“Bakanlıkları ikna ettik” İsrail’in ABD’deki savaş lobisi
Sivil Toplum Kuruluşu adı altında İsrail lobisi olarak faaliyet gösteren Demokrasileri Savunma Vakfı (Foundation for the Defense of Democracies – FDD) adlı kurumun İran hükümeti ve İran’a karşı yürütülen savaşta kullandığı dil ile ABD Dışişleri Bakanlığı ve ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin kullandığı dilin birebir örtüştüğü ortaya çıktı. ABD medyasının radarına giren kurum hakkında çarpıcı bilgiler de ortaya çıkıyor. ABD merkezli analizlere göre FDD’nin Beyaz Saray ile yaklaşık iki ay önce paylaştığı ve “Rejimin altyapısı: İran’daki muhtemel hedefler” başlığını taşıyan haritanın, bugün ABD ve İsrail’in bombaladığı noktalarla büyük ölçüde örtüştüğü belirlendi. Kurumun ABD Hazine Bakanlığı’na sunduğu vergi muafiyeti başvurusunda ise “İsrail’in ABD’deki imajını düzeltmek” ve “İsrail-Arap ilişkilerine dair anlatıyı şekillendirmek” ifadelerinin yer aldığı kaydedildi. Kurumun İsrail’deki Stratejik İlişkiler Bakanlığı’yla sık sık yazıştığı ve ABD televizyonlarda savaşı en çok destekleyen isimler olarak ön plana çıktıklarına da vurgu yapılıyor. Kurumun İsrail ile yazışmalarında ise “Bakanlıkları ikna ettik” notu bulunması dikkat çekiyor.
FDD’nin ABD televizyonlarında yürüttüğü kampanyalarla kamuoyunu etkilediği ve İran’a yönelik savaşı savunan görüşlere en fazla yer verilen think-tank olduğu vurgulanıyor.
TRUMP FDD DİLİ KULLANIYOR
ABD merkezli araştırmacı gazeteci Stephen McIntyre’nin analizine göre, 2 Mart 2026’da Beyaz Saray tarafından yayımlanan İran karşıtı resmi açıklama, FDD’nin Haziran 2025’te yayımladığı metinle “birebir aynı” cümleleri taşıyor. Analize göre Beyaz Saray metninde FDD metnine yalnızca “İran destekli” ifadeleri eklendi. McIntyre’nin değerlendirmesine göre sonrasındaki bazı metinlerde de bu süreç devam etti. Beyaz Saray, örneğin 1996’daki Khobar Towers saldırısında FDD’nin analizi ile aynı ifadeler ve cümleleri kurdu. Gazeteci Gareth Porter’ın CIA ve FBI yetkilileriyle yaptığı görüşmelere dayanan 2009 tarihli araştırmasına göre ise söz konusu saldırıyı kimin gerçekleştirmiş olabileceğine ilişkin kesin bir bilgi söz konusu değil.
İSRAİL’İN EMRİNDE BİR KURUM
FDD’nin kurucuları tarafından ABD vergi kurumu IRS’e sunulan belgelerde kuruluşun ilk adının “EMET” (İbranice “gerçek”) olduğu ve amacının “İsrail’in imajını güçlendirmek” ve “İsrail-Arap ilişkilerine dair anlatıyı şekillendirmek” olarak tanımlandığı ifade ediliyor. Kurum daha sonra adını değiştirerek Washington merkezli en etkili dış politika think-tank’lerinden biri haline geldi. ABD merkezli çeşitli analizlere göre FDD, ABD Kongresi Dış İlişkiler Komitesi’nde en sık dinlenen kuruluşlardan biri olurken, özellikle İran’a karşı askeri müdahaleyi savunan raporlarıyla öne çıktı. Kurumun İsrail Stratejik İlişkiler Bakanlığı ile paylaşılan iç yazışmalarda “ABD Dışişleri Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı’nı ikna ettik” ifadesinin yer aldığı da ortaya çıktı. İsrailli yetkili Sima Vakhnin-Gil’in, 2017’de Washington’da düzenlenen bir toplantıda “Bizim FDD’miz var” ifadesiyle kurumu doğrudan ortak olarak tanımladığı, sızdırılan kayıtlarla belgelendi.
FDD’nin savaş öncesinde ABD yönetimiyle “İran’daki muhtemel hedefler” haritasını paylaşarak saldırı noktalarını belirlediği iddia ediliyor.
SAVAŞ HARİTASI PAYLAŞTILAR
ABD merkezli savunma analizlerine göre FDD yalnızca söylem üretmek ve lobicilik faaliyetleri yürütmekle kalmadı, aynı zamanda İran’da vurulacak hedeflere ilişkin öneriler de sundu. Kurumun önerdiği hedefler arasında Tahran’daki petrol depoları ve stratejik altyapı tesisleri de yer alıyor. Bu tesislerin 8 Mart’ta İsrail tarafından vurulmasının ardından şehir genelinde geniş çaplı yangınlar ve zehirli duman oluştuğu rapor edildi. Axios yayın organının iddiasına göre ABD hükümeti büyük ölçüde “FDD’nin de dahil olduğu çerçeveyi takip etti.”
TELEVİZYONLARDA İKNA KAMPANYASI
ABD merkezli analizler, FDD’nin özellikle Donald Trump’ın ikinci Başkanlık döneminde İran’a yönelik “maksimum baskı” politikasının şekillenmesinde aktif rol oynadığını ortaya koyuyor. Kurumun ABD Dışişleri Bakanlığı hibe programında üst sıralarda yer aldığı ve hükümetin İran politikasını eleştiren çevrelere karşı kampanya yürüttüğü de belirtiliyor. Ayrıca kurumun en büyük finansörleri arasında, Trump’ın seçim kampanyalarına yüz milyonlarca dolar bağış yapan Sheldon ve Miriam Adelson Vakfı’nın yer aldığı kaydedildi. ABD medyasına göre bu finansal ve ideolojik ağ, Washington’un İran politikasında belirleyici unsurlardan biri haline geldi. ABD’li araştırmacı gazeteci Max Blumenthal’in derlemesine göre ABD televizyonlarında İran’a karşı yürütülen kuralsız savaşı en çok destekleyen ve kendisine en çok yer verilen düşünce kuruluşu da FDD oldu.
[email protected]
Kaynak: Web Özel