Metal işçileri, “Karanlıkta Uyananlar” ile kendi hikâyesini izledi

Metal işçileri, “Karanlıkta Uyananlar” ile kendi hikâyesini izledi

KURTULUŞ SINIF ÇİZGİSİNDE

Etkinliğin açılışını yapan Birleşik Metal-İş Eğitim Uzmanı Süleyman İleri, kapitalist sömürünün yaşamın her hücresine sızdığını söyledi. Kurtuluşun ithal fikirlerde değil, Kemal Türkler ve Rıza Kuas’ların inşa ettiği pırıl pırıl sınıf çizgisinde olduğunu vurgulayan İleri, “Sanat ve felsefe olmadan bu bilinci fabrika duvarlarının dışına taşıyamayız” dedi.

KESTİK BAŞTAN ÇEKİYORUZ

Festival adına konuşan Tufan Sertlek ise 21 yıldır kesintisiz süren festivalin gücünü gönüllü emeğinden aldığını belirterek “Hiçbir yerden fon almadan, sadece Birleşik Metal-İş gibi değerli sendikalarımızın desteğiyle bu festivali 21 yıldır aksatmadan yapıyoruz. Bu yılki temamız: ‘Kestik, Baştan Çekiyoruz’. Kapitalist sistem bize ‘Kölemiz olacaksınız’ diyor. Ancak biz, özellikle madenci direnişinden aldığımız güçle diyoruz ki; kapitalizme ve onun güçlerine karşı bunu kabul etmiyoruz. Kestik, baştan çekiyoruz!” diye ekledi.

1964’TEKİ DAYANIŞMA RUHUYLA BUGÜNE IŞIK

Birleşik Metal-İş Genel Sekreteri Ali Çeltek, Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar’ın selamlarını işçilere ileterek başladığı konuşmasında, sendikal faaliyetleri nedeniyle baskı gören BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen ve Akbelen direnişçisi Esra Işık’ın özgürlüğüne kavuşmasını salondaki işçilerle kutladı. Filmin çekim sürecindeki tarihi dayanışmaya değinen Çeltek şu ifadeleri kullandı: “Kemal Türkler, işçilerin kumanyalarıyla sete gelmesini sağlayarak bu filme can vermişti. Yağmur nedeniyle çekilemeyen sahneler için işçiler tekrar tekrar sete gelmişti.” 
1964’ten bu yana işçi sınıfının yaşadığı sorunların aynı kaldığını belirten Çeltek, “Bugün 2026 yılındayız, yine işbirlikçiler, yine patrona laf taşıyan hainler var. 1961 Anayasası sonrası filizlenen o örgütlenme ve grev ruhu, bugünümüze hâlâ ışık tutuyor. 60 yıl önce ne yaşanıyorsa, bugün de benzer bir faşizmle ve sarı sendika tehdidiyle mücadele ediyoruz” dedi.

SENDİKALI OLMAK LÜKS HALİNE GELDİ

Kocaeli’ndeki Voestalpine fabrikasından gelen işyeri temsilcisi Hüseyin Gülşen, filmin bugünle kurduğu bağı şu şekilde özetledi:
“Bugün sendikalı işçilik ne yazık ki bir ‘lüks’ haline geldi. Milyonlarca işsizin olduğu bu düzende işçi, elindekini de kaybetme korkusuyla hakkı olanı isteyemez noktaya getiriliyor. Kağıt üzerinde yüksek kazanıyor gibi görünsek de sokağa çıktığımızda ücretimizin bir karşılığı yok. Filmde izlediğimiz o ‘patron yalaması’ tiplemeleri bugün hâlâ fabrikalarımızda karşımızda. Örgütlenirken karşımıza çıkan ilk engel, bitmek bilmeyen işsizlik ve aç kalma korkusudur.”

SARI SENDİKAYI FİLMDEKİ GİBİ PÜSKÜRTTÜK

Gebze Şekerpınar’daki Anadolu Isuzu fabrikasından gelen Turgut Ceyhan ve Vahap Menek ise “İşsizlik korkusuyla bizi susturmak istiyorlar ama biz meşalelerimizle, üretimden gelen gücümüzle ‘kestik, baştan çekiyoruz” dedi. Filmdeki işbirlikçi karakterlerin bugünkü adının “sarı sendika” olduğunu ifaden işçiler şunları dile getirdi:
“Bizi bölmek için içeriye sarı sendikayı sokmaya çalıştılar. Tıpkı filmdeki o satın alınmış adamlar gibi saldırılar oldu ama biz kenetlendik ve o saldırıyı püskürttük. En kötü sendika bile sendikasızlıktan iyidir ama bizim eylemlerimiz alkışla değil, üretimden gelen güçle ses getirir. Şekerpınar’da bin kişiyle, meşalelerle yürürken hissettiğimiz coşku, filmdeki o sönmeyen mücadele ateşinin devamıdır. Sanat ve sınıf bilinci her platformda birleşmelidir.”

BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu