Türkiye, dinamikler değişirken Kafkasya’da barışı vurguladı

İstanbul’da düzenlenen üçlü dışişleri bakanları toplantısının ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Fidan, platformun jeopolitik belirsizliğin arttığı bir dönemde bölgesel iş birliği, bağlantı ve ekonomik kalkınmayı ilerletmek için önemli bir araç haline geldiğini söyledi.

Fidan, Güney Kafkasya ve Orta Asya’ya uzanan ticaret ve ulaşım güzergahına atıfta bulunarak, “Orta Koridor, üçlü işbirliğimizin stratejik omurgalarından biri haline gelmiştir.” dedi.

Koridor, Çin’in Lianyungang eyaletinden başlayarak Kazakistan üzerinden Hazar Denizi, Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden Türkiye’ye ulaşıyor. Giderek artan maliyetler ve güvenlik baskılarıyla karşı karşıya olan Rusya’ya bağımlı rotalara ve geleneksel deniz yollarına bir alternatif olarak görülüyor.

Fidan, iş birliği mekanizmasının yalnızca üç ülkenin ortak çıkarlarına hizmet etmekle kalmayıp, aynı zamanda bölgede barışa, istikrara ve sürdürülebilir refaha da katkıda bulunduğunu söyledi.

“Bu mekanizmayı Güney Kafkasya’da barışın, istikrarın ve sürdürülebilir refahın garantilerinden biri olarak görüyoruz” dedi.

Dışişleri bakanı, dünyanın eş zamanlı jeopolitik krizler, artan ekonomik belirsizlikler ve enerji güvenliğine ilişkin endişelerin arttığı bir dönemden geçtiğini kaydetti.

Fidan, “Böyle bir dönemde bölgemizde oluşturduğumuz barış ve iş birliği ortamı gerçek bir stratejik değeri temsil ediyor” dedi.

Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan arasındaki ortaklığın Avrupa’dan Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada istikrara, bağlantıya ve enerji arz güvenliğine katkı sağladığını savundu.

Fidan, enerji iş birliğinin üçlü ilişkinin temel direği olmaya devam ettiğini belirterek, üç ülkenin ortak geliştirdiği büyük altyapı projelerinin küresel enerji kesintilerinin etkisinin en aza indirilmesine yardımcı olduğunu vurguladı.

Enerjiye makul maliyetlerle ve kesintisiz erişim tüm dünya için hayati bir konu haline geldi.

Fidan, bir sonraki hedefin enerji, ulaşım ve iletişim altyapısının genişletilmesi yoluyla daha entegre bir bölge yaratmak olduğunu ve bu hamlenin Avrupa ile Asya arasında daha güvenli, daha hızlı ve daha öngörülebilir bir geçiş yolu sağlayacağını söyledi.

Bu çabaların bir parçası olarak, üç ülkeyi birbirine bağlayan önemli bir ulaşım koridoru olan Bakü-Tiflis-Kars demiryolunun stratejik önemine dikkat çekti. Demiryolu hattının Gürcistan bölümünde 2 Haziran’da düzenlenen töreni, tam operasyonel kapasiteye ulaşma yolunda önemli bir kilometre taşı olarak nitelendirdi.

Fidan, “Bu stratejik güzergahın faydalarını en üst düzeye çıkarmayı ve bölgemize daha fazla katma değer üretmeyi hedefliyoruz” dedi.

Türk dışişleri bakanı ayrıca bölgesel refahın daha güçlü bağlantı ve işbirliğine bağlı olduğunu vurguladı ve ekonomik entegrasyonun barışı güçlendirebileceğini, barışın kendisinin ise daha derin bölgesel ortaklıklar için koşullar yarattığını savundu.

Azerbaycan-Ermenistan barışı

Bakanlar ayrıca, başta Azerbaycan ile Ermenistan arasında devam eden müzakereler olmak üzere, Güney Kafkasya’da kalıcı barışın tesisi yönündeki çabaları da ele aldı.

Fidan, Türkiye’nin Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki normalleşme sürecini desteklediğini ve gecikmeden bir barış anlaşması imzalanmasını umduğunu söyledi.

Tarafların gösterdiği irade bölgemiz için somut bir fırsat penceresi açmıştır” dedi.

Türkiye’nin Ermenistan’la normalleşme sürecinin Azerbaycan’la yakın koordinasyon içinde devam ettiğini sözlerine ekledi.

2025 yılı, iki eski Sovyet ülkesi arasında, temasların siyasi diyalogdan sahada güven artırıcı önlemlere doğru genişlediği yoğunlaştırılmış bir etkileşim dönemine işaret ediyordu.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın 8 Ağustos’ta ABD’nin arabuluculuğunda Washington’da bir araya gelerek onlarca yıldır devam eden çatışmayı sona erdirme yönündeki kararlılıklarını teyit eden ortak bir bildiri imzalamaları büyük bir ilerleme sağladı. Aynı vesileyle, her iki ülkenin dışişleri bakanları, tam normalleşmeye doğru ilerleme yönündeki ortak kararlılığın altını çizen bir barış anlaşması imzaladılar.

Fidan’a göre barışın güçlenmesi bölge genelinde bağlantı projelerini hızlandıracak, gelişmiş bağlantı ise barışın sosyal ve ekonomik temellerinin sağlamlaşmasına yardımcı olacak.

“Bu döngü tüm bölgenin ortak çıkarlarına hizmet ediyor” dedi.

Güney Kafkasya’daki olumlu gelişmelere rağmen Fidan, daha geniş bölgesel güvenlik ortamının ciddi risklerle karşı karşıya kalmaya devam ettiği konusunda uyardı.

Toplantıda ele alınan konular arasında İran ile ABD arasında devam eden diplomatik çabalar da yer aldı. Fidan, bölgesel ve küresel istikrarı tehdit eden çatışmanın sona erdirilmesinin önemini koruduğunu belirterek, Türkiye’nin diplomasi ve diyaloğa desteğini yineledi.

Türkiye’nin bu kritik dönemde diplomasi ve diyalogu desteklemeye devam edeceğinin altını çizdi.

Dışişleri bakanı ayrıca Rusya-Ukrayna savaşına da değinerek, barışçıl bir çözümün bölgesel istikrar ve güvenlik açısından hayati önem taşıdığını belirtti. Ankara’nın hem savaş alanındaki hem de diplomatik müzakerelerdeki mevcut çıkmazdan endişe duymaya devam ettiğini söyledi.

Fidan, “Tarafların pozisyonlarını iyileştirmeye yönelik attıkları adımlar maalesef sahadaki gerilimi artırdı” dedi.

Devam eden tırmanmanın yarattığı tehlikelerin örnekleri olarak Karadeniz ve Azak Denizi’ndeki son saldırılara dikkat çekti.

Fidan ayrıca bölgesel gerginliklerden dolayı son dönemde yaşanan kayıplar nedeniyle Azerbaycan’a taziyelerini ileterek, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ve Azerbaycan halkına geçmiş olsun dileklerini iletti.

Toplantıyı tamamlayan Fidan, üç ülkenin Güney Kafkasya’nın geleceğine ilişkin ortak vizyonunu ve işbirliğini derinleştirme yönündeki kararlılığını yeniden teyit ettiğini söyledi.

“Ülkelerimiz arasındaki işbirliği ne kadar güçlü olursa, Güney Kafkasya da o kadar güvenli, müreffeh ve istikrarlı olacaktır” dedi.

Başa dön tuşu