max Clara, 1950 yılında İstanbul’a gelerek, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde çalışmaya başladı. Üniversitede histoloji ve embriyoloji alanında dersler verip, araştırmalar yapan Clara, kısa sürede, Türk tıp camiasında saygın bir bilim insanı olarak kabul edilmişti. Ancak onun İstanbul yılları, Nazi geçmişinin izlerini taşıyordu. Clara, Almanya’dan getirdiği histolojik materyaller üzerinde çalışmaya devam etti. Bu materyallerin, Nazi döneminde idam edilen mahkumlardan alınan dokulardı.

“BANA DESTEK VERDİLER”

Clara, İstanbul’da yazdığı bir mektupta şöyle diyordu: “İstanbul’da bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Burada, bilimsel çalışmalarıma devam etme fırsatı buldum. Almanya’dan getirdiğim materyaller üzerinde yaptığım araştırmalar, histoloji alanında yeni ufuklar açıyor. Türk meslektaşlarımın desteği ve üniversitenin imkanları, çalışmalarımı daha da ileriye taşımamı sağlıyor. Ancak bazen geçmişte yaptığımız şeylerin ağırlığını hissediyorum. Bilim adına yaptığımız her şey, bir bedel gerektiriyor.”

MAHKUMLARIN DOKULARI

Clara’nın C vitamini üzerine yaptığı çalışmalar, Nazi dönemindeki uygulamaların devamı niteliğindeydi. Clara, 1951 yılında yayımladığı bir makalede şöyle yazıyordu: “Burada bildirilen incelemeler için kullanılan materyal, çeşitli dönemlerde hapsedildikten sonra aniden ölen, her iki cinsiyetten 18-72 yaşlarında 23 sağlıklı yetişkinin pankreas dokusu ile çok sayıda sığır, manda, keçi, koyun, domuz, kedi, sıçan ve kobay pankreas dokusunu içermektedir.”

İTİRAF GİBİ MEKTUP

Clara, bu dönemde yazdığı bir mektupta ise yaptıklarını adeta itiraf ederek, şöyle diyordu: “Araştırmalarımız için gerekli olan materyali temin etmek, bilimsel ilerleme adına kaçınılmaz bir gerekliliktir. Mahkumların bedenleri, taze ve sağlıklı dokular sağlamak açısından eşsiz bir kaynaktır. Bu fırsatı değerlendirmek, bilimsel keşifler için büyük bir adımdır. Ne yazık ki, bilimsel ilerleme adına bu tür fedakarlıklar yapmak zorundayız.”

ULAŞMAK MÜMKÜN DEĞİL

Takvimler 1966’yı gösterdiğinde Clara yaşamını yitirdi ancak ancak histolojik materyallerinin akıbeti büyük bir soru işareti olarak kaldı. Clara’nın koleksiyonu, öğrencisi Prof. Dr. Türkan Erbengi’ye devredilmiş, Erbengi ise bu materyallerin bir kısmını İstanbul Üniversitesi Tıp Tarihi Müzesi’ne bağışlamış; bir kısmı de Marmara Üniversitesi’ne taşınmıştı. Erbengi ise bu durumu şöyle anlatacaktı: “Prof. Dr. Max Clara’nın koleksiyonu, histoloji alanında eşsiz bir hazineydi. Onun bana bıraktığı bu materyaller, bilimsel çalışmalarım için büyük bir kaynak oldu. Ancak ne yazık ki, bu koleksiyonun tamamına ulaşmak artık mümkün değil. Clara’nın çalışmaları, tıp tarihinin karanlık bir sayfasını oluşturuyor, ancak bu materyallerin bulunması ve Nazi kurbanlarının anısına saygı gösterilmesi gerekiyor.

Clara'nın kayıp materyalleri, İstanbul'da karanlık Nazi deneyleri - Resim : 2
Erbengi (soldaki) Clara (sağdaki) ikilisinin İstanbul’da çekilen fotoğrafı.

TARİHSEL SORUMLULUK

Clara’nın İstanbul’daki günlerine ait arşiv belgelerini gün yüzüne çıkartan Ortapedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Erdem Bagatur ise belgeler üzerinden şu değerlendirmede bulunuyor: “Max Clara’nın hikayesi, tıp tarihinin karanlık sayfalarına ışık tutuyor. Onun İstanbul yılları, bilimsel başarıların yanı sıra etik sorunları da beraberinde getiriyor. Clara’nın materyallerinin bulunması ve bu materyallerin Nazi kurbanlarının anısına saygı gösterilerek defnedilmesi, tarihsel bir sorumluluk olarak karşımızda duruyor.”

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu