Karıncaların besleyip büyüttüğü tırtıllar

Ancak türler arası bu ilişkinin sürdürülebilmesi için karıncalar ve tırtılların iletişim kurması gerekir. Uzun süredir bunun kimyasal maddeler aracılığıyla (kimyasal taklit/mimetizm süreci) gerçekleştiği biliniyordu. Fakat yeni bir araştırma, iletişimin ritim yoluyla da gerçekleştiğini ortaya koydu.
Birleşik Krallık’taki Warwick Üniversitesi liderliğinde yürütülen çalışma, yavru tırtılların karıncaları taklit etmek ve koloniye ait olduklarına onları ikna etmek için karmaşık ve senkronize ritmik sinyaller kullandığını gösteriyor. Bulgular Annals of the New York Academy of Sciences dergisinde yayımlandı.
Warwick Üniversitesi Psikoloji Bölümü araştırmacısı ve çalışmanın baş yazarı Chiara De Gregorio şunları söyledi:
“Ritim insan yaşamının temel bir parçasıdır: müzikle dans eder, tempo tutarız ve bir şeyin ritmin dışında olduğunu hemen fark ederiz. Ancak karmaşık ritmik organizasyon genellikle primatlarda gözlemlenmiştir. Bu nedenle karıncaların ve tırtılların da iletişim kurmak için dikkatle senkronize edilmiş sinyallere bağımlı olduklarını keşfetmek bizim için oldukça heyecan verici.”
Toprak boyunca yayılan titreşimler
Araştırmada ekip, iki karınca türü ve karıncalarla farklı düzeylerde ilişki kuran dokuz tırtıl türünün vibroakustik sinyallerini analiz etti. Bu sinyaller; bitkiler, toprak ya da karınca yuvalarının duvarları boyunca yayılan küçük titreşimlerdir. Araştırmacılar, nabız temposu, aralıkların senkronizasyonu ve ritmik düzenlilik gibi özellikleri inceledi.
Gözlemlere göre karıncalara daha yüksek derecede bağımlı olan tırtıllar, oldukça düzenli senkronizasyona ve güçlü-zayıf vuruşların dönüşümlü olduğu müzikal ritimlere benzeyen karmaşık ritmik kalıplara sahip sinyaller üretiyordu. Bu ritimler karıncaların kullandıklarına çok benziyordu. Buna karşılık, karıncalarla zayıf ya da hiç ilişkisi olmayan türler daha basit ve düzensiz ritimler üretiyordu.
Turin Üniversitesi’nden araştırmacı ve çalışmanın yazarlarından Francesca Barbero’ya göre:
“Karınca yuvasının karanlık ve kalabalık ortamında, sürekli titreşim ve gürültü kaçınılmazdır. Bu ortamda net bir ritim, sinyallerin öne çıkmasına ve hızla tanınmasına yardımcı olabilir. Tırtıllar için doğru ritmi yakalamak hayati olabilir; karıncaların onlara bakım ve koruma sağlamasını ya da tamamen görmezden gelmesini belirleyebilir.”
Çift ölçü
Karıncalara yüksek derecede bağımlı olan tırtıllar, karıncalarla iki temel ritmik özelliği paylaşıyordu:
İzokroni: Eşit aralıklarla gelen nabız vuruşlarıyla sabit bir ritim oluşturma
Çift ölçü (double beat): Uzun ve kısa aralıkların dönüşümlü olduğu daha karmaşık bir desen
Bu kombinasyon yalnızca karıncalarda ve onlara en bağımlı tırtıl türlerinde gözlemlendi. Bu da iki türün, yakın ekolojik etkileşimleri sonucu koordineli bir ritmik desen geliştirdiğini düşündürüyor.
De Gregorio şu noktaya dikkat çekiyor:
“Bu çalışma, yalnızca iletilen mesajın değil, iletilme biçiminin de önemli olduğunu gösteriyor. Zamanlama, düzenlilik ve sinyallerin zamansal yapısı, karıncaların davranışını etkilemede kritik rol oynuyor.”
Ritim evrimsel bir iletişim aracı
Elde edilen bulgular, ritmin yalnızca insanlara ya da büyük beyinli hayvanlara özgü olduğu düşüncesini sorguluyor.
Araştırmacıya göre: “Bu, ritmin evrim tarafından tekrar tekrar şekillendirilmiş, biyolojik iletişimin yaygın ve temel bir özelliği olduğunu gösteriyor.”
Son olarak araştırmacı şu ifadeyi kullanıyor:
“Bir dahaki sefere müzikle ayağınızı yere tempo tutarak vurduğunuzda, yerin altında bir yerde tırtılların da şaşırtıcı derecede benzer bir şey yapıyor olabileceğini hatırlayın: Hayatta kalmak için ritim tutuyor olabilirler.”
Kaynak: Chiara De Gregorio ve diğerleri. “Mirmekofili dereceleri farklı karınca ve kelebeklerin ritmik sinyalleşmesi.” Annals of the New York Academy of Sciences (2026).