Çuval skandalı hafızalarda, ABD’nin Irak’taki kara lekesi

ABD’nin Irak’taki son askerlerini de çekmesiyle, 2003’teki işgalle başlayan 23 yıllık dönem sona erdi. Saddam Hüseyin’in devrilmesiyle açılan bu süreç; işgal, iç savaş, mezhep çatışmaları, terör örgütü DEAŞ’ın yükselişi ve İran-ABD nüfuz mücadelesiyle Irak’ın yanı sıra tüm Orta Doğu’nun dengelerini değiştirdi. Türkiye açısından bu 23 yıllık dönemin en önemli ve en sarsıcı hadiselerinden biri ise 4 Temmuz 2003’te yaşandı. Irak’ın Süleymaniye kentindeki Türk Özel Kuvvetleri irtibat noktasına düzenlenen baskında 11 Türk askeri, ABD askerleri ve Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne bağlı peşmergeler tarafından gözaltına alındı. Türk askerlerinin elleri plastik kelepçelerle bağlandı, başlarına çuvala benzeyen torbalar geçirildi. Türkiye’de büyük öfkeye neden olan ve tarihe “Çuval Hadisesi” olarak geçen olay, Ankara-Washington ilişkilerinde uzun yıllar etkisi hissedilecek ağır bir kırılmaya dönüştü.


Erickson’un iddialarına göre operasyonun fikir babası, o dönem KYB lideri olan Celal Talabani’ydi. Talabani’nin temel hedefi ise “Türkleri kamuoyu önünde küçük düşürmek ve Türkiye’nin Kuzey Irak’taki etkisini zayıflatmaktı. Fotoğraf: AA

PLAN ÖNCEDEN HAZIRLANDI

Olayın perde arkasına ilişkin yıllar sonra ortaya atılan iddialar ise krizin boyutunu daha da tartışmalı hale getirdi. Dönemin ABD 4. Piyade Tümeni Komutanı Tümgeneral Raymond T. Odierno’nun siyasi danışmanlığını yapan emekli ABD’li subay ve tarihçi Edward J. Erickson, baskının ani gelişen bir saha operasyonu değil, önceden hazırlanan bir plan olduğunu ileri sürdü. Erickson’a göre fikrin arkasında dönemin KYB lideri Celal Talabani bulunuyordu. Amaç, Türk Özel Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’taki hareket alanını daraltmak ve Türkiye’nin bölgedeki nüfuzuna ağır bir darbe vurmaktı.

ODİERNO ONAY VERDİ

Erickson’un anlatımına göre operasyonun askeri ayağını Hava İndirme Tugayı Komutanı Albay William C. Mayville şekillendirirken, Amerikan birliklerinin operasyona katılmasına Tümgeneral Raymond Odierno onay verdi. Erickson, baskından yaklaşık bir hafta önce Odierno ve Mayville’in Süleymaniye’de Talabani ile görüştüklerini, Türk timinin hedef alınacağı planın bu süreçte ayrıntılandırıldığını öne sürdü.

MEDYAYA SERVİS EDİLDİ

Hadisenin en dikkat çekici ayrıntılarından biri ise baskının kamuoyuna yansıtılma biçimiydi. Erickson’a göre ABD birliklerinin Irak’taki operasyonlarında medya genellikle önceden bilgilendirilmezken, Süleymaniye baskınında gazetecilerden yararlanılmasını öngören ayrı bir iletişim planı hazırlanmıştı. Bu durum, operasyonun yalnızca askeri değil, Türkiye’nin bölgedeki imajını hedefleyen siyasi ve psikolojik bir boyutu bulunduğu iddialarını güçlendirdi.

ABD İLE İLİŞKİLER SARSILDI

Krizin ardından Washington yönetimi de olayın Türk-Amerikan ilişkilerinde yarattığı hasarın büyüklüğünü kabul etmek zorunda kaldı. Erickson’un aktardığına göre, 11 Temmuz 2003’te yapılan kritik toplantıda ABD Avrupa Komutanlığı Kurmay Başkanı Korgeneral John B. Sylvester, Türkiye ile stratejik ilişkilerde oluşan hasarın onarılması gerektiğini söyledi. Toplantının Odierno, David Petraeus ve Mayville’in de aralarında bulunduğu dar kadroyla yapılan bölümünün içeriği ise kamuoyuna açıklanmadı. Aradan 23 yıl geçti. ABD askeri Irak’tan tamamen ayrıldı ancak 4 Temmuz 2003’te Türk askerlerinin başına geçirilen çuval, Irak savaşının Türkiye açısından en ağır sembollerinden biri olarak hafızalarda kaldı.

IRAK’TA KATLİAM YAŞANDI

Öte yandan ABD’nin 2003’te Irak’ı işgaliyle başlayan savaşın bilançosu da yaşananların özeti niteliğinde Iraq Body Count’a göre doğrudan şiddet sonucu ölen sivillerin sayısı 200 bini aştı. Muharipler ve güvenlik güçleri de eklendiğinde toplam doğrudan ölüm yaklaşık 300 bine ulaştı. Brown Üniversitesi, sivil ölümleri 186 bin 694 ile 210 bin 38 arasında hesapladı. Opinion Research Business ise savaşın ilk yılları için 1 milyonun üzerinde ölüm tahmini yayımladı. Birleşmiş Milletler’e göre yalnızca 2008-2022 arasında 3 bin 119 çocuk öldü, 5 bin 938 çocuk yaralandı. Savaş, mezhep çatışmaları ve terör örgütü DEAŞ’ın yükselişi nedeniyle milyonlarca Iraklı evini terk etmek zorunda kaldı. ABD askerlerinin tutuklulara işkence yaptığı Ebu Gureyb Cezaevi, işgal döneminin en ağır skandallarından biri oldu.

Başa dön tuşu