Erdoğan çürük ipe tutundu

Erdoğan çürük ipe tutundu

Donald Trump gibi bir tipin ABD’ye başkan olması sadece siyasetteki tarz değişikliğiyle açıklanamaz. Trump ve onun gibi liderler, küresel kapitalist/emperyalist sistemin içinden geçtiği kriz döneminin semptomları olarak insanlığın karşısına çıkıyor. Emperyalizm kendi çıkarlarını korumak için başka bir aşamaya geçmek istiyor ve yeni konseptin hayata geçirilmesi için de Trumplara ihtiyacı var. Bakın şimdi “demokrasi”, “özgürlük”, “insan hakları” gibi değerler görüntüyü kurtarmak için bile dile getirilmiyor. Bunlar zaman kaybı olarak görülüyor. “Bir an önce silahlanın ve bütçenizden daha fazlasını askeri harcamalara ayırın. Bol bol jet alın, tank alın, füze alın, İHA-SİHA alın ya da üretin. Savaş endüstrisini besleyin, Batı kapitalizminin çıkarlarını savunmak için Rusya ve Çin’e karşı cepheye gelin. İran’la savaşımı, Grönland’dan toprak araklama çabamı destekleyin.” ABD emperyalizmi Trump’ın ağzıyla müttefiklerine bu çağrıları yapıyor. Bu dayatmanın bir sonucu olarak NATO üyeleri geçen yıl Lahey’de yıllık GSYİH’lerinin yüzde 5’ini savunmaya harcamayı kabul etti. Adam sadece “deli” değil yani, emperyalizmin gemisini yürütüyor.

Avrupa’nın büyük devletleri ikilemde. ABD’siz bir NATO’nun ayakta kalamayacağının farkındalar. ABD’yi NATO’da tutmak istiyorlar ama Trump’ın sonu belirsiz maceralarına koşulsuz ortak olmak istemiyorlar. “Tamam savunma harcamalarını artıralım ama Grönland’ı da almasan olmaz mı” diyorlar. İsrail’in güvenliği için İran’a açılan savaşa da koşulsuz destek vermiyorlar. Trump, kendi topraklarındaki NATO üslerinin veya hava sahalarının ABD tarafından İran’a karşı kullanılmasına izin vermeyen İspanya, İtalya, Almanya, Fransa ve İngiltere gibi ülkeler için “Bizi yüz üstü bıraktılar” demişti. İspanya’ya özel olarak bilenmiş durumda. Zira İspanya, Lahey’de kabul edilen yüzde 5’lik savunma harcaması şartını reddetti ve Başbakan Pedro Sanchez, ABD’nin İran’a yönelik saldırganlığını bu denli net ve açıkça eleştiren tek lider. Ankara’daki zirvede Trump, İspanya için “Berbat bir NATO müttefiki. İspanya ile hiçbir işim olsun istemiyorum. Lütfen İspanya ile tüm ticareti kesin, ziyaretler de dahil” ifadelerini kullandı.

Peki Erdoğan ve Ankara ile işler nasıl yürüyor? Tek kelimeyle muazzam! Erdoğan tam da yeni dönemde Trump’ın aradığı türden bir müttefik. Trump açık açık Erdoğan ev sahibi olduğu için Türkiye’deki zirveye geldiğini söylemişti. Siyasi rekabet yok, demokrasi yok, özgürlükler yok, hukuk yok. Kimin umurunda ki zaten? Alabildiğine kuşatma, sonuna kadar askeri harcama ve sınırsız işbirliği… Ne olacak; sağlıktan, eğitimden ve kamu harcamalarından biraz daha kısılır. Hastanelerde daha çok sıra beklenir, muayenelerin süresi biraz daha kısalır. Sabunsuz okullara da herkes alıştı. Emekli aylıklarına hiç zam yapılmasa da olur. Haliyle Trump da Sanchez’e yönelik hissiyatının aksine Erdoğan’ı çok sevdiğini vurguladı. Erdoğan için “İsrail’i rahat bıraktı. Netanyahu’nun dostu diyemem ama anlaşıyorlar” dedi. Ne iktidardan ne de yandaşlardan tek bir itiraz geldi, herkes memnun oldu. Trump Erdoğan yönetimindeki Türkiye’yi “Fantastik bir NATO müttefiki” olarak nitelendirdi.

Rejim, Trump’ın kayığına binmiş durumda. Gösterilen ilgi, alaka ve dile getirilen övgü dolu sözlerden büyük memnuniyet duyuluyor. Türkiye içinde baskıya ihtiyaç duyulan bir dönemde Amerika’nın da militarist bir stratejiyle NATO’yu konsolide etme sürecine girmesinin tarihi bir fırsat olarak değerlendirildiği anlaşılıyor. Toplumun çoğunluğunun desteğini alamayan, yoksulluğu kalıcı hale getiren ve muhalefeti de devletin baskı aygıtlarını azami kapasitede kullanarak sindirebilen iktidar, kendi geleceğini Trump, ABD ve NATO’nun kaderine bağlayarak ömrünü uzatmayı planlıyor. Fakat bu aynı zamanda çok kırılgan bir iktidar görünümü sunuyor.

Şimdilik düzeni ayakta tutan bu ip, siyaseten ve ahlaken çürüktür. Emperyalizmin bunalımdan çıkması ve kapitalist düzenin eşitsizlikleri ortadan kaldırarak istikrara kavuşması imkânsız. Meşruiyetin kaynağını halk iradesinden başka yerde arayan iktidar, küçümsediği ve bu nedenle hesaplara dahil etmediği yurttaşın teslim olmayan iradesiyle kendi yenilgisinin taşlarını döşüyor. Mesele konjonktürü doğru okumak ve doğru siyaset kurmak. Tüm muhalefet aktörlerinin mevcut dünya gerçekliğinin bir nebze bilincinde olması ve Türkiye’nin kim/kimler tarafından nereye sürüklendiğini anlaması gerek.

BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu