Merkür küçülüyor

CNN International’ın aktardığı ve Geophysical Research Letters dergisinde yayımlanan araştırmada, NASA’nın MESSENGER uzay aracından elde edilen yüzey verileri yeniden incelendi. Çalışmanın başyazarı, Alman Havacılık ve Uzay Merkezi’nden (DLR) gezegen bilimci Gaku Nishiyama ve ekibi, Merkür’ün yüzeyindeki pürüzlülük ile gezegenin büzülmesini gösteren tektonik yapılar arasındaki ilişkiyi araştırdı.

GEZEGEN SOĞUDUKÇA KABUĞU KIRIŞIYOR

Merkür yaklaşık 4,5 milyar yıl önce, Güneş Sistemi’nin erken dönemindeki şiddetli çarpışmaların ardından son derece sıcak bir gezegen olarak oluştu.

İç kısmındaki ısı zaman içinde uzaya yayıldıkça özellikle metal bakımından zengin çekirdeği soğuyup büzülmeye başladı. Gezegenin iç hacmindeki bu azalmaya yüzey de uyum sağladı; kabuk sıkışarak kırıldı ve yüzlerce kilometre uzanabilen uçurumlar, sırtlar ve “kırışıklıklar” meydana geldi.

Bu yapılar, bilim insanlarının Merkür’ün başlangıçtaki büyüklüğünden ne kadar kaybettiğini hesaplamak için kullandığı başlıca kanıtlar arasında yer alıyor.

KRATERLER KÜÇÜLMENİN İZLERİNİ GİZLEMİŞ

Yeni araştırmaya göre önceki hesaplamaların önemli bir sorunu vardı: Merkür milyarlarca yıl boyunca asteroit ve kuyruklu yıldız çarpmalarına maruz kaldı.

Büyük çarpışmalar, kraterlerin çevresine “ejecta” olarak adlandırılan büyük miktarda kaya ve moloz saçtı. Bu materyal, gezegenin daha önce oluşmuş tektonik kırışıklıklarını ve sırtlarını kısmen örttü.

Araştırmacılar, Merkür’ün daha pürüzlü bölgelerinde büzülmeyi gösteren yapıların belirgin biçimde daha az haritalandığını tespit etti. Bunun, en azından bazı bölgelerde yapıların hiç oluşmamasından değil, daha sonraki çarpışmaların bıraktığı malzemenin altında kalmasından kaynaklanabileceği sonucuna vardılar.

Örneğin görece genç Rachmaninoff kraterinin çevresinde, çarpma sonucu saçılan molozların bulunduğu pürüzlü yüzeylerde büzülme yapılarının azaldığı görüldü.

23 KİLOMETREYE KADAR KÜÇÜLMÜŞ OLABİLİR

Araştırmacılar yüzey pürüzlülüğünün yarattığı bu “gizleme etkisini” hesaba kattıklarında Merkür’ün yarıçapındaki küçülme tahmini yaklaşık 8,3 kilometreden 11,6 kilometreye çıktı.

Başka bir ifadeyle gezegenin çapı, oluşumundan bu yana yaklaşık 23 kilometreye kadar azalmış olabilir.

Çalışmaya göre Merkür’ün büzülmesi önceki hesaplamalardan yüzde 10 ila 30 daha fazla olabilir. Araştırmacılar mevcut verilerin çözünürlüğü nedeniyle bunun bile gerçek küçülmeyi tam olarak yansıtmayabileceğini belirtiyor.

Merkür bugün yaklaşık 4 bin 880 kilometrelik çapıyla zaten Güneş Sistemi’nin en küçük gezegeni.

GEZEGENİN İÇ YAPISI HAKKINDA İPUCU VERİYOR

Merkür’ün ne kadar küçüldüğünün kesin biçimde hesaplanması yalnızca gezegenin dış görünüşünü anlamak açısından önemli değil. Büzülmenin miktarı, Merkür’ün iç yapısına ilişkin modelleri de doğrudan etkiliyor.

Araştırmanın başyazarı Nishiyama’ya göre daha fazla küçülme, Merkür’ün daha büyük bir metal çekirdeğe, çekirdeğinde daha az miktarda silikon gibi hafif elemente ya da başlangıçta tahmin edilenden daha yüksek bir sıcaklığa sahip olmuş olabileceğine işaret edebilir.

Bu nedenle yüzeydeki birkaç kilometrelik fark bile gezegenin 4,5 milyar yıllık termal ve jeolojik geçmişine ilişkin modellerin yeniden değerlendirilmesine yol açabilir.

BEPICOLOMBO DAHA AYRINTILI BAKACAK

Bilim insanlarının elindeki mevcut verilerin önemli bölümü, 2011-2015 yılları arasında Merkür’ün yörüngesinde çalışan NASA’nın MESSENGER görevinden geliyor. MESSENGER verileri özellikle birkaç kilometreden küçük yüzey yapılarının tamamını ayrıntılı biçimde ortaya koymakta sınırlı kalıyor.

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ile Japonya Uzay Araştırma Ajansı’nın (JAXA) ortak BepiColombo görevinin bu tabloyu değiştirmesi bekleniyor. Görevin bilimsel gözlemlerinin başlamasıyla Merkür’ün topografyası çok daha yüksek çözünürlükte incelenebilecek.

BepiColombo’daki lazer altimetre, yüzey pürüzlülüğünü çok daha küçük ölçeklerde ölçerek bugün görünmeyen kırışıklıkları, fayları ve sırtları ortaya çıkarabilir. Araştırmacılar, yeni verilerin Merkür’ün gerçekte ne kadar küçüldüğünü daha kesin biçimde belirleyebileceğini düşünüyor.

Çalışmanın ortaya koyduğu yöntem yalnızca Merkür açısından da önemli değil. Araştırmacılara göre benzer biçimde çarpma kraterleriyle kaplı Ay’da da yüzey pürüzlülüğü büzülmenin izlerini saklıyor olabilir. Bu nedenle yöntem, diğer kayalık gökcisimlerinin geçmişini anlamak için de kullanılabilir.

Başa dön tuşu