Füzeler asıl atmosferi vurdu! 5 milyon ton karbondioksit

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarıyla başlayan ve hızla bölgesel bir krize dönüşen savaşın yalnızca jeopolitik ve ekonomik değil, aynı zamanda ciddi bir çevresel yıkıma yol açtığı ortaya çıktı. Uluslararası analizlere göre, savaşın ilk iki haftasında ortaya çıkan karbon salımı, birçok ülkenin yıllık emisyonlarını aşarak küresel iklim hedeflerini doğrudan tehdit eder hale geldi. İngiltere merkezli Climate and Community Institute tarafından yapılan analiz, çatışmanın ilk 14 gününde 5 milyon tonun üzerinde karbondioksit eşdeğeri emisyon üretildiğini ortaya koydu.


Uluslararası uzmanlar, savaşın yalnızca kısa vadeli bir güvenlik meselesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor.

YILIK SINIRI DA AŞTI

Kuruluş tarafından açıklanan miktarın, dünyadaki en düşük emisyona sahip 80’den fazla ülkenin toplam yıllık emisyonunu geçtiği belirtildi. Emisyonların büyük bölümü, yaklaşık 20 bin sivil yapının yıkılması, petrol depolarının vurulması sonucu milyonlarca varil yakıtın yanması ve yoğun askeri operasyonlarda kullanılan uçak ve araçlardan kaynaklandı.

GÖZ GÖZÜ GÖRMÜYOR

Savaşın çevresel etkileri yalnızca karbon salınımıyla sınırlı kalmadı. İran’ın başkenti Tahran’da bombalanan petrol tesislerinden yükselen yoğun dumanın günlerce şehir üzerinde kaldığı, halkın solunum problemleri, göz ve cilt tahrişi gibi sağlık sorunları yaşadığı bildirildi. Uydu görüntülerine göre yangınlar sonucu oluşan toksik bulutların, yağışla birlikte “zehirli yağmur” şeklinde yere indiği ve uzun vadede kanser ve kalp hastalıkları riskini artırabileceği ifade ediliyor.

TOPRAK VE SU KİRLİLİĞİ

Raporda görüşlerine yer verilen uzmanlar, enerji altyapısının hedef alınmasının çevresel yıkımı katladığına dikkat çekiyor. Özellikle petrol rafinerileri ve depolarının bombalanması, yalnızca kısa vadeli hava kirliliğine değil, aynı zamanda uzun süreli toprak ve su kirliliğine yol açabilecek bir kriz yaratıyor. Daha önce yapılan değerlendirmelerde, İran’daki enerji tesislerine yönelik saldırıların “uzun vadeli çevresel felaket” riski taşıdığı uyarısı yapılmıştı.

KRİZİ TETİKLEYEBİLİR

Öte yandan çatışmanın küresel iklim krizi üzerindeki etkisi de giderek daha fazla tartışılıyor. Bilim insanları, mevcut karbon bütçesinin hızla tükendiğini ve bu savaşın, küresel sıcaklık artışını 1,5 derece ile sınırlama hedefini daha da zorlaştırdığını belirtiyor. Mevcut hesaplamalara göre dünyada bu hedef için yaklaşık 130 milyar tonluk karbon bütçesi kalmış durumda ve savaş kaynaklı emisyonlar bu bütçeyi hızla eritiyor. Savaşın ekonomik ve enerji boyutu da çevresel etkilerle doğrudan bağlantılı görülüyor. İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki trafiği kısıtlaması ve enerji altyapısına yönelik saldırılar, küresel petrol ve gaz arzında ciddi dalgalanmalara yol açtı. Bu durum, enerji fiyatlarının yükselmesine ve fosil yakıtlara olan bağımlılığın yeniden artmasına neden olarak iklim politikalarını sekteye uğratıyor.

Füzeler asıl atmosferi vurdu! 5 milyon ton karbondioksit - Resim : 2
Mevcut tablo, fosil yakıt merkezli jeopolitik rekabetin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda ekolojik bir kriz yarattığını gözler önüne seriyor.

İÇME SUYU TÜKENİYOR

Aynı zamanda bölgedeki çatışmaların genişlemesiyle birlikte çevresel risklerin de büyüdüğü belirtiliyor. İran’ın enerji ve su altyapılarına yönelik karşılıklı tehditleri, özellikle Körfez ülkelerinde hayati öneme sahip tuzdan arındırma tesislerini risk altına sokuyor. Uzmanlar, bu tür saldırıların milyonlarca insanın içme suyu erişimini tehlikeye atabileceği uyarısında bulunuyor. Buna ek olarak, bölgede giderek sıklaşan aşırı hava olaylarının da savaşın etkileriyle birleşerek felaket riskini artırdığı ifade ediliyor. Son günlerde Orta Doğu’da görülen olağanüstü şiddette fırtınaların ve sel risklerinin, iklim değişikliğiyle bağlantılı olarak daha yıkıcı hale geldiği bildiriliyor.

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu