Konya’nın altı boşalıyor! Kuraklık ve obruk alarmı büyüyor

Konya Ovası’nda yıllardır devam eden su kaybı ve kuraklık, yeraltındaki tehlikeyi her geçen yıl daha görünür hale getiriyor. Son dönemde yağışların azalması, sıcaklıkların yükselmesi, yoğun tarımsal sulama ve ruhsatsız kuyular aracılığıyla yapılan su çekimi sonucunda yeraltı su seviyesi düşerken, yeni obruklar oluşmaya devam ediyor. Öyle ki, AFAD’ın Obruk Duyarlılık Haritası çalışmasına göre Konya Kapalı Havzası’nda kayıt altına alınan obruk sayısı 739’a ulaşmış vaziyette. Obrukların 702’si Konya, 29’u Karaman, 8’i ise Aksaray sınırlarında bulunuyor. Konya’da daha önce kayıt altına alınan 576 obruğa, 2020’den bu yana 126 yeni obruk eklendiğine dikkat çekiliyor. Bilimsel saha çalışmalarında ise yalnızca büyük ve derin obruklar değil, daha küçük çökmeler, yüzey deformasyonları ve oturma yapıları da hesaba katıldığında sayının çok daha yüksek seviyelere çıktığı belirtiliyor. Uzmanlar özellikle Karapınar, Ereğli, Halkapınar, Emirgazi, Çumra, Cihanbeyli, Kulu, Yunak, Çeltik ve Altınekin çevresindeki gelişmeleri yakından izliyor.

YERALTI SUYU HIZLA DÜŞÜYOR

Türkiye’nin kullanılabilir yerüstü su kaynaklarının yalnızca yaklaşık yüzde 2’si bölgede bulunurken, yeraltı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 17’si Konya Kapalı Havzası’nda yer alıyor. Buna karşılık Türkiye genelinde kullanılan yeraltı suyunun yaklaşık yüzde 40’ının bu havzadan çekildiği hesaplanıyor. Bölgedeki sulanan tarım alanlarında kullanılan suyun yaklaşık yüzde 60’ı yeraltı kaynaklarından karşılanıyor. Yoğun kullanım nedeniyle yeraltı su seviyesinin bazı kesimlerde yılda 2 ila 3 metre gerilediği belirtiliyor. Bazı bölgelerde ise tarımsal sulama için suya ulaşabilmek amacıyla 250 ila 300 metre derinliğe kadar inilmek zorunda kalınıyor.

400 MİLYON METREKÜP KAYIP

Boğaziçi Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi İrem Daloğlu Çetinkaya ise Konya Kapalı Havzası’ndaki obrukların yıllardır devam eden aşırı yeraltı suyu kullanımının yüzeydeki en somut göstergelerinden biri olduğunu belirtiyor. Çetinkaya, tarımsal sulama ihtiyacının önemli bölümünün ruhsatsız kuyularla yeraltı suyundan karşılandığını, buna karşılık iklim değişikliğiyle azalan yağışların akiferlerin doğal beslenmesini zayıflattığını vurguluyor. Son yıllarda mısır gibi su talebi yüksek ürünlerin ekim alanlarının genişlemesinin de baskıyı artırdığına dikkat çeken Çetinkaya, bir tarafta aşırı çekim ve yanlış ürün deseni, diğer tarafta ise iklim kaynaklı su kaybının aynı anda yaşandığını ifade ediyor.

SÜRDÜRÜLEMEZ DURUMDA

350 Türkiye ekibinden Ege Tok ise Türkiye’nin COP31’e Antalya’da ev sahipliği yapmaya hazırlandığı süreçte Konya Ovası’ndaki tablonun iklim krizinin geleceğe ilişkin bir senaryo olmadığını ortaya koyduğunu belirtiyor. Tok, kuraklık, azalan yağışlar, artan sıcaklıklar ve su kaynakları üzerindeki baskının milyonlarca insanın yaşamını ve geçimini doğrudan etkilediğini ifade ediyor. Tok ayrıca, “Konya Ovası’nda ortaya çıkan tablo, yalnızca obruk sayısındaki artışı değil, Türkiye’nin en önemli tarım merkezlerinden birinde büyüyen su açığını da gözler önüne seriyor. Yeraltı suyunun aşırı çekilmesi, yanlış ürün deseni, sulamadaki kayıplar ve azalan yağışlar aynı noktada birleşirken, obruklar toprağın altında yıllardır büyüyen krizin en görünür işaretlerinden biri haline geliyor” diyor.

Başa dön tuşu