Üsküdar’da sipariş irade

Üsküdar’da yaşanan süreç adım adım, ince ince örülmüşe benziyor. Sinem Dedetaş’ı etkin pişmanlıktan yararlanan şüphelilerin ifadeleri ve içi boş iddialarla tutuklayıp görevinden uzaklaştırdılar. Ancak belediye meclisinde yapılan ilk seçimde CHP’nin adayı Sibel Tan Çetinkaya belediye başkan vekili seçilince, bu kez yargı mekanizması devreye sokuldu ve o seçim jet hızıyla iptal ettirildi.
***
Bununla da yetinilmedi; yenilenecek meclis seçimi öncesinde Belediye Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik ile daha önce AKP’den istifa ederek CHP’ye geçen Meclis Üyesi Ekrem Baki tutuklanarak oy kullanmaları engellendi. Tercihlerin zorla değiştirildiğine dair iddialar ise meclis seçimi üzerindeki gölgeyi büyüttü. Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Meclis Üyesi Ayhan Aydın’ın tehdit edildiği için parti değiştirdiğini açıklarken, Aydın bu iddiayı yalanlayarak kendi iradesiyle AKP’ye geçtiğini belirtti. Böylece meclis aritmetiği aşamalı müdahalelerle değiştirildi.
Nihayetinde o koltuğa, 2025’in Mart ayındaki meclis oturumunda “Milletin emanetine ihanet eden bedelini ödeyecek” sözleriyle Dedetaş’a sataşan AKP’li Dündar Ziya Gültekin oturtuldu. O gün Dedetaş’tan “Burası Türkiye Cumhuriyeti, bu devlet bir partinin malı değildir” yanıtını alan Gültekin, bugün sanki arkasında gerçek bir halk desteği varmışçasına tebrikleri kabul edip gülümseyerek esnaf ziyaretine çıkabildi.
Hâsılı, mahcubiyet duyabilmek, muhakeme yeteneğine sahip olmak ve topluma karşı sorumluluk hissetmek ancak liyakatli, yetkin ve ahlaki pusulası olan insanlara özgü niteliklerdir. Yüzü kızarma yetisini kaybetmiş, tek derdi mevkiini korumak olan bir siyaset anlayışına etik hatırlatması yapmak tamamen zaman kaybıdır.
Memleketin temelde yaşadığı en büyük kriz de tam olarak bu liyakat ve nitelik krizidir. Sinem; iyi eğitimli, donanımlı, İstanbul Şehir Hatları’ndan Üsküdar’a kadar görev yaptığı her yerde kamu kaynağını ranta kurban etmeyen ve işini ahlakla yapan bir Cumhuriyet kadını. Yaşananları izlerken insan içten içe isyan etmeden duramıyor: Bu ülkede dürüst, yetişmiş ve işinin ehli insanlar tarafından yönetilmek bize çok mu görülüyor? Bu halk; ehil olanın saf dışı bırakıldığı, biat edenin koltuğa oturtulduğu bir vasatlığa ve hukuksuzluğa mecbur mu?
Mesele sadece bir belediye yönetiminin el değiştirmesi değildir. Mesele, bu ülkenin eğitimli ve dürüst kadrolarının kamu yönetiminden sistemli biçimde uzaklaştırılmasıdır.