Türkiye için tehlike büyüyor, milyarlarca metreküp su kayıp
İklim değişikliği, artan nüfus, bilinçsiz tüketim ve büyüyen kentler Türkiye’yi su stresi sınırına taşımış durumda. Üstelik sınırlı su kaynaklarının önemli bir kısmı da, kullanıcıya ulaşana kadar sızıntı, arıza ve ölçüm hataları nedeniyle kayboluyor. Su kaynaklarındaki azalma, Türkiye’de yalnızca doğal bir sorun olmaktan çıkarak doğrudan bir altyapı ve yönetim krizine dönüşme riski de taşıyor. Konutlardan sanayiye, turizmden tarıma kadar geniş bir alanı etkileyen su yönetimi politikalarının en zayıf halkasını ise “su kaybı” oluşturuyor. Mevcut tablo oldukça vahim durumda. Yıllardır düşürülmeye çalışılan su kayıp oranı, onca uyarı ve ilerlemeye rağmen halihazırda kritik seviyede bulunuyor. 2004 yılında yüzde 60 olarak hesaplanan kayıp oranı, uzun yıllara yayılan yatırımlar ve düzenlemelerle gerilese de bu oran günümüzde yüzde 30 olarak telaffuz ediliyor.
Büyükşehir belediyelerinde ortalama kayıp oranı yüzde 32,45 seviyesindeyken, il belediyelerinde bu oran yüzde 41,25’e kadar çıkıyor.
SİSTEM İÇİNDE KAYBOLUYOR
Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’ne bildirilen veriler üzerinden yapılan hesaplamalara göre, içme ve kullanma suyu şebekesine verilen toplam su miktarı yaklaşık 6,22 milyar metreküp seviyesi olarak hesaplanıyor. Bu miktarın yalnızca 4,13 milyar metreküpü kullanıcıya ulaşırken, yaklaşık 2,09 milyar metreküp su ise sistem içinde kayboluyor. Uzmanlar ise bu miktarın, birçok kentin yıllık su ihtiyacına denk gelen devasa bir kayıp olduğuna dikkat çekiyorlar. Faturalandırılamayan ancak tüketilen suyu da kapsayan “gelir getirmeyen su” oranı ise yüzde 38,67 olarak belirtiliyor.
SU KITLIĞI YAŞANIR
Ülke genelinde kişi başına düşen yıllık su miktarı 1305 metreküp seviyesinde bulunuyor. Uluslararası ölçütlere göre bu değer, Türkiye’nin “su stresi” yaşayan ülkeler kategorisinde yer aldığını gösteriyor. Kişi başına düşen su miktarının 1000 metreküpün altına inmesi ise “su kıtlığı” anlamına geliyor. Nüfus projeksiyonları ve iklim değişikliği etkileri birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin bu eşiklere hızla yaklaştığı görülüyor.
EN ÇOK TARIMDA
Türkiye’de su tüketiminin dağılımı, kaynakların hangi alanlarda yoğunlaştığını net biçimde ortaya koyuyor. Toplam su kullanımının yüzde 68’i meskenlerden gelirken, sanayi ve ticarethanelerin payı yüzde 9,6, kamu kurumlarının payı ise yüzde 5,3 seviyesinde bulunuyor. Ancak asıl büyük tüketim kalemini tarım oluşturuyor. Türkiye genelinde yıllık yaklaşık 61,7 milyar metreküp su kullanılırken, bunun 48,7 milyar metreküplük bölümü doğrudan tarımsal sulamada değerlendiriliyor. Sulamada halen yaygın şekilde kullanılan gelişigüzel ilkel sulama yöntemleri ise kaynaklar üzerinde baskıyı artırıyor.
YAĞIŞLAR YETERSİZ
Öte yandan Türkiye’DE yıllık ortalama yağış miktarı 573,4 milimetre seviyesinde ölçülürken, bu yağışın toplam hacmi yaklaşık 450 milyar metreküp olarak hesaplanıyor. Ancak bu miktarın tamamı değerlendirilemiyor. Yağışın yalnızca 185 milyar metreküplük kısmı akışa geçerek su kaynaklarına dönüşüyor. Hesaplamalara göre kullanılabilir yüzey suyu ise 94 milyar metreküp, yer altı suyu ise 18 milyar metreküp düzeyinde bulunuyor.
ARITMADAKİ KAYIPLAR
Su kaybının önemli bir bölümü de arıtma tesislerinde yaşanıyor. Türkiye genelindeki 529 içme suyu arıtma tesisinden incelenen 107’sinde yapılan analizler, bazı tesislerde kayıpların yüzde 20’nin üzerine çıktığını ortaya koydu. Filtre geri yıkama işlemleri sırasında oluşan bu kayıplar, sistemin görünmeyen ancak önemli bir zafiyetini oluşturuyor. Yaşanan bu kritik soruna karşı hazırlanan Ulusal Su Planı yalnızca kayıpları azaltmayı değil, tüketimi de düşürmeyi hedefliyor. Buna göre kişi başına günlük su tüketiminin 2030’da 120 litreye, 2050’de 100 litreye, 2100’de ise 75 litreye kadar dindirilmesi planlanıyor.
Uzmanlara göre su kaybının azaltılması için üretim ve depolama tesislerinden iletim hatlarına kadar tüm sistemin yeniden ele alınması gerekiyor. Bunun yanı sıra dijital izleme, veri yönetimi ve anlık kontrol mekanizmalarının devreye alınması da kritik önem taşıyor.
MİLYARLARCA LİRALIK KAYIP
Yaşanan ulusal soruna yönelik açıklamalarda bulunan Su Politikaları Derneği Başkanı ve eski DSİ yöneticisi Dursun Yıldız ise, “Su kayıplarının azaltılması için belediyelere de net hedefler verildi. Yönetmeliğe göre büyükşehir ve il belediyelerinin su kayıp oranını 2028’e kadar yüzde 25 seviyesine indirmesi gerekiyor. Ancak mevcut veriler, birçok belediyenin bu hedeflerin gerisinde kaldığını gösteriyor. Su kaybı yalnızca teknik bir altyapı sorunu değil, aynı zamanda doğrudan ekonomik bir kayıp anlamına geliyor. Yaklaşık 2 milyar metreküpe ulaşan yıllık su kaybının ekonomik karşılığı, suyun birim maliyetine göre milyarlarca liralık bir kayba işaret ediyor” dedi.
ESKİ VE DAĞINIK ALTYAPI
“Türkiye’de ortalama yüzde 30’un üzerinde seyreden su kayıp oranı, gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında oldukça yüksek seviyede” bilgisini de paylaşan Yıldız, “AB ülkelerinde su kayıp oranları genellikle yüzde 10-15 bandında. Almanya, Hollanda ve Danimarka gibi ülkelerde bu oran yüzde 10’un altına düşmüş durumda. Türkiye’de su altyapısının büyük bölümünün eski ve dağınık bir yapıda bulunması, bu sistemlerin hem fiziksel hem de siber risklere açık hale gelmesine neden oluyor. Özellikle asbestli ve eski tip borular, hem sağlık hem de su kaybı açısından risk oluşturuyor. Bu hatlarda meydana gelen küçük çatlaklar bile zamanla büyük kayıplara yol açabiliyor” diye konuştu.
[email protected]
Kaynak: Web Özel