Nükleer kül tehdidi geldi! ABD ve Rusya’nın korkutan kapasitesi
Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, Vedomosti gazetesine verdiği röportajda Ukrayna savaşı üzerinden Batı’ya bugüne kadarki en sert nükleer tehditlerinden birini yöneltti. Rusya’nın gerektiğinde Kiev ve NATO’nun önemli hedeflerine nükleer saldırı düzenleyebileceğini söyleyen Medvedev, böyle bir savaşın “tüm gezegen için geri dönüşü olmayan noktaya” dönüşeceğini belirtti. “Sabrımızın bir sınırı var” diyen Medvedev, nükleer seçeneğe ilişkin “Bugün bunun için birkaç adım kaldı” ifadesini kullandı.
NÜKLEER SİLAHLARIN ÇOĞU İKİ ÜLKEDE
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) 2026 verilerine göre dünyada yaklaşık 12 bin 187 nükleer savaş başlığı bulunuyor. Bunların 9 bin 745’i askeri stoklarda kullanılabilir durumda, 4 bin 12’si ise füzelere veya operasyonel birliklere konuşlandırılmış durumda. Yaklaşık 2 bin 100-2 bin 200 başlık yüksek operasyonel alarm seviyesinde tutuluyor. Rusya yaklaşık 5 bin 420 başlıkla dünyanın en büyük toplam nükleer envanterine sahip. ABD’nin envanteri ise yaklaşık 5 bin 42 başlık. İki ülke birlikte dünyadaki kullanılabilir askeri nükleer savaş başlıklarının yaklaşık yüzde 83’ünü kontrol ediyor.
KARADAN, DENİZDEN VE HAVADAN VURABİLİYORLAR
Her iki ülke de “nükleer üçlü” adı verilen sistemi kullanıyor. Bu, nükleer silahların karadaki kıtalararası balistik füzelerden, denizaltılardan ve stratejik bombardıman uçaklarından ateşlenebilmesi anlamına geliyor. Rusya’nın kıtalararası füze sistemleri arasında Yars ve Sarmat, denizaltılarında ise Bulava balistik füzeleri bulunuyor. Moskova ayrıca İskender gibi daha kısa menzilli sistemlerle kullanılabilecek taktik nükleer silahlara ve geliştirilmekte olan yeni sistemlere sahip. SIPRI’ye göre Rusya’nın Burevestnik nükleer enerjili seyir füzesi 2025’te 14 bin kilometreden uzun bir test uçuşu gerçekleştirdiğini açıkladı. ABD ise Minuteman III kıtalararası füzeleri, Trident II taşıyan Ohio sınıfı denizaltıları ve stratejik bombardıman uçaklarıyla nükleer saldırı gerçekleştirebiliyor. Bu sistemlerin kıtalararası menzilleri, iki tarafın da karşı tarafın topraklarını dünyanın diğer ucundan vurabilmesini sağlıyor.
Rusya’nın yaklaşık 5 bin 420, ABD’nin ise 5 bin 42 nükleer savaş başlığı bulunuyor. İki ülke dünya askeri nükleer stokunun yaklaşık yüzde 83’ünü elinde tutuyor. (Reuters)
İNGİLTERE VE FRANSA’NIN SİLAHLARI
NATO’nun nükleer kapasitesi yalnızca ABD’den oluşmuyor. SIPRI’nin 2026 tahminlerine göre İngiltere’nin 225, Fransa’nın ise yaklaşık 370 nükleer savaş başlığı bulunuyor. Böylece NATO’nun üç nükleer gücü ABD, İngiltere ve Fransa’nın toplam envanteri 5 bin 600’ü aşıyor. Ancak bu sayıların tamamı aynı anda kullanılabilir durumda değil. Envanterlere depodaki ve sökülmeyi bekleyen başlıklar da dahil. Bu nedenle “tek saldırıyla dünyayı fiziksel olarak tamamen parçalamak” askeri uzmanlara göre bilimsel bir tanım değil. Buna karşılık Rusya ile NATO arasında geniş çaplı bir stratejik nükleer savaşın yüz milyonlarca insanı doğrudan öldürebilecek, küresel altyapıyı yıkabilecek ve iklim ile gıda üretimi üzerinde dünya çapında sonuçlar yaratabilecek bir felakete dönüşmesi mümkün.
SON NÜKLEER SINIR KALKTI
Tehlikeyi artıran gelişmelerden biri de New START anlaşmasının 5 Şubat 2026’da sona ermesi oldu. Anlaşma ABD ve Rusya’nın konuşlandırılmış stratejik nükleer savaş başlıklarını 1550, uzun menzilli füze ve bombardıman uçaklarını ise 700 ile sınırlıyordu. Anlaşmanın sona ermesiyle iki nükleer süper güç arasında bu kuvvetleri hukuken sınırlayan son büyük anlaşma da ortadan kalktı.