Kadın istihdamına ailevi neden darbesi


Ancak kadınların çalışma hayatından dışlanmasına ilişkin çarpıcı veri işgücüne dahil olmama gerekçelerinde bulunuyor. 2026’nın ikinci çeyreğinde işgücüne dahil olmayan kadınların sayısı 21 milyon 910 bine ulaştı. Kadınların çalışma hayatına katılmamasının en büyük nedenlerinden biri hâlâ ‘ev işleriyle meşgul olmak’ ancak eğitim düzeyindeki yükseliş, artan yaşam maliyetleri ve geçinmenin giderek zorlaşmasıyla bu kategorideki kadın sayısı gerilett. Başka bir gerekçe olan ‘Ailevi ve kişisel nedenler’ hızla büyüyor. Ailevi nedenler, bakım yükümlülükleri, aile baskısı gibi görünmeyen ama belirleyici engelleri ifade ediyor.
2025’in son çeyreğinde ailevi ve kişisel nedenlerle işgücünün dışında kalan kadın sayısı 3 milyon 846 bin kişiydi. 2026’nın ikinci çeyreğinde ise bu kişilerin sayısı 4 milyon 278 bine çıktı. Yalnızca altı ay içinde 432 bin kadın daha bu gerekçeyle çalışma hayatının dışında kaldı.
BEŞ KADINDAN BİRİ
2021’in aynı döneminde işgücünün dışında bulunan kadınların yaklaşık yüzde 10’u ailevi ve kişisel nedenleri gerekçe gösterirken 2026’da bu oran yaklaşık yüzde 20’ye yükseldi. Başka bir ifadeyle çalışma hayatının dışına itilen yaklaşık beş kadından biri doğrudan ailevi ya da kişisel nedenlerle çalışamıyor. Bu gerekçe ile çalışma hayatının dışına itilen kadınların en yoğunlaştığı yaş aralığı ise 30–34 oldu. Mesleki birikimin, gelir artışının en yoğun olduğu yaş grubunda olup ailevi nedenler gerekçesiyle işgücüne dahil olmayan kadınların sayısı 815 bine ulaştı. 25-29 yaş aralığında ise 729 kadın bu gerekçe ile çalışamıyor. İki yaş aralığı aynı zamanda çocuk sahibi olunan ve bakım yükünün en yoğun olduğu döneme işaret ediyor.
Ev işleri nedeniyle çalışamayan kadınlar da eklendiğinde görünmeyen bakım ekonomisinin boyutu daha açık biçimde ortaya çıkıyor. Ev işleriyle meşgul olduğu veya ailevi ve kişisel nedenlerle çalışamadığı için işgücünün dışında kalan kadınların toplam sayısı 9 milyon 788 bine ulaşıyor.
Bu rakam, işgücüne dahil olmayan 21 milyon 910 bin kadının yaklaşık yüzde 45’ine karşılık geliyor.
***
BAKIM EKONOMİSİNE YATIRIM ŞART
BM Kadın Birimi’nin, “Bakım Ekonomisi Neden Çağımızın En Dönüştürücü Yatırımlarından Biri?” başlıklı yayınında bakım krizinin toplumsal ve kamusal bir sorumluluk olarak ele alınması gerektiği beş başlıkta anlatıldı. Güçlü ve kapsayıcı bakım sistemlerinin insan onuruna yakışır işler yaratacağı, refahı artıracağı, eşitliği ilerleteceği, insan haklarını güçlendireceği vurgulandı.
1- Ekonomileri ayakta tutar
• Tüm dünyada yaklaşık 350 milyon çocuk bakıma ihtiyaç duyuyor.
• 2030’a kadar 2,3 milyar insan için bakım hizmeti gerekeceği öngörülüyor.
• ILO’ya göre dünya çapında bakım işgücü yaklaşık 381 milyon çalışandan oluşuyor:
%11,5 Toplam küresel istihdam
%19,3 Kadın istihdamı
%6,6 Erkek istihdamı
2- Toplumsal cinsiyet eşitliği için
• Dünyada kadınlar ve kız çocukları, erkeklere kıyasla 2,5 kat daha fazla ücretsiz bakım işi üstlenmek zorunda.
• Türkiye’de kadınlar ev işi ve aile bakımına 4 saat 3 dakika ayırırken erkekler 58 dakika ayırıyor.
3- Bakım bir insan hakları meselesidir
• Sağlık, çocuk bakımı ve ev içi hizmetler dahil bakım sektöründe çalışanların üçte ikisi kadın, birçoğu göçmen.
• Dünyada ücretli ev işçilerinin %80’i kadın. Buna rağmen ev işçilerinin %90’ının sosyal güvencesi yok.
4- Çatışma ve kriz eşitsizlikleri derinleştiriyor
• Kriz ortamlarında kadınlar, erkeklere göre yaklaşık dört kat daha fazla ücretsiz bakım işi yapıyor.
• Ukrayna’da kadınlar, erkeklere göre haftada 16 saat daha fazla ücretsiz bakım işi yapıyor.
5- Dönüştürücü ve sürdürülebilir
• Bakım hizmetlerine yapılan yatırımlar, 2035’e kadar 300 milyon yeni insan onuruna yakışır iş yaratabilir.
• Diğer bazı sektörlere göre daha düşük çevresel etkiyle büyüyerek sürdürülebilir kalkınmayı destekler.