İsrail’in şiddet doktrini, istisna değil ırkçılığın devamı

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Filistinlilere yönelik ırkçı söylemleri, yerleşimci hareketlere verdiği açık destek ve Batı Şeria’daki şiddet olaylarını tahrik etmesi nedeniyle son yıllarda uluslararası kamuoyunun en çok tartıştığı siyasetçiler arasında yer alıyor. Ancak tarihçiler ve insan hakları araştırmacılarına göre Ben-Gvir, istisnai bir figür değil. İsrail devletinin kuruluş sürecinde faaliyet gösteren silahlı örgütlerden başlayarak, Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi, yerleşim politikaları ve sivillerin öldürülmesine uzanan tarihsel çizgi, ülkenin bugünkü siyasi yapısının oluşumunda belirleyici rol oynadı. Kuruluş sürecinde, silahlı terör örgütü lideri olan isimler sonradan Başbakanlık bile yaptılar.


İsrail’in iç politika ve askeri yapılanmadaki kurucu kadroları geçmişte Haganah, Palmach, Irgun (Etzel) ve Lehi gibi silahlı terör örgütlerinin liderliğini yaptılar.

İŞGALDEN DEVLET YARATMAK

1948’de İsrail devletinin kuruluşundan önce Filistin topraklarında faaliyet gösteren Yahudi silahlı örgütler arasında Haganah, Palmach, Irgun (Etzel) ve Lehi bulunuyor. Bu örgütlerin komutanları arasında eski Başbakanlar İzak Rabin, Ariel Şaron ve eski Genelkurmay Başkanı Moşe Dayan gibi çok sayıda üst düzey isim bulunuyor. Bu isimler Filistin ve Beyrut’da sivillere yönelik gerçekleştirdikleri katliamların da sorumluları arasındalar. İsmi geçen örgütlerden Haganah daha sonra İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) temelini oluştururken, Irgun ve Lehi ise daha radikal yöntemleriyle tanındı. 1946 yılında Kudüs’teki King David Oteli’nin bombalanması Irgun’un gerçekleştirdiği en bilinen eylemlerden biri olarak tarihe geçti. Örgüt ayrıca 1948’de Deir Yasin köyünü basıp 140’a yakın Filistinli sivili katletmesiyle de bilinmekte. Arap nüfusa karşı silahlı terör eylemleri uygulayan bir diğer örgüt de Lehi.

KATLİAMCILAR BAŞBAKAN OLDU

Katliamcı Irgun’n lideri Menahem Begin 1977 yılında Başbakan olurken 1978 yılında Nobel Barış Ödülü alması ise bugün bile tartışılmaya devam ediyor. Lehi’nin lideri İzak Şamir de iki ayrı dönemde ülkede Başbakanlık görevinde bulundu. İsrail’de geçmişinde ırkçılık, katliam ve sivil halklara yönelik nefret ve işkence gibi çok sayıda insanlık ve savaş suçuna sahip olan isimlerin ülkede tepe noktalara gelmeleri ise çoğu tarihçi tarafından “İsrail’in devlet pratiği şiddet üzerine kurulu” ifadesiyle yorumlanıyor.

BEN-GVİR’İN SİCİLİ KABARIK

Itamar Ben-Gvir, gençlik yıllarında Yahudi aşırılık yanlısı olan ve İsrail’de bile terör örgütü kabul edilip yasaklanan Kach hareketi içinde faaliyet göstermiş, 1994 yılında 29 Filistinli sivili katleden terörist Baruh Goldstein’i siyasi referans olarak savunmuş bir isim olarak biliniyor. Benzer şekilde Maliye Bakanı Bezalel Smotrich de Batı Şeria’daki yerleşim hareketlerinin en güçlü siyasi temsilcileri arasında yer alıyor. Yerleşimcilerin son dönemde silahlandırılmasını sağlayan isim olarak da biliniyor. İsrail İnsan Hakları Merkezi B’Tselem, Human Rights Watch ve Amnesty International’ın raporlarına göre son yıllarda Batı Şeria’daki yerleşimci şiddeti belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler raporlarına göre yerleşimci saldırıları yüzlerce Filistinli yerleşim birimini etkilerken, hükümet aynı dönemde yeni yerleşim projelerini onaylamaya da devam etti. Uluslararası raporlar bu işgal politikasının 1967 yılından bu yana kesintisiz devam ettiğini rakamlarla gözler önüne seriyor.

İsrail'in şiddet doktrini, istisna değil ırkçılığın devamı - Resim : 2
İsrail’in kuruluş sürecinde, silahlı terör örgütü lideri olan isimler sonradan Başbakanlık bile yaptılar. (Reuters)

YERLEŞİMCİLERİ SİLAHLANDIRIYORLAR

Irkçı provokasyonlarla tüm dünyanın tepkisini çeken iki Bakan, Ben-Gvir ve Smotrich, sahip oldukları oy havuzunun büyük bölümünü de ülkedeki yerleşimcilerden sağlıyorlar. İki ismin yükselişi ile yerleşimcilerin sayısının artışı arasında paralellik kuruluyor. Filistin köylerini basan, insanları ve hayvanları öldüren, yerleşimleri işgal eden ve ordunun bile politik gerekçelerden müdahale etmediği yerleşimciler ülkedeki en etkin ve organize siyasi hareketlerin başında geliyorlar. Yerleşimcilerin son dönemde Kudüs ve Tel-Aviv gibi kentlerin merkezlerine de gelerek yalnızca Filistinlilere değil aynı zamanda Hristiyanlara, kiliselere, yabancılara ve turistlere saldırdıkları görüntüler de küresel medyaya yansıyor. Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Adalet Divanı kararları, 1967 savaşından sonra Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te başlayan yerleşimlerin yasa dışı olduğunu açıkça gözler önüne seriyor. Birçok rapor ve analizde, şiddet sarmalı içindeki bu politik sistemin İsrail henüz bir devlet olmadan zihinlerde kurulduğu vurgusu yapılıyor.

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu