Her Damlada Bir İstanbul” sergisi sanatseverlerle buluşuyor
“Suya Dair: Her Damlada Bir İstanbul” sergisi sanatseverlerle buluşuyor
Sanatçı, geliştirdiği “Aquamorfizm” tekniği ve “Reng-i Su” yöntemiyle suyun akışkanlığını resmin kurucu unsuru haline getiriyor. Akrilik ve yağlıboyanın akışkanlığıyla kurduğu bu dil, estetik bir tercih olmanın ötesinde, hafızayı ve emeği görünür kılan bir anlatı kuruyor. İstanbul burada yalnızca bir fon değil; suyla inşa edilmiş bir tarih olarak beliriyor.
Çünkü İstanbul, doğal tatlı su kaynakları sınırlı bir kent. Bizans’tan bugüne kemerler, sarnıçlar, kanallar ve barajlarla kurulan bu sistem, suyu gündelik bir tüketim nesnesi olmaktan çıkarıp kolektif bir emeğin ürünü haline getiriyor. Bugün milyonlarca insanın yaşadığı kentte her damlanın ardında görünmeyen bir altyapı, mühendislik ve emek zinciri bulunuyor.
Kirillova’nın tuvallerinde bu görünmeyen tarih açığa çıkıyor. Tarihi sarnıçların gölgeleri, su kemerlerinin ritmi, Osmanlı çeşmelerinin zarafeti ve Boğaz’ın akışı aynı yüzeyde buluşuyor. İstanbul’un su mirası, estetik bir manzara olmaktan çıkıp katmanlı bir hafıza alanına dönüşüyor.
Sanatçının üretiminde Nâzım Hikmet’ten Âşık Veysel’e, Ara Güler’den Sezen Aksu’ya uzanan geniş bir kültürel referans alanı da dikkat çekiyor. Anadolu’nun hafızası, suyun akışkan formuyla birleşerek yeni bir anlatıya dönüşüyor.
Kirillova, son olarak Saint Petersburg Steihlitz Sanat Akademisi’nde düzenlenen “Sınır Tanımayan Sanat” festivali kapsamında, 46 ülkeden 1000’i aşkın eserin yer aldığı uluslararası sergide “İnsana Dönüş / Toprağın Sesi / Âşık Veysel” adlı eseriyle portre kategorisinde büyük ödülün sahibi oldu.
24 Mart’ta saat 15.00’te açılacak sergi, 28 Mart’a kadar her gün 08.00–17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.
İstanbul’da su, yalnızca akıp giden bir kaynak değil; taşınan, saklanan ve yönetilen bir mesele. Kirillova’nın sergisi, bu görünmez emeği ve tarihsel sürekliliği hatırlatırken, suyun aynı zamanda bir hafıza ve hak meselesi olduğunu da yeniden düşündürüyor.