2026’nın en iyi canavar filmi

Palmiye için yarışan Cannes filmleri genellikle politik alt metinleri, entelektüel yapıları ve sanatsal derinlikleriyle öne çıkıyor. Ancak bu yıl festivalde tüm bu çizginin dışına çıkan bir yapım dikkat çekiyor. BBC’den sinema eleştirmeni Nicholas Barber, Güney Kore yapımı Hope için “2026’nın mutlaka izlenmesi gereken canavar filmi” değerlendirmesinde bulundu.

Güney Kore sinemasının bugüne kadar çekilmiş en pahalı yapımlarından biri olarak gösterilen Hope, klasik bir canavar filminden çok daha fazlasını sunuyor. Film; modern ‘western’ atmosferini aksiyon gerilimi, korku sineması ve bilim kurgu destanıyla bir araya getiriyor.


Fotoğraf: IMDB

Filmin yönetmen koltuğunda, son olarak 2016 yapımı The Wailing ile dikkat çeken Na Hong-jin oturuyor. Barber’a göre yönetmen, uzun aranın ardından çektiği bu filme “olabildiğince fazla fikir ve türü” sığdırmış durumda.

Film, izleyiciyi uzun bir giriş bölümüyle bekletmeden doğrudan hikâyenin içine çekiyor. Başrolde yer alan Hwang Jung-min, Hope Harbor isimli yoksul bir kasabanın polis şefini canlandırıyor. 1970’ler ya da 80’leri andıran belirsiz bir dönemde geçen hikâyede, derin pençe izleri taşıyan parçalanmış bir ineğin bulunmasıyla olaylar başlıyor.

Başta kaçak bir kaplan ya da ayı vakası gibi görünen olay kısa sürede devasa bir yaratığın kasabayı kana buladığı karanlık bir felakete dönüşüyor. Film, polis şefinin kasaba boyunca sürdürdüğü yıkım dolu takibi üzerinden yüksek tempolu bir aksiyon deneyimi sunuyor.

Nicholas Barber, filmin ilk saatini “nefes aldırmayan bir lunapark treni”ne benzetiyor. Eleştiride, klasik felaket filmlerindeki bilim insanları ya da korku içindeki aile sahneleri yerine yalnızca kovalamacalara, silahlı çatışmalara ve kesintisiz bir adrenaline yer verildiği vurgulanıyor.

Filmin dikkat çeken yönlerinden biri de başkarakterin alışılmış “yenilmez kahraman” profilinden uzak olması. Sert mizacına rağmen korkuya kapılan polis şefi, yine de yaratığın peşini bırakmıyor. Ayrıca canavarın ilk 40 dakika boyunca gösterilmemesi, gerilimi sürekli diri tutan unsurlar arasında gösteriliyor.

Barber’a göre filmin zayıf noktalarından biri görsel efektler. Bazı sahnelerde kullanılan CGI teknolojisinin video oyunu estetiğini andırdığı belirtilirken, buna rağmen canlı aksiyon sahnelerinin yarattığı kaos ve fiziksel enerji filmin etkisini ayakta tutuyor.

Filmin ilerleyen bölümlerinde hikâyeye, Zo In-sung tarafından canlandırılan kanun kaçağı kuzen ile Jung Ho-yeon’un hayat verdiği silahlı yardımcı karakter de dahil oluyor. Ayrıca Michael Fassbender ve Alicia Vikander’ın sürpriz rolleri de filmde dikkat çekiyor.

Yaklaşık iki buçuk saat süren film, eleştirmene göre aniden sona eriyor ve hikâyenin devam edeceği hissini bırakıyor. Bu durum ise olası bir devam filmi ihtimalini güçlendiriyor.

Başa dön tuşu