Dünya’nın dönüşü değişiyor, günler uzuyor

Dünya’da bir günün 24 saat sürdüğünü düşünürüz. Ancak bilimsel olarak bu süre her zaman tam olarak aynı değildir. Dünya, kusursuz çalışan bir saat gibi dönmez; okyanus hareketleri, atmosfer, yer kabuğu, Ay’ın çekim etkisi ve iklim değişikliği gibi faktörler gezegenin dönüş hızında çok küçük değişimlere yol açar.

NASA destekli çalışmalar, bu değişimin artık yalnızca doğal süreçlerle açıklanmadığını gösteriyor. Eriyen buzullar, yer altı sularındaki azalma ve deniz seviyesindeki yükselme, Dünya üzerindeki kütle dağılımını değiştiriyor. Bu da gezegenin dönüşünü milisaniyeler düzeyinde yavaşlatıyor.

Bilim insanlarına göre bu durum günlük hayatta hissedilecek kadar büyük değil. Ancak GPS, uydu sistemleri, uzay görevleri, telekomünikasyon ve hassas zaman ölçümü gerektiren teknolojiler için bu küçük farklar bile önem taşıyor.

Dünya’da bir gün gerçekten 24 saat mi?

Günlük yaşamda “bir gün 24 saattir” kabulü kullanılır. Ancak Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüşü sabit değildir. Bazen çok küçük hızlanmalar, bazen de yavaşlamalar yaşanır.

Bu değişimler milisaniyelerle ölçülür. Bir milisaniye, saniyenin binde biridir. İnsanların günlük yaşamında fark edilemeyecek kadar küçük olan bu değişimler, yüksek hassasiyetle çalışan teknolojiler için kritik olabilir.

Resmi zaman sistemleri atom saatlerine dayanır. Atom saatleri son derece kararlıdır. Buna karşılık Dünya’nın dönüşü doğal süreçler nedeniyle düzensizdir. Bu nedenle zaman zaman “artık saniye” olarak bilinen eklemeler yapılır. Amaç, resmi saat ile astronomik zaman arasındaki farkın fazla açılmasını önlemektir.

Ay, Dünya’nın dönüşünü yavaşlatıyor

Dünya’daki günlerin tarih boyunca uzamasının en önemli doğal nedeni Ay’dır. Ay’ın yer çekimi okyanuslarda gelgitlere yol açar. Bu gelgitler, Dünya’nın dönüşü üzerinde fren etkisi yaratır.

NASA’nın aktardığı verilere göre Ay kaynaklı gelgit sürtünmesi, Dünya’daki günlerin uzunluğunu ortalama olarak yüzyılda yaklaşık 2,4 milisaniye artırıyor. Bu çok küçük bir değer gibi görünse de milyarlarca yıl boyunca biriktiğinde gezegenin dönüş süresinde büyük farklar yaratıyor.

Bilim insanları, geçmişteki tutulma kayıtları ve gök olayları üzerinden Dünya’nın dönüş hızındaki değişimleri binlerce yıl geriye doğru inceleyebiliyor. Avrupa Komisyonu’nun CORDIS platformunda aktarılan araştırmaya göre, mevcut yavaşlama eğilimi aynı şekilde devam ederse Dünya’da bir günün 25 saate ulaşması için yaklaşık 200 milyon yıl gerekiyor.

İklim değişikliği Dünya’nın dönüşünü nasıl etkiliyor?

Yeni araştırmaların dikkat çeken kısmı ise iklim değişikliğinin bu sürece dahil olması. NASA destekli çalışmalara göre buzulların ve kutup buz tabakalarının erimesi, suyun kutuplardan okyanuslara ve Ekvator’a daha yakın bölgelere yayılmasına neden oluyor.

Bu durum fiziksel olarak şu şekilde açıklanıyor: Bir patencinin kollarını açtığında daha yavaş dönmesi gibi, Dünya’da kütlenin Ekvator’a doğru yayılması da gezegenin dönüşünü çok az yavaşlatıyor.

