Latin Amerika’da üç ülke, üç sağcı lider: Rubio’nun hizalama turu

GÜVENLİK MASKESİ ALTINDA HEGEMONYA

Turun ilk durağında Rubio, Kolombiya’da Trump’ın açık desteğiyle iktidara gelen çiçeği burnunda Devlet Başkanı Abelardo de la Espirella ile bir araya geldi. De la Espirella’nın kalesi Barranquilla’da yapılan görüşmede, solcu Devlet başkanı Gustavo Petro dönemindeki gerilimlerin ardından “altın çağ” retoriği öne çıktı.

Görüşmenin güvenlik boyutunda, ABD öncülüğünde kurulan “Amerikalar Kalkanı” (Shields of Americas) ittifakı ele alındı. ABD’nin bölgedeki güvenlik yapılanmalarını tek çatı altında toplama girişimi, katılımcı ülkeler arasında yoğun bir istihbarat paylaşımı, güvenlik koordinasyonu ve gerektiğinde ortak askeri operasyonlar yürütülmesini öngörüyor. De la Espirella, göreve başladığı 7 Ağustos’ta ilk iş olarak bu askeri koalisyona katıldığını açıklamıştı.

ÜLKENİN KAYNAKLARI ABD’YE SUNULDU

İki ülke, “Barranquilla Anlaşmaları” adı verilen çerçevede kritik mineraller ve nadir toprak elementleri gibi stratejik öneme sahip kaynakların tedariki ve sivil nükleer işbirliği konusunda imzalar attı.

Kritik mineraller çerçevesi, Kolombiya’nın altın, nikel, koltan, platin, tungsten ve nadir toprak elementleri gibi kaynaklarında ABD’nin öncelikli erişimini hedefliyor. Altı ay içinde ortak madencilik ve işleme projelerinin belirlenip finanse edilmesi öngörülüyor. Sivil nükleer anlaşma ise ABD teknolojisiyle enerji ve araştırma alanında işbirliğini kapsıyor.

Zirvede 10 Ağustos depreminin ardından yeniden yapılanma çalışmaları da gündeme gelirken Bogota’nın temel beklentilerinden biri olan Kolombiya ürünlerine uygulanan ABD gümrük vergilerinin kaldırılması konusunda bir anlaşmaya varılamadı.

Rubio’nun ziyareti, ülke içinde temel bir kutuplaşmayı da gün yüzüne çıkardı. Hükümet bunu güvenliği güçlendirmek ve işbirliği ile yatırımları çekmek için stratejik bir ittifak olarak sunarken muhalefete göre bu yakınlaşma, ulusal egemenliğin kaybı anlamına geliyor.

SOL MUHALEFET LİDERİ: EGEMENLİĞİN TESLİMİYETİ

Sol muhalefet lideri Ivan Cepeda, hükümeti Washington ile varılan anlaşmalar yoluyla ulusal egemenliği tehlikeye atmakla suçladı. Trump’ın desteğiyle iktidara gelen Devlet Başkanı’nın parlamentoya danışmadan ve Anayasa Mahkemesi’nin onayını almadan ülkenin maden ve enerji kaynaklarına ilişkin anlaşmalar imzalamasını ve Amerikalar Kalkanı’na katılmasını eleştiren Cepeda, üstlenilen taahhütlerin oganize suçla mücadelenin ötesine geçtiğini vurguladı. Geçmişte olduğu gibi ABD’nin Kolombiya’nın stratejik kararları üzerindeki etkisini artıracağı uyarısı yapan Cepeda, Rubio’nun ziyareti ve anlaşmaları “ulusal egemenliğin teslim edilmesi” olarak niteledi.

EKVADOR: ABD’NİN EN HEVESLİ ORTAĞI

Rubio’nun Latin Amerika turunun ikinci ayağında ise Ekvador’da Devlet Başkanı Daniel Noboa ile bir araya geldi. 2023’ten bu yana iktidarda olan Noboa’yı Washington’ın “en agresif ortağı” olarak nitelendiren Rubio, Ekvador’a yönelik 45 milyon dolarlık ek güvenlik fonu talebinde bulunacağını açıkladı. Ayrıca yasadışı altın madenciliği, çete elemanı devşirme ve yasadışı finansmanla mücadele için 10 milyon dolarlık ayrı bir girişim başlatılacağı duyuruldu.

Son bir yılda ikinci kez ziyaret ettiği Ekvador’da Rubio ayrıca, Los Tiguerones’in yabancı bir terör örgütü olarak tanımlandığını ve yolsuzlukla suçlanan yedi eski Ekvadorlu yetkiliye yaptırım uygulandığını duyurdu.

SON DURAK PERU: DÜMENİ ABD’YE KIRIYOR

Latin Amerika turunu Peru’da tamamlayan Rubio, burada da haziran ayında yeni devlet başkanı seçilen Keiko Fujimori ile bir araya geldi.

Son durak Lima’da turun temel çıktılarından biri daha duyuruldu. Eski diktatör Alberto Fujimori’nin kızı Keiko Fuijmori, Peru’nun Amerikalar Kalkanı’na katıldığını resmen doğruladı. Rubio ise bu yılın ilerleyen zamanlarında ülkeyi vurması beklenen “süper El Nino” tehdidine karşı Peru’ya bir hastane gemisi göndereceklerini söyledi.

Söz konusu iki gelişme, şimdiden Washington’la hizalanacağını açıkça ortaya koyan Fujimori’nin en büyük iki ülke içi öncelikleriyle örtüşüyor. Organize suç ve El Nino’nun etkileriyle mücadelenin, Fujimori’nin siyasi gücünü artırması beklenirken Washignton, bu “iyiliğinin” karşılığında Çin’in artan etkisini ortadan kaldırmak istiyor.

ÇİN’E KAYBEDİLEN ZEMİNİ GERİ İSTİYOR

Rubio’nun Lima ziyareti öncesi Peru basını için yazdığı makale de Washington’ın niyetini açıkça ortaya koydu. Rubio, El Comercio için kaleme aldığı yazıda “Çin Komünist Partisi tarafından desteklenen girişimlerin Peru’daki yasal normları ihlal ettiğini ve Peru’nun ulusal egemenliğini tehdit ettiğini” öne sürdü.

Rubio, özellikle “Pekin tarafından askeri amaçlarla kullanılabileceğini” savunduğu 1,3 milyar dolarlık Chancay Limanı mega projesine atıfta bulunarak Çin’i “yırtıcı uygulamalarla Batı Yarımküre’ye girmekle” suçladı.

Peru’nun en büyük ticari ortağı olan Çin, ABD’den 2,5 kat daha fazla ithalat yapıyor. Peru’nun madencilik, enerji ve altyapı alanlarında en büyük yatırımcısı da Çin. Elektrikli araçlardan cep telefonlarına kadar Çin ürünleri, Peruluların günlük yaşamında daha yaygın hale geliyor.

Rubio’nun turu, “müttefik güçlendirme” retoriğinin ötesinde Latin Amerika’da sağcı iktidarlarla kurulan yeni bağımlılık ilişkilerinin sahadaki tezahürü oldu. Washington, güvenlik ve ticaret maskesi altında Latin Amerika’da Çin’e kaybedilen zemini geri kazanmaya çalışırken Kolombiya, Ekvador ve Peru, bu yeni bölgesel mimariye eklenen yeni parçalar oldu. Dış Haberler

Başa dön tuşu