Budayıcıoğlu’ndan ruhlara dokunan yeni kitap! “Anlaşılmak insanı onarır”
Yıllardır görünmeyeni görünür kılan, susulanı dile getiren, bireysel acıları toplumsal bir yüzleşmeye dönüştüren Psikiyatrist-Yazar Gülseren Budayıcıoğlu, bu kez kendi meslek ve yaşam yolculuğunun içinden geçen bir nehir söyleşiyle okurların karşısına çıktı. Doğan Kitap etiketiyle raflardaki yerini alan eserde, çocukluktan taşınan yaralar, ilişkilerin görünmeyen izleri, aşkın kimyası, değersizlik duygusunun kökleri, kadına şiddetin derindeki nedenleri, dijital çağın yalnızlıkları ve insanın kendisiyle barışma arayışı anlatıyor. Gazeteci Mert İnan ile hazırlanan kitap, yalnızca bir psikiyatrist portresi değil; insanın ailesiyle, çocukluğuyla, aşkıyla, yaralarıyla, öfkesiyle, yalnızlığıyla ve en çok da kendisiyle kurduğu ilişkiye yakından bakan güçlü bir iç yolculuk niteliği taşıyor.
Kitapta en dikkat çeken kısımlardan biri de çocuklukta öğrenilen görünmez hikayeler.
HER HİKAYEDE HEPİMİZ VARIZ
Gülseren Budayıcıoğlu’nun “Anlaşılmak Şifadır” isimli eseri, yalnızca psikolojiye ilgi duyanların değil, “Ben neden hep aynı ilişkileri yaşıyorum?”, “Neden kendime iyi davranan insanlara güvenemiyorum?”, “Neden içimde adını koyamadığım bir ağırlık var?” diye soran herkesin kendinden bir iz bulabileceği bir kitap olarak öne çıkıyor. Budayıcıoğlu, son kitabıyla ilgili şunları söylüyor: “Bazen en derin yaralar, en sessiz odalardan çıkar. Gülseren Budayıcıoğlu onlarca yıldır o odada oturdu. Karşısındaki koltuktan binlerce insan geldi geçti; kimi yirmi yıldır konuşmayan, kimi hep aynı acıyı yaşayan, kimi sevdiği insanı kaybetmiş, kimi kendini kaybetmiş. Her birinin hikayesinde ortak bir şey vardı: Anlaşılmak istiyorlardı.”
ANLAŞILMAK İNSANI ONARIR
Kitabın merkezinde insanın en temel ihtiyaçlarından biri yani “Anlaşılmak” yer alıyor. Budayıcıoğlu’na göre insan, çoğu zaman yalnızca çözüm aradığı için değil, önce görülmek ve duyulmak istediği için iyileşme yoluna giriyor. Birinin gözlerinin içine bakıp “Seni görüyorum” demesi, yıllardır içerde düğümlenmiş pek çok duyguyu çözmeye başlayabiliyor. Bu yönüyle kitap, terapi koltuğuna oturamayanlara, bir uzmana ulaşamayanlara, içindeki ağırlığın adını koyamayanlara da sesleniyor. “Aşka inandım, insana tutuldum, hikayelere sarıldım” diyen Budayıcıoğlu, yılların biriktirdiği mesleki deneyimi okura ağır bir klinik ders gibi değil, insanı içine alan sıcak bir sohbet diliyle aktarıyor.
ÇOCUKLUKTA YAZILAN GÖRÜNMEZ METİN
Kitapta en dikkat çeken kısımlardan biri de çocuklukta öğrenilen görünmez hikayeler. Budayıcıoğlu bu bölüme ilişkin şunları aktarıyor: “İnsan, çoğu zaman küçük yaşlarda farkında olmadan şu soruların cevabını alıyor: ‘Ben değerli miyim?’, ‘Sevilmeye layık mıyım?’, ‘Biri bana iyi davrandığında buna güvenebilir miyim?’, ‘Bir gün ben de mutlu olabilir miyim?’ Bu cevaplar kimi zaman bir bakışla, kimi zaman bir suskunlukla, kimi zaman bir azar cümlesiyle, kimi zaman da hiç duyulmayan bir övgüyle insanın içine yazılıyor. Sonra kişi büyüyor; sevgilisiyle, eşiyle, çocuklarıyla, arkadaşlarıyla, iş arkadaşlarıyla ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi çoğu zaman o eski metne göre sürdürüyor. ‘Anlaşılmak Şifadır’, okuru işte bu görünmez senaryoya bakmaya çağırıyor. ‘Ben hayatımı hangi görünmez kurallarla sürdürüyorum?’ sorusunu cesaretle sorabilmek için bir kapı aralıyor.”
Kitapta bugünün insanını kuşatan dijital yalnızlık da önemli başlıklardan biri. Budayıcıoğlu, bu çağda herkes birbirine bu kadar bağlı görünürken insanın hiç olmadığı kadar kopuk hissedebildiğine dikkat çekiyor. Dijital gürültünün ortasında insanı halen hayata bağlayan en güçlü şeyin sahici bir ilişki, gerçek bir temas ve duyulduğunu hissetme hali olduğunu vurguluyor.
İLİŞKİLER YARALAR, İLİŞKİLER İYİLEŞTİRİR
Budayıcıoğlu’nun dünyasında ilişki yalnızca romantik bağlardan ibaret değil. Evin giriş kapısından başlayıp mutfak masasına, çocuk odasına, okul sırasına, işyerinin koridorlarına, terapi koltuğuna ve sosyal medya ekranına kadar uzanan geniş bir alanı kapsıyor. Annenin çocuğuna bir bakışı, babanın sustuğu bir akşam yemeği, okulda duyulan bir söz, ilk aşkın heyecanı, ilk reddedilişin acısı, patronun tek kelimelik mesajı ya da sosyal medyada görülmeme hissi… Hepsi insanın kendilik algısını şekillendiren büyük ilişkinin parçaları. Kitap, ilişkilerin yalnızca insanı yaralayan değil, aynı zamanda insanı büyüten ve iyileştiren tarafına da odaklanıyor. Budayıcıoğlu, insanın kendi kırgınlıklarıyla barışmasının, geçmişten gelen yükleri fark etmesinin ve kendi hikâyesini sahiplenmesinin değişim için güçlü bir başlangıç olduğunu anlatıyor.
[email protected]
Kaynak: Web Özel