Anlaşmaya ilişkin tek belge, bir sayfalık bildiriden ibarettir

Uzgel’in sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımın tamamı şöyle:
- “Şu ana dek kamuoyu ile paylaşılan, Ankara’daki Pakistan büyükelçisinin de teyit ettiği üzere, Mekke İttifak Anlaşması’na ilişkin tek belge, bir sayfalık bildiriden ibarettir. Anlaşmanın askeri, teknik ve kurumsal yönlerini düzenleyen başka bir metin var mıdır?
- Zira bu anlaşma, Türkiye’nin güvenliğini doğrudan ilgilendiren, NATO’nun 5. Maddesi benzeri bir ittifak hükmü içermektedir. Buna rağmen, Anayasa’nın 90. maddesinin açık hükmüne aykırı olarak TBMM’ye getirilmemiş ve onaylanmamıştır. Bu, başlı başına anayasal bir ihlaldir.
- Anlaşma metninde komiteler, sekretarya gibi hiçbir kurumsal yapıya dair hüküm bulunmamaktadır. Bu alt birimlerin hangi maddelere dayanarak kurulduğu sorusu belirsizdir. Tek bir uluslararası metin içinde bu denli kurumsal ve hukuksal belirsizliğin varlığı, anlaşmanın ciddiyetini de tartışmalı hale getirmektedir.
- TBMM onayı olmaksızın anlaşmayı kurumsallaştırma çabası, Türkiye’nin imzalayacağı gelecekteki uluslararası anlaşmaların onay süreçlerini sakatlayacak bir yöntemin önünü açmakta ve iktidarın keyfî uygulamalarını dış politikaya taşımaktadır. Bu, iç politikada devam eden hukuksuzluk pratiğinin, dış ilişkilere sirayet etmesi anlamına gelir ve hukukun üstünlüğünü zedeleyen yeni bir aşamadır.
- TBMM tarafından onaylanmamış, Resmî Gazete’de yayımlanmamış bir anlaşma metni uyarınca, bu metin yürürlüğe girmiş gibi İstanbul’da bir alt komite toplantısı icra edilmesi hukuka açıkça aykırıdır.
- Uluslararası hukukun temel ilkelerinden biri, bir anlaşmanın bağlayıcılığına ilişkin usul kurallarıdır. Bu metin, eğer uluslararası bir anlaşma niteliğindeyse, Birleşmiş Milletler nezdinde tescil edilmesi zorunludur. Ne var ki, bugüne kadar böyle bir tescil işlemi yapıldığına dair herhangi bir kamu kaydı bulunmamaktadır. Bu durum, anlaşmanın hukuki varlığına yönelik temel soru işaretlerini daha da derinleştirmektedir.
- İttifak anlaşmaları, devletlerin güvenliklerini karşılıklı olarak birbirine kefil kılan metinlerdir. Bu anlaşma ile Türkiye’nin güvenliği, tedricen Ortadoğu’daki gelişmelere endekslenmekte ve dolayısıyla Türkiye, bölgesel çatışmaların doğrudan bir tarafı haline getirilme riskiyle karşı karşıya bırakılmaktadır.
- Anlaşmanın hiçbir maddesinde, Türkiye’nin bu taahhüt karşılığında somut olarak ne kazanacağına dair bir açıklık yoktur. Stratejik belirsizlik, diplomaside güvenlik açığıdır.
- Türkiye’nin yönünü değiştirmek isteyen iktidarın, izlediği siyasetin bir uzantısı olan bu anlaşmaya ve zihniyetine, bu millet izin vermeyecektir. Gizli taahhütlere, geleceğimizi ipotek altına alacak her türlü girişime karşı olduğumuzu açıkça beyan ediyoruz.
- Türkiye Cumhuriyeti, şahsi tercihlerin veya kısa vadeli hesapların oyuncağı olamaz ve olmayacaktır.”