Karadolap Halk İnisiyatifi’nden ‘Okullarda Şiddete Hayır’ yürüyüşü
Karadolap Halk İnisiyatifi’nden ‘Okullarda Şiddete Hayır’ yürüyüşü
“Geçtiğimiz günlerde sırasıyla Şanlıurfa’nın Siverek ilçesi Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde ve Kahramanmaraş’ın On iki şubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda hepimizi derinden sarsan ağır saldırılar yaşanmıştır. Urfa’daki saldırıda 10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 kantin görevlisi ve 1 polis memuru yaralanmıştır. Kahramanmaraş’taki saldırıda ise maalesef 1’i öğretmen 9’u öğrenci olmak üzere 10 kişi hayatını kaybetmiş, 3’ü ağır, 13 öğrenci de yaralanmıştır. Acımız tarif edilemeyecek kadar büyüktür. Bu saldırılarda yaşamını yitiren öğretmen ve öğrencilerimizin yakınlarına başsağlığı, tüm yaralı durumda olanlara da geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Okullarımızda gerçekleşen bu katliamlar, tek başına bir “şiddet vakası” olarak değerlendirilemeyecek kadar siyasal, sosyal ve toplumsal yaşamımız ile derin bir bağlara sahiptir. Çocuklar için en güvenli alanlar olması gereken okullar, bir kere daha şiddet sahnesine dönüşmüştür. Ve iktidar sözcülerinden her seferinde aynı cümleler dökülüyor: “bireysel bir olay, suçlu çocuklar, suçlu sosyal medya…”. Derin toplumsal bağları olan bu elim hadiseler, içinde bulunduğumuz sistemin derin çelişkilerini ve çözülme halini açık biçimde ortaya koymaktadır. Bir yanda bireysel silahlanmanın önündeki her türlü engelin kaldırıldığı, suçun kolaylaştırıldığı, şiddetin yüceltildiği, adaletsizliğin derinleştiği bir düzen inşa edilmiş, diğer yanda gençlik yoksullukla, güvencesizlikle ve geleceksizlikle kuşatılmıştır. Daha geçtiğimiz ay İstanbul Çekmeköy’de görev yaptığı okulda uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden meslektaşımız Fatma Nur Çelik’in acısını hâlâ içimizde taşırken, böylesine bir trajedinin yeniden yaşanması şiddetin eğitim kurumlarda ne denli yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir.
Okullar, çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin güvenli bir biçimde bulunması gereken kamusal alanlardır. Ancak bugün bu alanların giderek güvensizleştiği ve koruyucu niteliğini yitirdiği açıktır. Şiddetin yalnızca fiziki güvenlik önlemleriyle engellenemeyeceği de bilinmelidir. Çünkü şiddet öylece ortaya çıkmaz. Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, gençlerin eğitimle bağının zayıfladığı ve dışlanmanın olağanlaştığı koşullarda ortaya çıkmaktadır. Bir de bu geleceksizlik, yoksulluk ve güvencesizlikle kuşatılan gençlere TV kanallarından her gün sistematik bir şekilde izlettirilen mafyatik racon, güç, hızlı para, maço erkeklik ve suçtan başka “çıkış yolu” bırakmayan diziler ciddi toplumsal yozlaşmaya ve erozyona sebep olmaktadır. Eğitim politikalarının bilimsel ve kamusal temellerden uzaklaştırılması, okulların ve eğitim bileşenlerinin toplumsal itibar kaybı, sabunsuz, yemeksiz, kitapsız, bilimsiz, hurafe dolu okullarda, çocuklara takke-torna- torbadan başka bir geleceği hayal bile ettirmeyen sermaye düzeninde, bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır.
Eğitim sistemini eşitsizlikleri derinleştiren ve kamusal niteliğini aşındıran siyasi iktidar; tüm kurumları işlevsizleştiren, denetim ve destek mekanizmalarını zayıflatan idari anlayış ve bu süreçte sorumluluğu olan yöneticiler yaşanan tablonun doğrudan sorumlusudur ve kamuoyu önünde hesap vermelidir.
Yaşanan bu olay, eğitim alanının bilimsel ve pedagojik temellerden uzaklaştırılması durumunda nasıl derin yaralar açılabileceğini bir kez daha göstermiştir. Eğitim kurumlarını ve toplumu şiddetten arındırmak için eşitlikçi, kapsayıcı ve kamusal bir eğitim anlayışının yeniden inşası zorunludur. Gençleri yalnızlaştıran ve okulları eğitim alanı olmaktan uzaklaştıran politikalar sürdükçe benzer acıların yaşanma riski ortadan kalkmayacaktır.
Eğitim emekçileri ve Veliler olarak bir kez daha altını çiziyoruz:
Eğitim, bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal, piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar kamusal bir haktır. Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak kamusal sorumluluğun en temel gereğidir.
Yaşanan bu vahim saldırılarda yaşamını yitiren eğitim emekçilerine ve öğrencilerimize başsağlığı diliyor, yaralanan eğitim emekçilerine ve öğrencilerimize bir kez daha acil şifalar diliyor, tüm eğitim emekçilerine, öğrencilere ve ailelerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Eğitim emekçileri ve Veliler olarak, bugün en temel sorumluluğunu yerine getiremeyen, eğitim emekçilerini ve öğrencilerin güvenliğini sağlayamayan kurumları ve yöneticileri kamuoyu önünde hesap vermeye çağırıyoruz. Eğitimin kamusal niteliğini savunmaya ve okulları şiddetin değil yaşamın, kamusal, bilimsel, laiklik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitimin alanı haline getirmek için mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.”