Tüm canlıları öldürüyorlar, Yerleşimci değil paramiliter terör

İsrail’in “Bayrak Yürüyüşü” etkinlikleri sırasında Kudüs’ün Eski Şehir bölgesinde yaşanan saldırılar uluslararası kamuoyunda büyük tepki çekti. Görüntülerde çoğunluğunu İsrailli yasa dışı yerleşimcilerin oluşturduğu aşırı sağcı grupların “Araplara ölüm” sloganları attığı, Filistinli dükkan sahiplerine saldırdığı ve dükkanları yağmaladığı görüldü. Middle East Eye ve Vocal Politics tarafından paylaşılan görüntülerde yerleşimcilerin Batı Şeria’da Filistinli bir aileye ait köpeği sopalarla dövdüğü, bazı olaylarda kedilerin taşlanarak ya da tekmelenerek öldürüldüğüne ilişkin görüntü ve tanıklıklar da ortaya çıktı uluslararası analizler yasa dışı yerleşimcilerin İsrail ordusu tarafından silahlandırıldığını ve hükümet tarafından işledikleri suçlara karşın yasa karşısında korunduklarını gözler önüne seriyor.


İsrailli yasa dışı yerleşimcilerin kökleri 1967 Altı Gün Savaşı sonrasında oluşan dini-milliyetçi hareketlere dayanıyor. (Reuters)

1967 İŞGALİNDEN SONRA BÜYÜDÜLER

İsrail yerleşim hareketinin kökleri 1967 Altı Gün Savaşı sonrasına dayanıyor. İsrail’in Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze’yi işgal etmesinin ardından özellikle Gush Emunim gibi dini-milliyetçi hareketler Filistin topraklarında Yahudi yerleşimleri kurmaya başladı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 242, 446 ve 465 sayılı kararlarında bu yerleşimler “uluslararası hukuka aykırı” olarak tanımlansa da süreç onlarca yıl boyunca hızlandı. İsrail merkezli insan hakları kuruluşu B’Tselem’in verilerine göre bugün Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te yaşayan yerleşimci sayısı 750 bini aşmış durumda. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’ne (OCHA) göre yalnızca 2025 yılı içinde yerleşimci saldırılarında binlerce Filistinli evini terk etmek zorunda kaldı. Uluslararası Kriz Grubu (International Crisis Group) ve Human Rights Watch analizlerine göre yerleşimci gruplar artık yalnızca ideolojik topluluklar değil; İsrail ordusuyla koordineli hareket eden yarı-organize paramiliter güçler haline geldi. Özellikle aşırı sağcı siyasetçilerin hükümette güç kazanmasıyla birlikte Batı Şeria’daki silahlı yerleşimci ağlarının genişlediği ifade ediliyor. Medyada daha önce İsrail hükümetinin binlerce yerleşimciye saldırı tüfeği dağıttığı, bazı yerleşim bölgelerinde sivil milis eğitimleri düzenlendiği de ortaya çıkmıştı.

KUDÜS VE HAYFA’YA İNDİLER

Son haftalarda şiddetin yalnızca Batı Şeria ya da Gazze bölgesinde değil, Kudüs ve Hayfa gibi karma nüfuslu kentlerde de arttığı belirtiliyor. Al Jazeera ve Middle East Eye’ın haberlerine göre Doğu Kudüs’ün Hristiyan Mahallesi’nde Filistinli dükkân sahiplerine saldırılar düzenlendi. Bazı görüntülerde yerleşimcilerin dükkanlara zorla girmeye çalıştığı, Filistinli sivillere taş ve sopalarla saldırdığı görüldü. Aynı süreçte Batı Şeria’nın Ramallah kuzeyindeki Atara köyünde bir köpeğin zincirlenmiş halde dövülmesi ve kedilerin tekmelenerek ya da taş ile öldürülmesine ilişkin görüntüler sosyal medyada büyük tepki çekti. Birleşmiş Milletler ve Amnesty International raporlarına göre İsrail güvenlik güçleri çoğu zaman yerleşimci saldırılarına müdahale etmiyor ya da saldırganlar cezalandırılmıyor. BM İnsan Hakları Konseyi’nin son raporunda yerleşimci şiddetinin “kurumsal cezasızlık kültürü” içinde büyüdüğü ifade edildi. Raporda Filistinli sivillerin tarım alanlarının yakıldığı, zeytinliklerin tahrip edildiği ve yüzlerce evin saldırıya uğradığı belirtildi.

Tüm canlıları öldürüyorlar, Yerleşimci değil paramiliter terör - Resim : 2
Yerleşimciler Filistinli insanları katlediyor, hayvanları öldürüyor, dükkanları ve evleri yağmalıyor. Çok sayıda uluslararası rapora göre yerleşimciler ordu ve hükümetten destek alan paramiliter güce dönüşmüş durumdalar. (WAFA)

PARAMİLİTER GÜÇE DÖNÜŞTÜLER

İsrailli insan hakları uzmanları çalışanları da yerleşimci hareketinin dönüşümüne dikkat çekiyor. International Crisis Group değerlendirmelerinde Batı Şeria’daki silahlı yerleşimci grupların Filistin halkını göçe zorlamak amacıyla sistematik korku politikası uyguladığı ifade ediliyor. İnsan hakları örgütleri özellikle ABD’nin İsrail’e sağladığı askeri ve diplomatik desteğin bu terör sürecini güçlendirdiğinin altını çiziyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) ve ABD Kongresi verilerine göre Washington, İsrail’e yılda milyarlarca dolarlık askeri yardım sağlıyor. BM Genel Kurulu’nda ateşkes çağrılarının defalarca veto edilmesi de uluslararası hukuk tartışmalarını büyütüyor. Uluslararası haber ajanslarına konuşan Filistinli aileler ise Batı Şeria ve Kudüs’te yaşamın giderek daha güvensiz hale geldiğini belirtiyor. Medyada yayımlanan son görüntüler, yerleşimci hareketinin yalnızca siyasi değil; toplumsal ve insani düzeyde de yeni bir şiddet aşamasına geçtiği yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşımış durumda.

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu