“Kültür sanata erişim ayrıcalık değil, temel hak”

İBB Kültür AŞ Genel Müdürü Osman Cenk Akın, kültür sanata erişim konusunda kamu kurumlarına önemli bir sorumluluk düştüğünü belirtiyor. Akın “Bizim için kültür ve sanata erişim, ekonomik koşullara bağlı bir ayrıgcalık değil; herkes için ulaşılabilir olması gereken temel bir haktır. Özellikle kültürel üretimin giderek daha maliyetli hâle geldiği dönemlerde, kamu kurumlarının en büyük sorumluluğu, toplumun her kesiminin kültürle buluşabileceği sürdürülebilir ve erişilebilir bir alan kurmaktır. Amacımız yalnızca etkinlik sayısını artırmak değil; İstanbul’un her noktasında insanların sanatla gündelik hayatın içinde doğal biçimde karşılaşabileceği alanlar yaratmak. Bu nedenle yıl boyunca farklı disiplinlerden, farklı yaş gruplarına ve ilgi alanlarına hitap eden ücretli ve ücretsiz programlar hazırlıyoruz” diyor.

Kültür ve sanat etkinliklerini planlarken her mekânın kendi kimliğinden beslendiklerini kaydeden Akın şunları söylüyor: “Şerefiye Sarnıcı’nda tarih ile çağdaş sanatı buluştururken, Türkiye’nin ilk tam kapsamlı Dijital Deneyim Merkezi’nde teknolojinin sunduğu yeni anlatım olanaklarını kullanıyoruz. Taksim Sanat’ta özellikle bağımsız sanatçılara alan açarak onlara bir görünürlük sağlıyor, Panorama 1453 Tarih Müzesi ve Miniatürk’te ise kültür ve şehir hafızasını bir araya getiren içerikler sunuyoruz. Aynı yaklaşımı İstanbul Kitapçısı şubelerimizde de sürdürüyoruz. Şehrin en merkezi noktalarındaki 22 şubemizi sadece kitap satılan yerler olarak değil, insanların kültür etrafında buluştuğu yaşam alanları olarak görüyoruz. Ünlü yazarların katıldığı ‘Okur Yazar Buluşmaları’ ve yaz aylarında açık havada düzenlediğimiz ‘Terasta Caz’ konserleriyle müziği ve edebiyatı gündelik yaşamın bir parçası hâline getiriyoruz. Bizim amacımız, sadece kültürel üretimi desteklemek değil; insanların yaşadıkları şehirde kültür sanat etkinliklerine eşit, sürekli ve kolay erişebileceği kamusal alanları çoğaltmak.”

TARİHÎ YAPILARLA SANAT İÇ İÇE

Bu yaklaşımın örneklerinden biri de Şerefiye Sarnıcı. Seçkin Pirim’in “Dün ile Bugün” sergisine ev sahipliği yapan sarnıçta, “Derinden Gelen Sesler” konser serisi kapsamında farklı müzik türlerinden performanslar da gerçekleştiriliyor.
Akın, tarihî yapıların kentin bugünkü kültür sanat yaşamıyla ilişki kurmasının önemini şöyle anlatıyor: “İstanbul’un Tarihî Yarımada içerisindeki en eski su yapılarından biri olan Şerefiye Sarnıcı, şehrin tarihini bugüne taşıyan çok özel bir değer. Kültürel mirası korumak elbette çok önemli ve asli görevimiz ancak bunu tek başına yeterli olmadığını düşünüyoruz. Bu tür mekânların yalnızca geçmişi hatırlatan, gezilip çıkılan alanlar olarak kalmasını değil; bugünün kültür ve sanat hayatının da yaşayan bir parçası olmasını istiyoruz. Sanatçı Seçkin Pirim’in ‘Dün ile Bugün’ sergisi de tam olarak bu anlayışın bir sonucu olarak doğdu. Pirim’in çağdaş üretimleri ile sarnıcın 1.600 yıllık tarihsel atmosferi arasında kurulan ilişki, ziyaretçiyi yalnızca eserle değil, mekânın kendisiyle de yeniden buluşturuyor. Burayı sadece gezilen bir alan değil; tarih, çağdaş sanat ve canlı performansların iç içe geçtiği özgün bir deneyim alanı olarak görüyoruz. Aynı anlayışla hayata geçirdiğimiz ‘Derinden Gelen Sesler’ konser serisiyle de klasik müzikten caza, dünya müziğinden çağdaş yorumlara uzanan farklı performansları bu tarihî atmosferde İstanbullularla buluşturuyoruz. Kültür ve sanatın en önemli katkılarından biri, insanların yaşadıkları kentle daha güçlü bağlar kurmasını sağlaması. Tarihî bir yapıya yalnızca bilgi edinmek için değil; bir sergiyi, konseri ya da performansı deneyimlemek için gelen bir ziyaretçi, o mekâna bambaşka bir gözle bakmaya başlıyor. Böylece kültürel miras gündelik hayatın doğal bir parçasına dönüşüyor, kamusal yaşamı da gerçek anlamda zenginleştiriyor.”

PROGRAM DAHA DA ÇEŞİTLENECEK

Şerefiye Sarnıcı’ndaki kültür sanat programının önümüzdeki dönemde de çeşitlendirilmesi hedefleniyor. Akın, mekânda gerçekleştirilen konserlere gösterilen ilgiden hareketle şunları söylüyor: “Şerefiye Sarnıcı’nı farklı disiplinlerin sürekli olarak bir araya geldiği, yaşayan ve dinamik bir kültür programının ana merkezlerinden biri olarak görüyoruz. Mekânın mistik atmosferiyle birleşen disiplinlerarası çeşitlilik, sarnıcı sadece ziyaret edilen bir yapı olmaktan çıkarıp, düzenli olarak takip edilen aktif bir kültür sanat odağına dönüştürdü. Klasik müzikten caza, dünya müziğinden deneysel ve çağdaş yorumlara uzanan geniş bir yelpazede gerçekleştirdiğimiz ‘Derinden Gelen Sesler’ konser serimizin gördüğü yoğun ilgi de bize gösteriyor ki; ziyaretçilerimiz tarihi mekânları artık sadece gezilip görülecek yerler olarak değil, yeniden ve her seferinde farklı bir duyguyla deneyimlemek istedikleri yaşayan alanlar olarak benimsedi.”

“Önümüzdeki dönemde önceliğimiz, bu programı daha da çeşitlendirmek ve İstanbul’un tarihî mirasını çağdaş sanatla ve farklı ifade biçimleriyle buluşturmaya devam etmek olacak” diyen Akın son olarak şunları ekliyor: “Çünkü biliyoruz ki; kültürel mirası geleceğe aktarmanın ve yaşatmanın en etkili yolu, onu bugünün üretimiyle kurduğu güçlü bağda saklıdır. İstanbul’u bu ortak duyguda buluşturmaya ve yeni projelerle şehrin hafızasını canlı tutmaya devam edeceğiz.”

Başa dön tuşu