Sokak köpekleriyle Himalaya kurdunun çiftleşmesinden üreyen yeni tür dehşet saçıyor

New Scientist’in aktardığına göre bu doğal melezleşme, Himalaya kurdunu daha da büyük bir risk altına sokmakla kalmıyor; aynı zamanda yerel toplulukların hayatta kalmasını da tehdit ediyor.

Görünüşe göre bölgede yaklaşık 25 bin başıboş köpek ile doğada özgür yaşayan yalnızca birkaç yüz vahşi kurt bir arada bulunuyor. Himalaya kurdunun (Canis himalayensis) dünyada genetik açıdan en saf kalmış köpekgil türü olduğunu hatırlatmakta fayda var. Ayrıca bu türün keşfi de oldukça yeni; zira 2020 yılında tanımlandı.

Melez bir tehdit

Bu büyük orantısızlık, son on yılda bölgede biyolojik melezleşmelerin tamamen kontrolsüz biçimde artmasına yol açtı. Snow Leopard Conservancy India Trust adlı kuruluşla bağlantılı uzmanlar, bu yeni yırtıcıların sergilediği özel tehlike koşulları konusunda uyarıda bulunuyor.

Kuruluşun direktörü Tsewang Namgail, bu canlıyı şöyle tanımladı:

“Bir köpeğin korkusuzluğuna ve insanlara alışkınlığına, kurdun öldürme içgüdüsüne sahip. Bu da ölümcül bir kombinasyon.”

Yerel sinemacı ve doğa gözlemcisi Mohammad Imran da bu hayvanların davranışlarına ilişkin önemli bir bilgi verdi ve “insanlardan korkmadıklarını” söyledi.

İnsanlara karşı çekingenlik göstermemeleri, ortak fiziksel özellikleriyle de birleşiyor. Bu hayvanlar evcil köpeklerden daha büyük, ancak kurtlardan daha küçük. Dikkat çekici biçimde açık kahverengi, sarımsı bir kürke sahipler ve bölge halkı tarafından yaklaşık beş yıl önce görülmeye başlandılar.

Bu yeni türün cesareti, dağlık bölgelerde sürülerini korumaya çalışan çobanlar için ciddi bir ekonomik soruna dönüşmüş durumda. Melez hayvan grupları, başıboş köpek sürülerinin kontrolünü ele geçirmeye başladı. Avlanma becerileriyle besin zincirindeki diğer yerli yırtıcıları geride bırakıyorlar.

Bu saldırgan davranış, kırsal yerleşimlere doğrudan yapılan baskınlarda kendini gösteriyor. Hayvanlar, hiçbir tereddüt göstermeden evcil çiftlik hayvanlarını öldürüyor.

Çevresel çatışma

Araştırmacılar, şu anda yaklaşık 80 melez bireyin, Ladakh’ın yaklaşık 25 bin kilometrekarelik yüzölçümü içinde dolaştığını tahmin ediyor.

Bu krizin kurumsal olarak çözülmesi, Hindistan’ın bu bölgesindeki dini ve kültürel koşullar nedeniyle oldukça karmaşık. Köklü Budist gelenekler, köpeklerin kısırlaştırılmasına karşı çıkıyor; çünkü bu tür uygulamalar doğa yasalarına kabul edilemez bir müdahale olarak görülüyor.

Tartışmalı sınır bölgelerinde konuşlanmış ordu tesisleri de çözümü zorlaştırıyor. Çünkü bu tesisler, söz konusu hayvanları erken uyarı sistemi gibi kullanıyor.

Buna paralel olarak, sivillerin yaralandığı sağlık vakaları da son dönemde eldeki tıbbi kayıtlara göre katlanarak arttı. Leh bölge hastanesi, her gün dört ila beş kişiye köpek ısırığı nedeniyle müdahale ediyor. Bu yıl en az dört insanın hayatını kaybettiği kaydedildi.

ABD’de yaban hayatı yönetimi planlarında görev almış uzman Carter Niemeyer, bu hayvanların “üremesine ve serbestçe dolaşmasına izin verilmemesi” gerektiğini savunuyor.

Biyologlar, bu melezleşmenin ilerlemesinin, türünün en arkaik soy hattı kabul edilen Himalaya kurdunun genetik bütünlüğünü zayıflatmasından korkuyor.

Durum, İtalya ve Kuzey Amerika’daki kızıl kurt popülasyonlarını da olumsuz etkileyen melezleşme sorunlarını hatırlatıyor. Bu süreç, gezegendeki benzersiz popülasyonların genetik saflığını tehdit ediyor.

Başa dön tuşu