Mimari sırrı İtalyan arşivinde! ‘Türk burjuvazisi’ için ilk tasarım

İstanbul’un siluetinin tamamlayıcı yapılarından biri olan ve uzun yıllar kaderine terk edilen Aksaray’daki Bulgur Palas’ın; şehrin mimari tarihiyle ilgili sırlar taşıdığı geçen yılın son günlerinde ortaya çıkarken, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün yayını Yıllık’ta bir asırlık sırrın detayları yer aldı. Apartmanın mimarının 100 yıldır sanıldığı gibi Giulio Mongeri değil, genç yaşta hayatını kaybeden Levanten mimar Alessandro Valeri olduğu ortaya konmuştu. Enstitünün çalışmasında yer verilen belgede Valeri’nin isminin nasıl ortaya çıktığı ile ilgili çarpıcı bilgiler aktarıldı. Bu keşif, İstanbul’un mimarlık tarihine dair bilinenleri değiştirirken, Valeri ile ilgili kayıtların ortaya çıkış serüveni de tarih meraklılarının ilgisini çekiyor. Öte yandan araştırmada İttihat ve Terakki’nin önde gelen isimlerinden Habib Bey için yapılan apartmanın, o dönemde yeni ortaya çıkan ‘Türk-Müslüman burjuvazi’nin sembol yapısı olarak görüldüğü belirtiliyor.
Valeri’nin hikâyesi, İstanbul’un bugün az bilinen Levanten tarihini de ortaya koyuyor.
AİLE ARŞİVİNDE BULUNDU
Uzun süre terk edilmiş bir halde duran, son yıllarda restore edilerek kültür merkezine dönüştürülen yapı, bugüne kadar çoğunlukla ‘Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’ içinde, ünlü mimar Giulio Mongeri’ye atfedilerek anıldı. Bu bilgi; belediye açıklamalarından akademik metinlere, popüler tarih yazılarından sosyal medyaya kadar tekrarlandı. Ancak bu atıf hiçbir zaman kesin belgelere dayanmıyordu. Paolo Girardelli’nin çalışması, İtalya’nın Faenza kentinde bir aile arşivinde bulunan yaklaşık yüz çizim ve plan üzerinden bu yanlışı düzeltti. Ortaya çıkan belgeye göre aparmanla ilgili tüm çizimlerde, “Villa Habib Bey à Ak-Serai” başlığıyla yer alırken, imza olarak ise “Alessandro Valeri” ismine yer veriliyor. Yıllık’ta bu durum yalnızca bir isim değişikliği değil; İstanbul’un mimarlık anlatısında unutulmuş bir kuşağın hatırlanması olarak ifade ediliyor.
KİMDİR BU VALERİ?
1887’de İstanbul’da doğan Alessandro Valeri, aslında bir yabancı değil; Levanten bir İstanbullu. Babası, Sanayi-i Nefise Mektebi’nin ilk hocalarından ressam Salvatore Valeri; annesi ise İstanbul doğumlu Ermeni Katolik Maria Lekegian’dı. Vaftiz babası ise bizzat Alexandre Vallaury’ydi. Galatasaray Lisesi’nde okuyan Valeri, Sanayi-i Nefise’de mimarlık eğitimi aldı. Projelerinde genellikle Osmanlı süsleme sanatını kullandı.
NE DOĞU NE BATI
Valeri’nin hikâyesi, İstanbul’un bugün az bilinen Levanten tarihini de ortaya koyuyor. Levantenler, çok dilli, çok kültürlü, Avrupa ile İstanbul arasında mekik dokuyan, mimarlık, ticaret, sanat ve mühendislikte etkin isimler olarak biliniyor. Bulgur Palas’ın mimarisi de Levanten üslubunu yansıtan bir çizgi olarak değerlendiriliyor.
İTTİHATÇI İSİMLER
Yıllık’ta yapının tarihsel ve siyasi anlamına yönelik de çarpıcı bilgilere veriliyor. Bulgur Palas’ı yaptıran Habib Bey, İttihat ve Terakki’nin yükselen figürlerinden biri olarak anlatılıyor. Savaş yıllarında büyük bir servet edinen İttihatçı isimler o dönemde yeni bir “Türk-Müslüman burjuvazisi” yaratma projesinin parçası olarak tanımlanıyor. Ancak o dönemde yapı tamamlanamazken Habib Bey Malta’ya sürgüne gönderiliyor. Valeri de 1920’de, 33 yaşında İspanyol gribi nedeniyle hayatını kaybedince Bulgur Palas, sahipsiz kalıyor.
İtalya’nın Faenza kentinde bir aile arşivinde bulunan çizimler gerçeği ortaya çıkardı.
İSMİ BİLİNMİYORDU
Restorasyon sürecinin ardından, yapı hizmete açılırken Alessandro Valeri’nin adı geçmiyordu. Mimari kimlik netleştirilmezken yapı, anonim bir “ulusal mimarlık örneği” olarak sunuluyordu. Yıllık’ta yer verilen belgelere göre Valeri’nin çizimleri, iç mekânların mermer kaplamalar, alçı süslemeler ve zengin bezemelerle tasarlandığını açıkça gösteriyordu.
[email protected]
Kaynak: Web Özel