Yaşamak hatırlamaktır
Yaşamak hatırlamaktır
Akdeniz ve Ege kentlerinde caz müziğine odaklanan festivaller yaz aylarında yoğunlaşıyor. Bu yıl Antalya AKRA’daki Caz Festivali ve Denizli Caz Festivali’nin ardından İKSEV’in düzenlediği İzmir Müzik Festivali gerçekleşti. Bozcaada Caz Festivali ise Eylül’de… İzmir Müzik Festivali, 8 Temmuz’da Çeşme Kalesindeki ‘Yıldızlar Altında Epik Bir Yolculuk – Hans Zimmer’in Film Müzikleri’ konseri ile sona erecek. Bu yıl Hans Zimmer’in müziklerinin yer aldığı bir konsere festival programında yer verilmesi, güzel bir rastlantı olsa gerek; çünkü bu ay ortasında tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de gösterime girecek olan Christopher Nolan’ın ‘Odyssey’ filminin müzikleri de onun imzasını taşıyor. Film Müziği konserleri özellikle sinemaseverlerin kaçırmadığı etkinlikler. İstanbul Festivali’nde ‘büyük usta Morricone’nin müzikleri seslendirilmişti. Morricone üstüne bir belgesel bu akşam TRT 2’de gösterilecekmiş. Sinema ve müzik tutkunları kaçırmasın diye duyurayım dedim.
USTALAR GEÇİDİ
Geçen yıl İzmir Uluslararası Film ve Müzik Festivali’nde yer alan ‘Bir Sürgünün Not Defteri: Misina‘ filminde yaşam öyküsünü izlediğimiz özgün müziğimizin ustalarından Fuat Saka’nın ‘Bir Göç Senfonisi’ Karanlık Sular’ adlı senfonik yapıtı Bodrum’un ardından hafta sonunda Datça’da gerçekleşti. Muğla Belediyesi Senfoni Orkestrası’nı konuk Yunan şef Vangelis Zografos’un yönettiği konser Avrupa kentlerinde yolculuğunu sürdürecek, ama İzmir yok programda. Film ve Müzik Festivali de olmayacak bu yıl İzmir’de. Neden diye meraklananlar İzmir’in vizyon yoksunu belediye başkanı Cemil Tugay’a sorsun…
‘Yaşamak hatırlamaktır’ demişti Erkin Koray. Ne ‘Mübadele’nin acıları unutulur, ne de 33 yıl önce Sivas’ta yitirdiğimiz 33 canın acısı… Aralarında müzisyenler de vardı: Hasret Gültekin, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Edibe Suları… Anıları unutulmayacak. Müziğimizin artık aramızda olmayan değerlerine sahip çıkan bir etkinliği vurgulamadan geçmeyelim. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi’nin düzenlediği ‘Zamanın Ötesinde’ adlı Kurtalan Ekspres konseri 7 Temmuz’da. Erkin Koray, Barış Manço ve Cem Karaca şarkılarını seslendirecek sanatçılar arasında Cahit Berkay, Emrah Karaca, Şevval Sam gibi isimler yer alıyor. İBB Kültür’ün düzenlediği ikinci bir etkinlik de, 8 Temmuz’da. Bulutsuzluk Özlemi ile İBB İstanbul Gençlik Orkestrası’nın konseri. Grubun şarkılarını Melek Mosso, Dilan Balkay ve Ladies & Gentlemen Korosu seslendirecekmiş. Harbiye Açıkhava Tiyatrosunda gerçekleşecek iki konserin de ücretsiz olduğunu vurgulamadan geçmeyelim.
POLİTİK MÜZİK
Adını andığım müzisyenlerin hemen hepsi de duruşlarıyla, şarkılarıyla toplumcu bir çizgide saf tutmuştur. Tıpkı dünyanın başka köşelerinde olduğu gibi… Müzik, çağlar boyunca toplumsal değişimlere tepkisiz kalmamış, halkları en çok etkileyen sanat dalı olmuştur.
‘Where Have All the Flowers Gone’, ‘We Shall Overcome’, ‘Blown in the Wind’ gibi şarkılarıyla Pete Seeger, Joan Baez, Bob Dylan gibi Amerikalı şarkı yazarı ve yorumcuların Vietnam Savaşına karşı duruşları unutulabilir mi? 20. yüzyılın ilk yarısında Joe Hill’in, Almanac Singers’ın, The Weavers’in, Woody Guthrie, Tom Paxton, Judy Collins, Phil Ochs, Billie Holday, Nina Simone, Sun Ra, Paul Robeson; Karayiplerde Reggae kraliçesi Ivy Queen; Meksika’da Tigres del Norte; Britanya’da Ewan McColl, Joohn Lennon, Rolling Sytones; İrlanda’da Wolfe Tones ‘dan Kneecap’e pek çok grup ve sanatçı ‘protest müzik’ dünyasının ön saflarında yer aldı.
Toplumsal sorunlarla boğuşan pek çok ülkede müzisyenler arasında siyasi şarkılarıyla öne çıkanlar oldu. Şili’de Victor Jara ve Inti İlimani, Doğu Almanya’da Wolf Bierman, Güney Afrika’da Abdullah İbrahim, Miriam Makeba, Çin’de Zhejiang grubu, Nijerya’da Fela Kuti, İran’da Şervin Hajipur, Mısır’da Ramy Essam, Lübnan’da Ziad Rahbani, Filistin’de Kamilya Jubran ve Wissam Hatem Jubran gibi sayısız isim var siyasi içerikli şarkılarıyla toplumu etkileyen. Pek azı ülkemizde tanınıyor bu şarkıcıların. Ama İran’ın Bob Dylan’ı olarak tanınan, İran halk müziği ile blues ve rock’u buluşturan Muhsin Namjoo’nun geçen ay Ankara’da vereceği konser Çankaya Kaymakamlığı tarafından ’kamuoyunda oluşan haklı hassasiyetler nedeniyle’ yasaklanması pek ses getirmedi ülkemizde. Yasak kararının sosyal medyada çıkan ‘Namjoo’nun Kuran ayetlerini müzikleştirdiği’ yönündeki haberlere bağlı olduğu sanılıyor.
Elbette toplumcu/devrimci duruşlar dışında başka siyasi tavırlardan da söz edilebilir. Sovyetler Birliği çizgisindeki doğu bloğu ülkelerinde pek çok sanatçı özgürlükçü bir karşı duruşu benimsedi (tıpkı sinema alanında olduğu gibi). Milliyetçi, hatta ırkçı yaklaşımlarını şarkılarına yansıtanlar oldu. Nazi Almanya’sında, Mussolini’nin Franco’nun Faşist rejiminde bir kesim rejimin propaganda makinesine teslim olurken, bir kesim karşı durmayı seçti. Kimi ülkelerinde, kimi ülke dışında… Brecht- Kurt Weill işbirliği unutulabilir mi? Sovyetler Birliği’nde Stalin – Jdanov sansürü pek çok yorumcunun sesini keserken, Şostakoviç, Prokofyev, Haçaturyan gibi klasik müzik bestecilerini ‘biçimci sapkınlıkları ve müzikteki antidemokratik eğilimleri’ nedeniyle kara listeye almaktan çekinmemişti. Haftaya müzikten devam ederiz, sahnelerimize ve beyazperdeye yansıyan klasik müziğin ustalarıyla…