Ölümünden önceki el yazısı savunması ortaya çıktı
Kaşif Kozinoğlu’nun mezarı açılacak
FETÖ kumpası kapsamında Silivri Cezaevi’nde tutukluyken hayatını kaybeden MİT Asya Bölge Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Soruşturma kapsamında Kozinoğlu’nun mezarının açılmasına ve feth-i kabir işlemi yapılmasına karar verildi.
Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili geçtiğimiz gün gerçekleştirilen operasyonda firari gardiyan Ferhat Veysi Gül hariç 10 şüpheli gözaltına alınmıştı. Silivri Cumhuriyet Başsavcı vekili Ebubekir Efe tarafından yürütülen soruşturmada, önümüzdeki günlerde mezarın açılması planlanıyor.
Mezardan doku örnekleri alınacak
Feth-i kabir işlemi kapsamında Kozinoğlu’nun mezarından doku örnekleri alınarak, cezaevinde kendisine farklı bir ilaç verilip verilmediğinin araştırılacağı belirtildi. Kozinoğlu’nun ölümünden hemen önce talep ettiği Coraspin ve vitamin hapına ilişkin detaylı toksikolojik ve kimyasal incelemeler de yapılacak.
O dönem cezaevi yönetiminden istenen vitamin ilacına ilişkin otopsi sürecindeki incelemelerin yüzeysel kaldığı iddiaları ile ölümün ardından avukata gönderildiği belirtilen ve kalp krizini yalanlayan gizemli e-posta iddiaları da yeniden soruşturma kapsamında ele alınacak.
Kozinoğlu’nun el yazısıyla savunması ortaya çıktı
Soruşturmanın seyrini değiştirebilecek bir diğer gelişme ise Kozinoğlu’nun ölümünden hemen önce hazırladığı el yazısı savunma notlarının ortaya çıkması oldu. Kozinoğlu, savunmasında meslek hayatını, kendisine yöneltilen suçlamaları ve Odatv davasına dahil edilme sürecini anlattı.
34 yıllık meslek hayatı boyunca Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Genel Müdürlüğü ve MİT’te terörle mücadele alanında görev yaptığını belirten Kozinoğlu, savunmasına şu ifadelerle başladı:
“Sözlü savunmamdır. Sayın Başkanım, Sayın Üyeler, Sayın iddia makamı; müsaadenizle savunmamı arz ediyorum. Ben halen Milli İstihbarat Teşkilatında Başmüşavir olarak görev yapmaktayım. Mesleki kariyerimin 17 senesi MİT mensubu olmak üzere toplam 34 yıldır, Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Genel Müdürlüğü ve son olarak da Milli İstihbarat Teşkilatı’nda terör ile mücadelede görev yapmış, her üç kurumda da ve yurt dışında toplamda binlerce talebe yetiştirmiş bir insanım.”
“MİT’den seçilmiş bir günah keçisiyim”
Kozinoğlu, savunmasında hedef seçildiğini belirterek devlet tarafından kendisine verilen madalya ve nişanlara da dikkat çekti. Kozinoğlu’nun notlarında şu ifadeler yer aldı:
“MİT’den seçilmiş bir günah keçisiyim”
“Bu savunmamda tüm gerçekleri ifade ederken öne çıkmak gibi bir niyetim de kesinlikle mevcut değildir. Ancak, 37 yıllık memuriyet hayatımın 34 yılında, Devletim tarafından bana tevcih edilen ve bir kısmı halen MİT’in müzesinde sergilenen madalyalar ve nişanlar almama vesile olan başarılması zor görevleri başarırken, MİT’den seçilmiş bir günah keçisi olarak bu davada bulunuyorum. Ben ciddiyim.”
“Sanıkların hiçbirisini şahsen tanımıyorum”
Kozinoğlu, Odatv davasındaki diğer sanıkları tanımadığını ve basın üzerinden yürütülen bir algı operasyonuna dahil edildiğini savundu. El yazısı savunmasında şu ifadeleri kullandı:
“Ben bu davada yer alan sanıkların hiçbirisini şahsen tanımıyorum ve hiçbirisi ile de herhangi bir irtibatım mevcut değildir. İlk kez burada karşılaşıyorum kendileriyle. 37 yıllık meslek hayatım boyunca, değil ODA-TV’de çalışan kişiler, tek bir basın mensubu veya gazeteci ile herhangi bir irtibatım olmadığı gibi, anılarımı anlatma ya da uzmanlığımı aktarma kapsamında, bundan böyle de hiçbir gazeteci ile irtibatım olmayacaktır, olamaz da zaten. MİT’in kanunu da buna müsaade etmemektedir.”
