Sosyal medya yasağının unutulan yüzleri: Genç kanser hastaları

Kanserle mücadele eden gençlerin TikTok ve benzeri platformları yalnızca eğlence için değil, destek bulmak, kendilerini ifade etmek ve yalnızlıkla başa çıkmak için de kullanıyor. Uzmanlara göre bu durum, sosyal medyanın gençler için tamamen yasaklanması gerektiği yönündeki tartışmaları daha karmaşık hale getiriyor.

Türkiye dahil birçok ülkeyi şimdiden 15 yaş altına sosyal medya yasağı getirdi. Başka ülkeler de bu konuda harekete geçti. Sosyal medyanın çocuklar ve gençler için sınırlandırılması ya da yasaklanması gerektiği yönündeki tartışmalar sürerken, bu platformların farklı bir kullanım alanı giderek daha fazla dikkat çekiyor. Kanserle yaşayan gençler ve ergenler, TikTok başta olmak üzere sosyal medya platformlarını yalnızca vakit geçirmek için değil, aynı zamanda duygusal destek bulmak, benzer deneyimler yaşayan kişilerle bağlantı kurmak ve yaşadıklarını ifade etmek için kullanıyor.

Universitat Oberta de Catalunya’dan psikolog ve araştırmacı Belén Jiménez’e göre, bu platformlar gençler için birer “anlatı alanı” işlevi görüyor. Jiménez, sosyal medya tartışmalarının yalnızca ekran süresi üzerinden yürütülmesini yetersiz buluyor ve asıl sorunun gençlerin bu platformlarda ne yaptığı, kimlerle iletişim kurduğu ve bunun hayatlarında nasıl bir rol oynadığı olduğunu vurguluyor.

ABD’de genç kanser hastalarıyla yapılan bir araştırma da bu tabloyu destekliyor. Araştırmaya göre kanserle yaşayan gençlerin neredeyse tamamı sosyal medyayı diğer hastalarla bağlantı kurmak için kullanıyor. Bu kullanımın temel motivasyonu ise duygusal destek, bilgi edinme ve benzer deneyimler yaşayan kişilerle iletişim kurmak olarak öne çıkıyor. TikTok ve benzeri platformların bu süreçte günlük olarak aktif biçimde kullanıldığı da dikkat çekiyor.

Uzmanlara göre kanserle mücadele eden gençler için sosyal medya, yalnızlık hissini azaltan ve anlaşılma duygusunu güçlendiren bir alan yaratıyor. Özellikle eğitim hayatı kesintiye uğrayan, sosyal çevresinden uzaklaşan ya da yaşıtları tarafından tam olarak anlaşılmadığını düşünen gençler için bu platformlar bir tür “dijital topluluk” işlevi görüyor. Bu nedenle sosyal medyanın tamamen kısıtlanmasının, bazı gençler için beklenmedik olumsuz sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.

Bununla birlikte sosyal medya kullanımının beraberinde getirdiği riskler de göz ardı edilmiyor. Uzmanlar, bu platformların gençler üzerinde aşırı görünürlük baskısı yaratabileceğini, belirli davranış kalıplarını teşvik edebileceğini ve algoritmaların kullanıcıları etkileyebileceğini hatırlatıyor. Ancak Belén Jiménez’e göre çözüm, bu platformları tamamen yasaklamak değil; gençlerin bilinçli ve güvenli şekilde kullanmasını sağlamak.

Sosyal medyanın bir diğer önemli etkisi ise kimlik meselesinde ortaya çıkıyor. Kanserle yaşayan birçok genç, yalnızca “hasta” kimliğiyle anılmak istemiyor. Buna rağmen sosyal medyada çoğu zaman kendilerini bu kimlik üzerinden ifade ediyorlar. Uzmanlara göre bu durum bir çelişki değil, ergenlik döneminin doğal bir parçası. Ancak sorun, bu kimliğin dijital ortamda kalıcı hale gelmesiyle ortaya çıkıyor.

Bu noktada “onkolojik unutulma hakkı” tartışması da devreye giriyor. Bu hak, kanseri atlatmış bireylerin geçmiş hastalıklarını özellikle sigorta gibi alanlarda açıklama zorunluluğunu sınırlamayı amaçlıyor. Ancak sosyal medya, bu hukuki korumayı zorlaştıran yeni bir unsur olarak öne çıkıyor. Çünkü gençler ya da çevreleri tarafından paylaşılan içerikler, yıllar sonra bile erişilebilir kalabiliyor. Bu da hukuki unutulma ile dijital unutulma arasında önemli bir fark yaratıyor.

Uzmanlara göre bu durum yalnızca hukuki değil, aynı zamanda etik bir mesele. Gençlerin kendi kimliklerini yeniden tanımlama hakkı, dijital ortamda kalıcı hale gelen içerikler nedeniyle sınırlanabiliyor. Bu nedenle sosyal medya kullanımına ilişkin yaklaşımın yalnızca yasaklama üzerinden değil, rehberlik, eğitim ve farkındalık üzerinden kurulması gerektiği ifade ediliyor.

Sonuç olarak, kanserle yaşayan gençler için sosyal medya hem riskler hem de önemli fırsatlar barındırıyor. Uzmanlara göre asıl mesele, bu platformları tamamen ortadan kaldırmak değil; gençlerin bu alanları güvenli, bilinçli ve destekleyici bir şekilde kullanmasını sağlamak.

Başa dön tuşu