Kapatma kararı protesto edildi: “Bilgi bizimdir, bizim kalacak”

Kapatma kararı protesto edildi: “Bilgi bizimdir, bizim kalacak”

Öğrenciler ve mezunlar “Birleşe birleşe kazanacağız ” sloganlarıyla rektörlük önüne yürüdü. Öğrenciler “Bilgi bizimdir bizim kalacak” diye haykırarak alanı terk etmiyor.

OKULUMUZU TERK ETMİYORUZ

Rektörlük Binası’nın önünde yapılan açıklamada, “Yapılan usulsüz kayyum atamalarıyla başlayan bu sürecin son noktası eğitim hakkımızı tümüyle gasp etmek olmuştur. Bu gasp sadece öğrencilere değil, aynı zamanda okulumuzun emekçilerine de yapılan bir saldırıdır. Faaliyetleri durdurulmasıyla birlikte okulda çalışan onlarca akademisyenin, idari personelin ve işçinin sözleşmeleri bir gecede feshedilmiş; arkadaşlarımız, hocalarımız işsiz bırakılmıştır. Bizler bu kararı sosyal medyadan öğrendik. Okulumuzun öğrencileri muhatap alınmayarak bir açıklamaya değer görülmedi. Oysaki bu okulu var eden, kampüsleri kampüs yapan bizleriz. Okulumuzun özgürlükçü geleneğini korumaya, ekonomik ve demokratik haklarımıza sahip çıkmaya devam ettik, bunu sürdürmekte de kararlıyız” denildi.

“Bu okulun öğrencileri 19 Mart’tan bu yana bir araya geldiğinde neler başarabildiğini yönetime göstermiştir” denilen açıklamada, “Yönetimin bizi bilgilendirmekten bile çekiniyor olmasının sebebi bizim yarattığımız bu hareketin gücünü bilmeleridir, korkuları bir araya gelmemizdendir. Bizleri kampüsümüzden kovmayı hedefleyen, öğrenciyi geleceksiz, emekçiyi işsiz bırakan bu kararları tanımıyoruz. Binlerce öğrencinin eğitim hayatına tek bir imzayla müdahale edebilen bu sistem; gençliği her gün sömürü çarklarında tüketmeye ant içmiş, bizleri güvencesizliğe ve geleceksizliğe mahkûm etmek isteyen zihniyetin ta kendisidir. Okulumuzun kapısına kilit vurmanıza izin vermeyeceğiz, kararlarınızı tanımıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

ÜNİVERSİTELER HALKINDIR

İdari personel ve akademisyenler adına yapılan açıklamada konuşan Öğretmen Sendikası Bilgi Üniversitesi Temsilcisi İdil Işık, “Bu dayanışma bize bir kez daha göstermektedir ki üniversiteler yalnızca kampüslerden, binalardan ibaret değildir. Bizler de burada, bir üniversiteyi değil; emeğimizi, yaşam alanlarımızı, eğitim hakkını, bilimsel özgürlüğü ve ortak geleceğimizi savunmak için bir aradayız. Dün gece yarısı, herkes gibi bizler de üniversitemizin kapatıldığı haberini basın yoluyla öğrendik. İçinde çalıştığımız, okuduğumuz, emek verdiğimiz, hayatlarımızı kurduğumuz; öğrencileri, akademisyenleri, işçileri ve tüm emekçileriyle birlikte canlı dostlarımız ile paylaştığımız, ortak yaşam alanımız olan üniversitemizin bir gecede, tek bir keyfi kararla tasfiye edilmek istendiğini gördük. Üniversiteler saraylardan, patronlardan, holdinglerden ya da siyasi iktidarın keyfi kararlarından büyüktür. Üniversiteler; öğrencilerin, akademisyenlerin, işçilerin, emekçilerin ve halkın ortak kamusal alanlarıdır. Bizler bu anti-demokratik, tepeden inme, hukuksuz tasfiye girişimini kabul etmiyoruz! Bugün yaşananlar yalnızca bir üniversiteye yönelik münferit bir saldırı değildir” dedi.

