İçeride tekel insafı, dışarıda kota sınırı

İçeride tekel insafı, dışarıda kota sınırı
Geçtiğimiz sezon rekolte düşüklüğüne rağmen ürününü değerinde satamayan üretici, bu sezon yüksek rekolte beklentisine rağmen üretenin değil, tekellerin fiyatı belirlemesi ve pazara sunmak istediği ürünün kotaya takılması nedeniyle, elde edilecek kârın hasadı dahi karşılamaya yetmeyeceğinden endişeli.
BAŞKA ŞEY DÜŞÜNÜLMÜYOR
Manisa Akhisar’da zeytin üreticiliği yapan Mehmet Ali Özer, bulunduğu bölgede yaşayan tüm üreticilerin, kahvede, sokakta konuştuğu tek konunun zeytin hasadında karşılaşılacak maliyetler olduğunu söyledi. “Tekkelerin insafına bırakıldık” diyerek tepki gösteren Özer, “Yalnızca Türkiye’de değil, globale bakıldığında üretime ve gıdaya egemen olan iktidar tüm ülkeye egemen olur. Sermaye ve iktidar ilişkisi de bu politikayı izliyor. Küçük ve orta ölçekteki üreticiler günden güne yok oluyor, üretim sermayenin eline bırakılıyor” dedi.
ÜRÜN PAZARA GİREMİYOR
Birçok meyve üreticisinin, ağaçlarını keserek pazara açılma hevesiyle zeytin üreticiliğine başladığını, ardından ihracat yasağı ve sonrasında getirilen kota uygulaması nedeniyle elinde kalan ürünü pazara dahi sunamadığını belirten Özer, şöyle konuştu: “Sadece zeytinde değil, tüm üreticiler aynı sorunlarla boğuşuyor. Bir yandan temel girdi maliyetleri artarken diğer yandan iktidarın tarımda uyguladığı yanlış politikalar, bir diğer tarafta ise 3-5 tekelin insafı var. Zeytin üreticisinin tek konuştuğu konu hasat ve maliyetler. Bu sezonu nasıl geçireceğiz kimse bilmiyor ancak endişe her zamankinden daha da büyük.”
DEĞERİNİN 25 TL ALTINDA
Kendi de zeytin üretici olan CHP Manisa Milletvekili Vehbi Bakıroğlu ise sektörün tek değil birçok sorunla sınandığını söyledi. Başlıca sorunlardan birinin piyasadaki tekelleşmenin ciddi boyuta ulaştığını belirten Bakıroğlu, bir diğer sorunu ise tekelleşmenin karşısında zeytin üreticisinin örgütsüz kalması olduğunu belirtti. Şu anda sofralık zeytinin alım fiyatının 40 bandında olduğunu kaydeden Bakıroğlu, üreticinin az da olsa kâr edebilmesi için fiyatın en az 60-70 TL bandında olması gerektiğini söyledi.
“Piyasadaki 3-4 büyük firma son yıllarda alım fiyatlarını belirleyebiliyor. Üreticinin kendi ürettiği ürünün fiyatı üzerinde hiçbir söz hakkı yok. Yıllar içinde üretim maliyetleri çok ciddi şekilde arttı ancak ürün fiyatları aynı kaldı, hatta geriledi. Geçtiğimiz sezonun zeytinyağı şu anda 200 liraya satılıyor. Oysa bu yağ sezonunda 280 lira civarındaydı. İki yıl önceki yağ yaklaşık 180 liraya, daha eski yağ ise 140-150 liraya satılıyor” dedi.
“Neden iki yıl önce üretilen yağ hâlâ üreticinin elinde?” sorusunu yanıtlayan Bakıroğlu, “Bunun nedeni, iç piyasada fiyatları düşürmek amacıyla getirilen dökme zeytinyağı ihracat yasağı. O dönemde dünyada, özellikle İspanya ve İtalya’da ciddi kuraklık yaşandı ve rekolte düştü. Türkiye’de ise önemli miktarda stok vardı. Uluslararası piyasada fiyatlar 10 avroya kadar yükselmişti. İç piyasada fiyatların artmasını engellemek için dökme zeytinyağı ihracatı yasaklandı. Bu yüzden biz üreticiler, yurt dışına satamadığımız ürünü her yıl stoklayarak yeni sezona girmek zorunda kaldık. Sonuç olarak iki yıl önce 280-300 liraya satabileceği zeytinyağını bugün 150 liraya bile satamayan üreticiler var” diye konuştu.
ZEYTİN DALINDA KALABİLİR
“Fiyatlar devam ederse çok ciddi bir tehlikeyle karşı karşıyayız” diyen Bakıroğlu, son olarak şunları söyledi: “Zeytinyağı fiyatı, özellikle zeytinin bol olduğu yıllarda sofralık zeytin fiyatını da belirliyor. Böyle giderse zeytini toplamak yerine dalında bırakmak daha kârlı hâle gelebilir. Belki de ilk kez zeytinin de dalda kalma ihtimaliyle karşı karşıyayız.”