Özgürlüklere fiili yasak!

Metin YETİM

Yurttaşların kamusal alandaki tercihlerine yönelik baskılar her geçen gün artıyor. Sosyal medyada yapılan içki paylaşımlarına yönelik soruşturmaların ardından laik yaşama yönelik bir saldırı daha yaşandı. İstanbul Fatih’teki bir parkta içki içen kişiler polis dronuyla ikaz edildiği görüldü. Görüntüler yurttaşlar tarafından tepkiyle karşılandı. İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu kolluk kuvvetlerinin bu gibi denetimlere yetkisinin bulunmadığının altını çizerek “Ülkede içki yasak değil. Ama fiilen yasaklıyorlar. Komedi yasak değil ama fiilen hapse atıyor, yasaklıyorlar. Öbür taraftan bir gösteri yasak değil ama müstehcenlik diyerek yasaklıyorlar” diye tepki gösterdi. 

Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Tolga Şirin de “İçki içmek suç değildir. Sarhoş olup başkalarının huzur ve sükûnunu bozacak şekilde davranışlarda bulunmayan biri polis tarafından uyarılamaz” ifadelerini kullandı.

CEZA KESİLEMEZ

Anayasa hukukçusu Tolga Şirin, “Sarhoş olmayan ve/veya başkalarının huzur ve sükûnunu bozmayan kişilere sadece kamusal mekânlarda içki içtikleri için ceza verilemez. Kabahatler Kanunu’nda sadece ‘Sarhoş olarak başkalarının huzur ve sükûnunu bozacak şekilde davranışlarda bulunan’ kişiler için yaptırım öngörülmüştür. Kanuni dayanaktan yoksun bir valilik genelgesiyle/genel emiriyle ceza kesme işlemi hukuka aykırıdır” dedi.

YAŞAM TARZINA SALDIRI

Şirin, iktidarın yurttaşların bireysel tercihlerine yönelik yürüttüğü politikaları eleştirerek “Laiklik, devletin yalnızca dinler karşısında değil, farklı yaşam tarzları karşısında da tarafsızlığını gerektirir. Kanunen yasak olmayan bir davranışın idari pratiklerle kamusal alandan dışlanması, laik kamusal alanın daralması anlamına gelir. Bu konudaki sorunlu pratiklerin ivme kazanması 2013’e kadar geri götürülebilir. O yıl yapılan kanun değişikliğiyle eğitim ve öğretim kurumlarında alkollü içki satışı yasaklandı. Tepkiler üzerine dönemin Başbakanı Erdoğan’ın ‘İki ayyaşın yaptığı yasa muteber de dinin emrettiği yasa neden reddediliyor’ sözleri tartışmayı daha da büyüttü. Gezi Parkı eylemlerine giden toplumsal gerilimin arka planında yaşam tarzına müdahale tartışmaları da vardı” diye konuştu. Şirin, yaşananlar karşısında muhafazakârlaşma ifadesinin oldukça zayıf kaldığını belirterek ‘‘Bugün sorulması gereken soru daha başka. Konuyu laiklik-şeriat ikilemiyle ele almak lazım” ifadelerini kullandı.

Başa dön tuşu