1962’de vatansız kaldılar! Haseke’de yeniden vatandaşlık hakkı

Suriye’de uzun yıllardır “kayıt dışı” statüsünde yaşayan on binlerce Kürdün vatandaşlığa alınmasına yönelik süreçte yeni bir aşamaya geçildi. İçişleri Bakanlığı, 2026 tarihli 13 sayılı yasama kararnamesi kapsamında “Maktumeen” olarak bilinen kimliksiz Kürtlere vatandaşlık verilmesine ilişkin uygulama prosedürlerini yayımladı. Bu karar Suriye’de ‘vatansız’ konumda olan on binlerce Kürt için önem taşırken, 1962 yılında getirilen uygulamanın son bulması bölgede barış ve istikrar için ileri bir adım olarak görülüyor. Tarihsel kayıtlar ise söz konusu uygulama nedeniyle Suriyelerin içine düştüğü durumu ortaya koyuyor. Kimliksiz bırakılan Suriyeli Kürtlerin geçici koruma statüsünde Türkiye’de de bulunduğu tahmin edilirken, Haber Global Web Özel’e bilgi veren İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi Başkanı-Eski UNHCR Sözcüsü Metin Çorabatır, bu durumdaki göçmenlerin sayısına ilişkin elde veri olmadığını söyledi.
Kararname, 1962 sayımına dayalı tüm istisnai uygulamaları yürürlükten kaldırdı.
HASEKE’DE YAPILDI
Karar, 5 Ekim 1962’de Haseke ilinde yapılan ve binlerce Kürdün vatandaşlıktan çıkarılmasıyla sonuçlanan olağanüstü nüfus sayımına dayanan sorunu çözmeyi hedefliyor. Dönemin Cumhurbaşkanı Nazem el-Kudsi yönetiminde gerçekleştirilen bu tek günlük sayımın ardından çok sayıda kişi “yabancı” ya da “kayıt dışı” statüsüne düşmüş, kimlik, mülkiyet, eğitim ve kamu hizmetlerine erişim gibi temel haklardan mahrum kalmıştı.
MERKEZLER KURULUYOR
İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan 144/M sayılı karara göre, vatandaşlık almak isteyen uygun kişiler belirlenen merkezlere bireysel ya da aile başvurusu yapabilecek. Başvuru sürecinde yerel muhtar belgesi, ikamet kanıtı ve ülkede bulunulduğunu gösteren resmi belgeler talep edilecek. Başvuruların alınması için Şam, Halep, Rakka, Deyr ez-Zor ve Haseke kentlerinde merkezler kuruldu. Komitelerin çalışmaya başlamasının ardından başvurular için 30 iş günlük süre tanınacak, gerekli görülürse bu süre uzatılabilecek.
VERİLER TOPLANIYOR
Her başvuru merkezinde bir hâkimin başkanlık edeceği komiteler, dosyaları inceleyip mülakat yapacak, biyometrik verileri toplayacak ve sonuçları il düzeyindeki alt komitelere iletecek. Süreci İçişleri Bakanlığı bünyesindeki merkezi bir komite denetleyecek; itirazlar burada değerlendirilecek ve onaylanan listeler son karar için bakana sunulacak. Başvurusu reddedilen kişiler 15 gün içinde itiraz edebilecek, nihai kararlar ise idari mahkemelerde temyize götürülebilecek. Süreç tamamlandığında kabul edilen isimler nüfus kütüklerine kaydedilecek.
13 NO’LU KARARNAME
Söz konusu adım, Ocak 2026’da yayımlanan 13 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin uygulanması niteliğini taşıyor. Kararname, 1962 sayımına dayalı tüm istisnai uygulamaları yürürlükten kaldırmış ve kayıt dışı olanlar dâhil ülkede yaşayan Kürt kökenli kişilere vatandaşlık verilmesini öngörmüştü. Düzenlemenin, hak ve yükümlülükler bakımından tam eşitliği sağlamayı ve ulusal bütünleşmeyi güçlendirmeyi amaçladığı belirtiliyor.
EN ÖNEMLİ SORUN
Yetkililer, girişimin aynı zamanda sosyal istikrarı desteklemeyi ve onlarca yıldır devam eden önemli bir insan hakları sorununu çözmeyi hedeflediğini vurguluyor. Kürt siyasi çevreleri de kararı genel olarak olumlu bir adım olarak değerlendirirken, uygulamanın kapsamı ve hızının belirleyici olacağına dikkat çekiyor. Uzmanlara göre süreç, Suriye’de iç savaş sonrası yeniden yapılanma ve devlet-toplum ilişkilerinin normalleştirilmesi açısından kritik görülüyor. Kimliksiz nüfusun resmi sisteme dahil edilmesi; mülkiyet, eğitim, sağlık ve çalışma hayatına erişim gibi alanlarda uzun vadeli etkiler yaratabilecek bir adım olarak değerlendiriliyor.
Kimliksiz nüfusun resmi sisteme dahil edilmesi uzun vadeli etkiler yaratabilir.
BÜYÜK ACILAR YAŞANDI
Kimlik kaydı bulunmayan ya da nüfus belgeleri savaş sırasında yok olan ailelerin çocukları okula kaydedilemiyor, sağlık hizmetlerinden yararlanamıyor ve resmi işlemler yapamıyor. Resmi evlilik ve doğum kayıtlarının bulunmaması nedeniyle çocukların hukuken “yok” sayıldığı, bu nedenle eğitim başta olmak üzere temel haklardan mahrum kaldıkları belirtiliyor. Ayrıca savaş koşulları, yerinden edilme, resmi kurumların tahrip olması ve güvenlik kaygıları nedeniyle birçok ailenin evlilik ve doğum kayıtlarını yaptıramadığı; bunun da kuşaklar boyunca sürebilecek bir kimliksiz nüfus sorunu yarattığı ifade ediliyor.
[email protected]
Kaynak: Web Özel