Tuvaller ekolojik yıkıma direniyor

Tuvaller ekolojik yıkıma direniyor
DOĞA DİRENÇ HATTIMIZ
Resimlerinde sıkça karşılaşılan kök imgeleri ise Kayalı’nın üretiminde geçmişle kurulan bağın simgesi olarak öne çıkıyor. Sanatçı, tarihe tanıklık etmiş ağaçların bugün aynı zamanda birer direnç hattına dönüştüğünü şöyle ifade ediyor: “Benim için ağaç, hayattır. Kök ise geçmişe olan bağımızı temsil etmektedir. Geçmişte tarihe tanıklık eden ağaçlar artık bir direnç alanıdır.”
Kayalı, sanatın ekolojik yıkım karşısındaki etkisini tartışırken, bu mücadelenin yalnızca sanatçılara bırakılmasının yetersizliğine de dikkat çekiyor. Sanatın farkındalık yaratma gücünü teslim etmekle birlikte, toplumsal ölçekte bir karşılık üretilmediği sürece bu çabanın sınırlı kaldığını belirterek “Sanatçıların bu ekolojik yıkım karşısında farkındalık yaratmak gibi bir sorumluluğu var. Ancak yargı kararlarının bile etkili olmadığı durumlar olduğunu düşünecek olursak tek başına sanatçıların çabası yetersiz kalabiliyor. Bu konuda topyekûn hareket edilmeli ve hatta popüler kültür unsurları da bu çabaya dâhil edilmelidir” diyor.
“Sen gittikten sonra da burada olacağım!” başlığı ise Kayalı’nın üretiminde tesadüfi bir tercih değil. Sanatçı, bu temayı sergilerinde ısrarla sürdürdüğünü, görsel üretimin yanı sıra metinlerle de ekolojik yıkımı görünür kılmaya çalıştığını aktararak şunları söylüyor: “Ağaçlar uzun süredir çalıştığım bir konu. Resimlerin yanına ekolojik yıkımı ve ağaçların önemini vurgulayacak metinler de yazdım ama okuma alışkanlığı olmadığından pek dikkat çekmedi.”
Kayalı’nın sergisi, doğayı romantize eden bir anlatının ötesine geçerek izleyiciyi ekolojik yıkım karşısında düşünmeye ve konum almaya çağırıyor. Ağaçlar bu sergide birer estetik unsur değil; hafıza, direnç ve sürekliliğin sessiz tanıkları olarak karşımıza çıkıyor