NASA’ya göre 2000 yılından bu yana, iklim değişikliğine bağlı buz ve su hareketleri nedeniyle günler yüzyılda yaklaşık 1,33 milisaniye uzuyor. Bu oran, önceki yüzyıldaki seviyenin üzerinde. Emisyonların artmaya devam etmesi halinde, bu etkinin yüzyıl sonuna doğru 2,62 milisaniyeye kadar çıkabileceği belirtiliyor.

PNAS’ta yayımlanan araştırma da yüksek emisyon senaryosunda iklim kaynaklı gün uzunluğu değişiminin, yüzyıl sonunda Ay’ın gelgit etkisini bile geçebileceğini ortaya koyuyor.

Dünya’da günler ne zaman 25 saat olacak?

Son dönemde en çok merak edilen soru şu: Dünya’da bir gün gerçekten 25 saat olacak mı?

Evet, çok uzun vadede mümkün. Ancak bu, yakın gelecekte yaşanacak bir değişim değil.

Mevcut hesaplamalara göre Dünya’da bir günün 25 saate çıkması için yaklaşık 200 milyon yıl gerekiyor. Yani insanlar bir sabah uyanıp günlerin 25 saat olduğunu görmeyecek. Bu, insan ömrüyle değil, jeolojik zaman ölçeğiyle açıklanabilecek bir süreç.

Bu değişim günlük hayatı etkiler mi?

Günlerin milisaniyeler düzeyinde uzaması günlük yaşamda hissedilmez. İnsanların çalışma saatleri, uyku düzeni veya takvimleri bu nedenle değişmez.

Ancak hassas zamanlama gerektiren sistemler için durum farklıdır. GPS, uydu navigasyonu, uzay araçlarının yönlendirilmesi, finansal işlemler, internet altyapısı ve telekomünikasyon sistemleri çok küçük zaman farklarına bile duyarlıdır.

NASA, Dünya’nın dönüşündeki bu küçük değişimlerin modern teknoloji açısından hesaba katılması gerektiğini vurguluyor. Çünkü uzay görevlerinde veya hassas konum belirleme sistemlerinde çok küçük sapmalar bile büyük mesafelerde önemli sonuçlar doğurabilir.

Dünya’nın ekseni de etkileniyor

Araştırmalar yalnızca gün uzunluğuna odaklanmıyor. NASA destekli çalışmalar, eriyen buzullar ve suyun yeniden dağılması nedeniyle Dünya’nın dönüş ekseninde de değişimler yaşandığını gösteriyor.

NASA’ya göre yaklaşık 120 yıllık süreçte Dünya’nın dönüş ekseninde yaklaşık 10 metrelik bir kayma gözlemlendi. Bu değişimde buz kütlelerinin erimesi, yer altı sularındaki azalma ve deniz seviyesindeki yükselme önemli rol oynuyor.

Bu da iklim değişikliğinin yalnızca atmosferi, okyanusları veya hava olaylarını değil; gezegenin fiziksel hareketlerini de etkilediğini ortaya koyuyor.

Bilim insanları neden bunu önemsiyor?

Bu değişimlerin insan gözüyle fark edilmemesi, önemsiz oldukları anlamına gelmiyor. Dünya’nın dönüşündeki milisaniyelik farklar, gezegenin kütle dağılımı ve iklim sistemi hakkında önemli bilgiler sunuyor.

Ayrıca bu veriler, gelecekte zaman sistemlerinin nasıl ayarlanacağı konusunda da belirleyici olabilir. Uluslararası Dünya Dönüşü ve Referans Sistemleri Servisi, Dünya’nın dönüşüne ilişkin ölçümleri takip ederek artık saniye gibi zaman ayarlamaları konusunda duyurular yayımlıyor.

ABD Deniz Gözlemevi’nin son bildirimine göre Haziran 2026 sonunda yeni bir artık saniye eklenmeyecek. Bu da zaman düzenlemelerinin rastgele değil, Dünya’nın dönüşüne ilişkin hassas ölçümlere göre yapıldığını gösteriyor.

Başa dön tuşu