Sansür çemberi genişliyor: Bu abluka dağıtılmalı
Haber Merkezi
İktidarın “dezenformasyonla” mücadele adı altında kurduğu sansür mekanizması giderek büyüyor. Sokakta eylem alanlarını daraltan, grevi ve protestoyu çeşitli gerekçelerle sınırlayan iktidar, şimdi de toplumsal muhalefetin sesini duyurduğu dijital alanlara saldırılarını yoğunlaştırıyor. Sosyal medyaya getirilen erişim engellerinin ardındaki amaç ise emekçilerin, gençlerin ve toplumun farklı kesimlerinin yaşadığı sorunları görünür kılma, ortak itiraz geliştirme ve örgütlenme olanakları daraltmak. İktidarın “dezenformasyonla mücadele” dediği süreç, yurttaşın yalnızca ne gördüğünün değil, ne söyleyebileceğinin de daha sıkı denetlenmesi demek.
Eleştirinin ve itirazın üretildiği alan daraltılırken, 22 Eylül’den bu yana yüzlerce X hesabı erişime engellendi. Adalet Bakanı dün yaptığı açıklama ile “dezenformasyon bürolarının” kurulacağını açıklarken bugün hangi sözün “dezenformasyon”, hangi paylaşımın “kamu düzenine tehdit” sayılacağını belirleyecek adli kapasite de büyütülüyor.
Son günlerde borsa paylaşımlarından okul saldırılarına, siyasi içeriklerden Ortadoğu’daki gelişmelere ya da yalnızca halkın içerisinde bulunduğu yoksulluğa itiraz edenlere kadar farklı başlıklar gerekçe gösterilerek 300’ü aşkın hesap erişime engellendi. 22 Eylül’de sermaye piyasalarına ilişkin “spekülasyon amaçlı” paylaşım yaptığı öne sürülen 194 X hesabına erişim engeli getirildi. Aynı günlerde Manisa’daki okul saldırısının ardından 92 hesap, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla engellendi. Narin Güran cinayetine ilişkin paylaşım yapan 99 hesap, İletişim Başkanlığı koordinasyonunda ise 94 hesap daha erişime kapatıldı.
Hedefte yalnızca kimliği belirsiz sosyal medya hesapları da yok. Listede Emekli Diplomat Engin Solakoğlu, Tiyatro sanatçısı Orhan Aydın, Umut Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu, Kırmızı Kedi Yayınları’nın kurucusu Haluk Hepkon’un yanı sıra gazeteciler, finans analistleri, kadın hakları savunucuları yer aldı. 24 Eylül’de ise erişim engellerini izleyen ve belgeleyen İfade Özgürlüğü Derneği’nin kurucusu Yaman Akdeniz’in X hesabı da, “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması” iddiasıyla erişime engellendi.
Kararların ortak sözlüğünde ise “milli güvenlik”, “kamu düzeni”, “toplumsal huzur”, “dezenformasyon”, “provokasyon” ve “halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” ifadeleri öne çıktı. 24 Eylül’de engellenen 94 hesap için 54 hesabın “toplumsal huzuru hedef alan, dezenformasyon yayan ve milli güvenliği tehdit eden”, 22 hesabın ise “Körfez ve Ortadoğu’daki gelişmeler üzerinden Türkiye’yi hedef alan ve manipülasyon yapan” hesaplar olduğu ileri sürüldü.
Ancak en dikkat çekici gerekçe Türkiye Psikiyatri Derneği’nin sosyal medya hesabı için geldi. Derneğin sosyal medya hesabı, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan “müstehcenlik” soruşturması kapsamında 22 Eylül’de erişime engellendi.
MEKANİZMAYI KURUYORLAR
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 175 ağır ceza merkezi Cumhuriyet başsavcılığında “Dijital Ortam Güvenliği ve Dezenformasyonla Mücadele Büroları” kurulacağını açıkladı. Böylece sosyal medyaya yönelik müdahale, tek tek erişim engellerinin ötesine taşınarak adliyelerde örgütlenecek kalıcı bir mekanizmaya dönüştürülüyor.
Gürlek, yeni bürolarda dijital mecralardaki suç içerikleri ve “suça teşvik eden faaliyetlerin” uzmanlaşmış savcılar tarafından izleneceğini, şüphelilerin tespit edilmesi ve hukuka aykırı içeriklere müdahale süreçlerinin hızlandırılacağını açıkladı.
∗∗∗
LGBTİ+’LARA SÖZ HAKKI YOK
İktidarın “Ailem Güvende” adı altında başlattığı operasyonda çok sayıda LGBTİ+ aktivistinin, örgütlerinin ve derneklerinin sosyal medya hesabı erişime engellendi. İstanbul Barosu’nun raporuna göre 11 LGBTİ+ derneğinin web sitesinin yanı sıra 32 X hesabı, 419 sosyal medya hesabı erişime engellendi ve 107 hesap için daha erişim engeli talep edildi. Engellemeler arasında üniversite LGBTİ+ toplulukları, hak örgütleri, medya kuruluşları, gazeteciler ve Ankara Barosu LGBTİ+ Hakları Merkezi gibi kurumların hesapları da yer aldı. Raporda, erişim engellerinin kapsamının LGBTİ+ hareketinin örgütlenme, iletişim ve ifade alanlarını hedef alan geniş çaplı bir müdahaleye dönüştüğünü gösterdiği belirtildi.
∗∗∗
HUTBEDE SOSYAL MEDYA AYARI
Erişim engeli kararlarının son örneği “fon krizi”yle ilgili haberlere getirilen kısıtlama olurken Diyanet’in cuma hutbesinin konusu “Tebliğ Sorumluluğumuz” oldu. Sosyal medyada paylaşım yapanların bir sözü paylaşmadan önce doğruluğuna ve başkasının “mahremiyetine özen göstermesi” gerektiği vurgulanan hutbede “Sosyal mecralarda paylaşımda bulunan her bir kardeşimiz; Yüce Rabbimizin, ‘İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında yaptıklarını gözetleyen ve kaydeden hazır bir melek bulunmasın’ uyarısını dikkate almalıdır” denildi.
Hutbede şu ifadeler yer aldı: “Bir sözü paylaşmadan önce doğruluğuna, bir başkasının hayatına dair yorum yapmadan önce ise mahremiyetine özen göstermelidir. İlim meclislerinde dile getirilmesi gereken konuları sosyal medyada gelişigüzel ve ölçüsüzce tartışmamalıdır. Düşünülmeden söylenen bir sözün, önemsenmeden yapılan bir paylaşımın, sinelerde yıllarca taşınacak bir yaraya dönüşebileceğini unutmamalıdır.”
∗∗∗
FON KRİZİ HABERLERİ ENGELLENDİ
İfade Özgürlüğü Derneği’nin (İFÖD) EngelliWeb sayfasında yayımladığı bilgiye göre, “fon krizi”ne ilişkin haberlere “milli güvenliğin ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle erişim engeli getirildi. Erişim engeli getirilen haberler, bazı yatırım ve portföy yönetim şirketleri ile bu şirketlerin yönetici ve ortaklarının kamuoyunca tanınan isimlerle bağlantılarına ilişkin haberler oldu.
Engellenen haberler arasında Nefes’te yayımlanan “Tera Portföy’ün patronu kimin damadı çıktı” ve “Fonlarla lüks yaşam kurmuşlar: Küçük yatırımcının sırtından milyarlık servet” başlıklı haberler de yer aldı.