Faris Ishaq: Müziğin ardında zanaat var

BEDEN DE ENSTRÜMANIN PARÇASI
Ishaq’ın müziğinin merkezinde yalnızca enstrüman değil, icracının bedeni de bulunuyor. Sanatçı, dabke geçmişini müziğine nasıl taşıdığını şöyle anlatıyor: “Müziğimin kökleri Filistin müziğine, daha geniş anlamda ise Arap ve Ortadoğu müzik geleneklerine dayanıyor. Bunun yanı sıra Global Jazz’dan ve kültürlerarası müzikal diyalogdan da besleniyorum. Ney ile bacağıma monte ettiğim çerçeve davulu aynı anda çalıyorum. Bazen yaklaşımımı bir elektronik müzik prodüktörünün yaptığı işe benzetiyorum; tek fark, benim bütün ses dünyamı bu iki enstrümanla kurmam. Melodileri, ritimleri ve akustik efektleri gerçek zamanlı olarak bir araya getirerek canlı ve katmanlı bir ses yaratıyorum.”
Çerçeve davulu, ney çalma biçiminin doğal bir uzantısı olarak gördüğünü vurgulayan sanatçı, “Ney icramda vurmalı dil tekniklerini yoğun biçimde kullanıyor, ritmin içinde ve çevresinde hareket ediyorum. Ayrıca okul yıllarımda profesyonel olarak Filistin dabkesi yaptım. Dabke, ritmik ayak vuruşlarını ve hareketi yoğun biçimde kullanan bir dans. Bu hareketlerin bir bölümünü bacağıma monte ettiğim çerçeve davula aktarıyorum. Bu, hareketle müzik arasında bağ kurmanın bana özgü yolu” diyor.
“NEFES ALMAK HAYATTIR”
Beden kadar nefes de Ishaq’ın müziğinin belirleyici unsurlarından. Nefesi yaşamla doğrudan ilişkilendiren sanatçı şunları aktarıyor: “Nefes almak hayattır! Dünyada büyük bir çılgınlığın, trajedinin ve belirsizliğin içinden geçiyoruz. Ney aracılığıyla, insana denge ve iyileşme alanı sunan sürükleyici bir müzik deneyimi yaratmak istedim. Bunu yaparken neyin köklerine ve geniş müzikal olanaklarına da saygı göstermek istiyorum. Hem müzik terapisi geçmişinden geliyorum hem de profesyonel olarak Global Jazz alanında müzik yapıyorum. JASAD, pratiğimin bu iki yönünün buluştuğu yer.”
YAPAY ZEKÂ TEKLİFİNİ REDDETTİ
Ishaq’ın akustik üretim tercihinin arkasında, bir yapay zekâ şirketinden aldığı teklif de bulunuyor: “Bir yapay zekâ şirketi bana ulaştı ve birkaç yıl boyunca garantili çalışma imkânı sunan, oldukça yüksek ücretli bir iş teklif etti. Yapmam gereken, ney sesini kaydedip onların yapay zekâ sistemini bu seslerle beslemekti. Elbette reddettim; çünkü bütün bu fikri etik açıdan son derece rahatsız edici buldum.”
“Benim için müzik yalnızca ortaya çıkan nihai sesten ibaret değil” diyen sanatçı şunları ekliyor: “Müzik, bir zanaat geliştirmek, bir enstrümanla yıllar geçirmek demek. Teknolojinin, o zanaatı gerçekten geliştirmek için gereken süreç yaşanmadan sonucu ortaya çıkarabildiği bir kültürde ciddi bir tehlike olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte müzik teknolojisine karşı değilim. Kendi zanaatlarını geliştirmek için yıllarını harcamış ve seslerini bambaşka alanlara taşıyan inanılmaz elektronik müzisyenler ve prodüktörler var. Tamamen akustik bir yaklaşımdan geldiğim için bu tür sanatçılarla iş birliği yapmayı çok seviyorum. Bu proje aslında insanın üretme becerisi ve bunun bugün ne anlama geldiği üzerine bir söz söyleme çabası. Binlerce yıllık geçmişe sahip bir enstrümanı çalmanın bugün hâlâ radikal biçimde çağdaş olabileceğini göstermek istedim. Özetle proje, yalnızca ney ve bacağıma monte ettiğim çerçeve davuldan çıkan sesleri kullanarak, ney melodilerini, akustik efektleri ve ritimleri gerçek zamanlı biçimde bir araya getirip çok katmanlı bir akustik ses dünyasını nasıl yaratabileceğimi araştırıyor.”
KADİM BİR ÇALGIYLA ÇAĞDAŞ BİR DİL
Arap makam müziği, Filistin’in Tashbib geleneği ve caz doğaçlaması Ishaq’ın müziğinde yan yana geliyor. Sanatçı, bu müzikal kaynaklar arasındaki ilişkiyi şöyle anlatıyor: “Filistin Tashbib’i, geleneksel nefesli çalgıları melodik ve vurmalı bir yaklaşımla çalma biçimidir ve Arap ülkelerinde farklı isimlerle anılır. Filistin’de buna Tashbib diyoruz; kelime anlamıyla ‘gençleşmek’ demek. Neşe, ritim ve toprağa bağlılıkla dolu bir müzik. Müzikal açıdan Tashbib, geleneksel Filistin şarkılarının ve dabke dansındaki ayak vuruşlarının ritimleriyle iç içe gelişen bir doğaçlama alanı açıyor.”
“Tashbib ile cazı bir araya getirmek özellikle ilgimi çekti; çünkü her ikisi de kimlikle bağlantılı bir doğaçlama ruhunu paylaşıyor. İkisinde de ritimle kurulan esnek bir ilişki var” diyen sanatçı üretimleri için son olarak şu değerlendirmeyi yapıyor: “Makam, caz ve John Coltrane arasındaki bağlantıları anlatmak için bir makale yazmam gerekir. Ama birkaç kelimeyle söylemek gerekirse, makam ve caz tetrakordlar etrafında şekilleniyor. Makam müziğinde müzikal renk daha çok melodi ve ifade üzerinden oluşurken cazda armoni ve yapı üzerinden biçimleniyor. Bu iki müzik dilini bir araya getirmek bana çok doğal geliyor. Coltrane ise cazdaki en büyük ilham kaynağım. Onun sesini dinlemek insanı dönüştüren bir deneyim.”