Gözler Kaşot-Kerpe’de, Fransa ateşe körükle gidiyor!

Doğu Akdeniz’de uzun süredir bekleyen elektrik kablosu projesi Türkiye ile Yunanistan’ı karşı karşıya getirebilecek kritik bir aşamaya geliyor. Atina ve Paris’in üzerinde çalıştığı yeni formüle göre Fransız Nexans, 26 Ekim civarında Kaşot-Kerpe hattının doğusunda deniz tabanı araştırmalarına dönmeye hazırlanıyor. Dosyanın en dikkat çekici ayrıntılarından biri de takvim. Yunan basınına göre Türk araştırma gemisi Oruç Reis, destek gemileriyle birlikte 25 Ekim’e kadar bölgede araştırma faaliyeti yürütmek üzere programlandı. Nexans için konuşulan tarih ise 26 Ekim civarı. Takvim değişmezse Türk araştırma faaliyetinin sona ermesinin hemen ardından Fransız şirketinin çalışma başlatması gündeme gelebilecek.


Türkiye ile Yunanistan arasındaki deniz yetki alanı anlaşmazlığı, GSI kablo güzergahını da doğrudan etkiliyor. Ankara, kendi kıta sahanlığı olarak gördüğü bölgelerde önceden koordinasyon sağlanmadan araştırma ve kablo faaliyetine izin verilmeyeceğini açıkladı.

1.9 MİLYAR EURO’LUK BÜTÇE

Great Sea Interconnector projesi, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail elektrik şebekelerini birbirine bağlamayı hedefliyor. Projenin güzergahı, Doğu Akdeniz’de Türkiye ile Yunanistan arasında uzun süredir devam eden deniz yetki alanı anlaşmazlıklarının bulunduğu bölgelerden geçiyor. Plan, ilk aşamada Girit ile Güney Kıbrıs’ı, ilerleyen aşamada ise İsrail’i Avrupa elektrik sistemine bağlamayı hedefliyor. Toplam ağın uzunluğu 1.208 kilometre, planlanan aktarım kapasitesi 1.000 MW, kablonun ulaşacağı azami derinlik ise yaklaşık 3 bin metre. Projenin tahmini bütçesi 1,9 ise milyar Euro.

KOORDİNE EDİLMELİ

Sorunun merkezinde Kaşot ve Kerpe adalarının çevresi bulunuyor. Yunanistan, bu adaların geniş deniz yetki alanları oluşturduğunu savunurken Ankara, bölgenin bir bölümünün Türkiye’nin kıta sahanlığı içinde kaldığı görüşünde. Atina, denizaltı kablosunun uluslararası hukuk kapsamında döşenebileceğini ve Türkiye’den izin alınmasının gerekmediğini savunuyor. Ankara ise araştırma ve güzergah belirleme faaliyetleri Türkiye’nin kıta sahanlığına giriyorsa bunun önceden Türkiye ile koordine edilmesi gerektiğini vurguluyor.

ÖNCEDEN BİLDİREBİLİR

Atina ile Paris’in üzerinde çalıştığı formüle göre Nexans, Kaşot-Kerpe’nin doğusundaki faaliyetini Türkiye’ye önceden bildirebilir. Ancak Yunan ve Fransız tarafı bunun izin talebi anlamına gelmediğini savunuyor. Gündemdeki bir diğer seçenek ise Heraklion ile Antalya’dan ayrı NAVTEX yayımlanması. Böylece tarafların kendi hukuki tezlerini koruyarak araştırma faaliyetinin sürdürülmesi hedefleniyor.

FRANSIZLAR ORTAK OLDU

Dosyadaki en önemli değişikliklerden biri ise Fransa’nın projedeki ağırlığının ciddi biçimde artması. Fransız yatırım grubu Meridiam, Great Sea Interconnector şirketinin çoğunluk hissedarı oldu. Aynı süreçte Yunan elektrik iletim operatörü IPTO, GSI ve Fransız kablo devi Nexans arasında deniz tabanı araştırmalarının sürdürülmesine ilişkin anlaşma imzalandı. Analistlere göre projede Fransız şirketlerinin ağırlığının artması, Fransa’nın GSI sürecindeki rolünü de genişletiyor. Nexans ise proje için geliştirilen 525 kV’lık kablo sisteminin 3 bin metre derinlikte çalışabilecek şekilde test edildiğini açıkladı. Uzmanlar, teknik hazırlıkların ilerlemesi nedeniyle sürecin bundan sonraki aşamasında diplomatik ve hukuki başlıkların belirleyici olacağına dikkat çekiyor.

İSRAİL DE DENKLEMDE

Projenin Türkiye açısından stratejik boyutlarından biri, hattın Yunanistan-Güney Kıbrıs-İsrail ekseninde kurulması. GSI tamamlandığında Güney Kıbrıs Avrupa elektrik şebekesine bağlanacak, İsrail ayağının devreye girmesiyle hat Girit üzerinden Avrupa’ya kadar uzanacak. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni ise projenin enerji boyutunun yanında bölgesel güç dengeleri açısından da değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor: “Burada yalnızca bir elektrik kablosundan söz etmiyoruz. Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail arasında kalıcı bir enerji altyapısı kuruluyor. Fransa ve Avrupa Birliği’nin projedeki ağırlığı arttıkça mesele Türkiye açısından daha stratejik bir nitelik kazanıyor.”

EMSAL TARTIŞMASI YARATIR

Siyaset Bilimci ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Umur Tugay Yücel ise olası riskin kablonun kendisinden çok yaratabileceği emsal olduğuna işaret ederken, “Türkiye’nin kendi kıta sahanlığı olarak kabul ettiği bir bölgede faaliyet yapılması hukuki ve siyasi bir mesele. Ankara’nın itirazına rağmen sahada fiili durum oluşursa, bu yalnızca GSI için değil gelecekteki başka denizaltı projeleri açısından da emsal tartışması yaratabilir. Bu nedenle Ankara’nın araştırmalara sessiz kalması, ileride Yunan tezlerinin fiilen kabul edildiği şeklinde yorumlanabilecek bir emsal yaratma endişesi doğurabilir” diyor.

Başa dön tuşu