“Beni hedef göstererek itibarsızlaştırmaya çalıştılar”
Kozinoğlu, dava dosyasındaki soyadı üzerinden kendisinin hedef alındığını ileri sürerek savunmasında şöyle yazdı:
“Açık ve net bir şekilde ifade edeceğim tek gerçek, bu klasöre soyadımı veren kişi ya da kişilerin amacının, beni hedef göstererek itibarsızlaştırmaya çalışması ve ODA TV davasını çok önemli bağlantıların olduğu önemli bir dava havasına sokmak olduğudur.”
Kozinoğlu ayrıca itibarını yıllar içerisinde yaptığı görevlerle kazandığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; bana itibarımı hiç kimse vermedi. Ben itibarımı yıllar içerisinde çalışarak elde ettim. Gerçekleştirdiğim görevleri, devlet içerisinde bilmesi gerekenler bilir. Herkesin bilmesi de bu aşamada gerekmiyor.”
Bilgisayardaki dosyalar için “komplo” iddiası
Kozinoğlu, savunmasında bilgisayarındaki dijital delillere ve ODTÜ tarafından hazırlanan teknik rapora da değindi. Savunmasında şu değerlendirmeyi yaptı:
“Dosya içeriğinden anladığımız kadarıyla bu bilgisayara ilişkin harddiskin incelenmesine fırsat tanınmadan, savcılıkça bilirkişiden geri alınmış ve 7 ay süren soruşturma kapsamında, harddiskin adli bilişim uzmanlarınca incelesi yaptırılmamıştır.”
Kozinoğlu, 7 saniyede oluşturulduğunu belirttiği dosyanın bilgisayara dışarıdan yüklendiğini savunarak şöyle devam etti:
“Gerçi bu klasörün oluşturulduğu süre, yani 7 saniye göz önüne alındığında, haricen oluşturularak bilgisayara bir virüs tarafından yüklendiğini anlamak için bilişim uzmanı olmaya da gerek yoktur diye düşünüyorum. Bilindiği üzere bu davanın, bilgisayarlarına dosyaların virüs yöntemiyle yüklendiğine ilişkin, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin konunun uzmanı profesörün imzasıyla verdiği bir teknik rapor da mevcuttur. Sonuç olarak; delil niteliği olmayan bir bilgisayar verisi üzerinde, kim ya da kimler tarafından oluşturulduğu belli olmayan bir klasörde soyadımın geçmesi, iddiaları doğrudan benim üzerime çevirmek için düzenlenmiş bir komplodur.”
MİT’in resmi yazılarına dikkat çekti
Kozinoğlu, soruşturmayı yürüten ve daha sonra FETÖ bağlantıları ortaya çıkan savcıların MİT’ten gelen resmi yazıları gizlediğini de öne sürdü. Savunmasında şu ifadeler yer aldı:
“Savcılık makamı, sadece bu soyut klasör adından hareket ettiği ve ‘Olsa olsa bu Kozinoğlu, Kâşif Kozinoğlu’dur’ yaklaşımıyla ODA-TV soruşturmasına beni de dahil ettiği, hakkımda suç üreterek yargılanmama sebep olduğu, başkaca hiçbir inceleme yapma gereği duymadığı gibi, lehime olan iki adet MİT’in resmi yazısına da iddianamede yer vermemiştir.”
Kozinoğlu, 15 Mart 2011 tarihli MİT Müsteşarlığı yazısında belgelerin Güvenlik İstihbarat Başkanlığı’na ait olduğunun ve kendisinin bu başkanlığa erişiminin mümkün olmadığının belirtildiğini aktardı. Ayrıca 6 Nisan 2011 tarihli ikinci resmi yazıda da söz konusu belgelerin, dağıtımı yapılan makam tarafından talep edilmesi üzerine hazırlanmış bilgi notları olduğu ve filigranlı, yani yazıcısı belli olan kâğıtlara basıldığının ifade edildiğini belirtti.