Işık özetle şöyle konuştu:

“Daha önce defalarca ifade ettiğimiz gibi; eğitimin sermaye ilişkileri içinde yeniden yapılandırılması, holdingleşme süreçleri, üniversite yönetimlerine ve eğitime yönelik antidemokratik müdahaleler, mütevelli heyeti ve idareler eliyle kurulan baskı rejimleri, kayyum anlayışı ve özgür akademik alanın tasfiyesi; uzun süredir eğitim alanına yönelmiş olan sistematik saldırılardan bağımsız değildir. Bu saldırılar yalnızca eğitim alanına değil; emeğe, sansürsüz bilime, özgürlüğe, ortak toplumsal yaşama ve tüm kamusal haklara yöneliktir. Bugün üniversitemizde yaşananlar; eğitimde ve tüm mecralarda, emeğin güvensizleştirilmesinin, yaşam alanlarımızın piyasalaştırılmasının, özgürlüklerimize ve iradelerimize karşı saldırıların, halkın kamusal haklarının sermaye-devlet iş birliği eliyle gasp edilmesinin bir devamıdır. Biz özetleyelim: Sermaye ve iktidar iş birliğiyle üniversiteler şirketleştiriliyor, öğrenciler mürtecileştiriliyor, akademisyenler ve emekçiler güvencesizliğe mahkûm edilmek isteniyor. Ancak üniversiteler ne patronlarındır ne holdinglerindir ne de siyasi iktidarın şahsi mülküdür. Üniversiteler halkındır! Bu üniversitede yaklaşık 20 bin öğrenci eğitim görmekte, binlerce işçi çalışmaktadır. Akademisyenlerden idari personele, güvenlik işçilerinden temizlik emekçilerine kadar binlerce insanın emeği bu kurumun varlığını sürdürmektedir. Bugün alınan bu karar, bir tabelanın değil; on binlerce insanın yaşamının, emeğinin, eğitim hakkının ve geleceğinin hedef alınmasıdır. Binlerce emekçinin işsiz bırakılması, güvencesizliğe sürüklenmesi ve yaşamlarının altüst edilmesi kabul edilemez. Aynı şekilde, yaklaşık 20 bin öğrencinin en temel haklarından biri olan eğitim hakkının kesintiye uğraması; belirsizlik, dağınıklık ve hak kayıplarıyla karşı karşıya bırakılması da kabul edilemez. Binlerce emekçi işsiz kalma tehdidi altındadır. Binlerce aile geçim güvencesini kaybetme riskiyle karşı karşıyadır. Kampüslerimizdeki binlerce canlının yaşam alanı tehdit edilmektedir. Öğrenciler arkadaşlarından, hocalarından, ortak üretim alanlarından ve yaşamlarından koparılmak istenmektedir. Bunu kabul etmiyoruz! Eğitim hakkı oyuncak değildir, pazarlık konusu yapılamaz. Üniversiteler sermayeye devredilecek şirketler, bir gecede hukuksuzca kapatılacak mülkler değildir.”

DAYANIŞMA KAZANDIRIR

Eğitim-Sen İstanbul 6 No’lu Şube Başkanı Burak Çetiner ise şöyle konuştu:

‘‘Bir gecede bir kararnameyle bir üniversitesinin kapatılmasından mağdur olan sadece öğrenciler değil. Akademisyenler de, idari personel de, üniversite çalışanı da bir geleceksizliğe hapsedilmek isteniyor. Bu mücadeleyi hep beraber omuzluyoruz. Dün bir gecede alınan kararla bir üniversitenin kapatılacağını öğrendik. Yine dün bir imzayla CHP yönetiminin ortadan kaldırıldığını öğrendik. Yine bir kararla Boğaziçi Üniversitesi’nde üyemiz Tuna Tuğcu Hoca’nın işine son verildiğini öğrendik. Bütün bu kararlar tabii ki hukuksuz ve meşru değil. Hukuka olan güvenimiz tamamen kırılıyor. Ama bugün burada bir şey daha gördük. Bir günde yaşadıklarımıza burada toplanan binlerce öğrenci, binlerce akademisyen, sendikacı beraber durarak, dayanışmayla o kapıya vurulan kilidi kaldırdı. Bu yol, bu dayanışma bize hangi yoldan yürümemiz gerektiğini gösteriyor. Üniversite bileşenleri, akademisyenler, üniversite çalışanları, öğrenciler omuz omuza dayanışmayla durduğu zaman fiili meşru mücadeleyle bu mücadeleyi sürdürebiliriz. Hukuksuz kararlarla önümüze dikilen bu kararlara karşı mücadeleyi ancak bu şekilde başarıya ulaştırabiliriz.”

ÖĞRENCİLER KAMPÜSÜ TERK ETMİYOR

Kapatma kararının ardından, sabah saatlerinden itibaren kararı protesto etmek üzere kampüse gelen öğrencilerin nöbeti sürüyor.

Kampüsü terk etmeyeceklerini bildiren öğrenciler forum düzenliyor.

BirGün'e Omuz Ver BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu