Çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırma mücadelesinde işimiz zor

Lider Hepgenç: Çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırma mücadelesinde işimiz zor

Hiçbir zaman sade bir hayatım olmadı. Belirsizlikler, değişim ve dönüşümler yer yer bitmek bilmeyen kaos durumları… Bundan dolayı olsa gerek yazar, eğitmen ya da yaratıcı drama lideri kimliklerimden en çok hangisinde kendimi bulduğum sorusuna bir tanesini seçerek cevap vermem sanırım pek mümkün değil. Çünkü, bazen verdiğim eğitimlerde, eğitimin içeriği için yaptığım ön hazırlık sürecinde öğrendiğim şeyler bir kitaba dönüşebiliyor. Bazen de yazdığım bir hikaye vereceğim eğitimlerin konusu olabiliyor. Bu noktada edindiğim bu kimlikler sürekli birbiriyle iletişim ve birbirini besleme halinde.

Yeni kitabın “Kitabevi Gezgini’nde okurları kitaplarla dolu özel bir yolculuğa çıkarıyorsun. Bu hikâyeyi yazarken sizi en çok heyecanlandıran fikir neydi ve çocukların kitabevleriyle kurmasını hayal ettiğin bağ nasıl bir bağ?

Yazdığım kitapta, kitabevlerini zincir ve bağımsız kitabevleri olarak ikiye ayırıyorum. Ben biraz bağımsız kitabevlerine daha yakın bir yerde duruyorum. Bu mekanları daha samimi daha içten ve okuyucu ile doğrudan iletişim kuran mekanlar olarak görüyorum. İstiyorum ki her mahallede bağımsız bir kitabevi olsun, çocuklar bu kitabevlerini sürekli ziyaret etsin, orada vakit geçirsin. Bu yüzden de çocuklara kitabevlerini tanıtmak amacıyla bu kitabı kaleme aldım.

Senin de kitabevlerini sevdiğini biliyorum. Yalnız kalabileceğin bir kitabevi seçme şansın olsa gördüklerin arasında hangisinde bir gece geçirmek isterdin, neler yapardın?

Paris’te, Notre-Dame Katedrali manzaralı “Shakespeare and Company” kitabevinde kalmak isterdim. Akşam olup kitabevinde yalnız kaldığımda üst kattaki kanepelerden birine yayılıp kitabımı okurdum. Daha sonra masa ve sandalye olan köşeye geçip hikaye yazardım. Kapının önünde kahvemi içerdim. Kaldı ki bu isteğim kitabevinin ruhuna da biraz uyuyor. Gezgin yazarlar için günde birkaç saat kitabevinde çalışmak ve kitap okumak karşılığında kitabevinin üst katındaki yatakhanede kalmanıza müsaade ediyorlarmış. -mış diyorum çünkü teyit etme şansım olmadıJ

Bir de şu an okumakta olduğum Takuya Asakura’nın “Sakura Mevsimi Kitapçısı” isimli bir kitabı var. Bu kitabevinde de kalmak isterdim. Çünkü, bu kitabevi tam da ihtiyacı olan kişilerin karşısında bir anda çıkıyor ve o kişiye kısa süreli kitabevini ziyaret etme hakkı tanıyor. Sonra ne olduğunu söylemiyim. Merak eden baksın.

Çocuklara sık sık ‘kitap oku’ deniyor. Siz ise oyun, merak ve deneyim üzerinden kitaplara yaklaşmayı öneriyorsun. Sence çocukları okur yapan şey nasihatler mi, yoksa iyi kurulmuş keşif alanları mı?

Şayet cevap “nasihatler” olsaydı şu an okuma oranlarında almış başımızı gitmiştik. Çünkü yetişkinler olarak çocuklara sık sık “Oku!” diyerek nasihat veriyoruz ama bu nasihati veren yetişkinler ne kadar okuyor, burası tartışılır. Hatta tartışmaya da gerek yok. Durum gayet açık ama neyse.

Çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırma mücadelesinde (Mücadele diyorum çünkü çocukların dikkatini çekip onları kitaptan uzaklaştıracak başta dijital dünya olmak üzere birçok uyaran mevcut ve biz yetişkinler bu dış uyaranlarla mücadele ederek çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırmaya çalışıyoruz) işimiz gerçekten çok zor. Mücadele ettiğimiz çok şey var ama diğer taraftan mücadele yöntemleri de bir o kadar çeşitli. Her yetişkin, hedef grubundaki çocukların yaş ve ilgi alanlarını dikkate alarak çocuğun kitaba ulaşabilmesine olanak sağlamalı, kitabın hayatın içinde vazgeçilmez bir şey olduğu mesajını çocukların zihinlerine yerleştirmesi gerekmektedir.

Müzelerde, ormanlarda, kitabevlerinde, tarihi mekanlarda çocuklarla çalışıyorsun. Çocukların hayal gücünü en çok besleyen yer sence hangisi ve neden?

Söz konusu çocuk olunca hayal gücü birlikte geliyor. Bu noktada nerede olduğumuzun bir önemi yok açıkçası. Önemli olan o hayal gücünü ortaya çıkaracak yöntemlerin kullanılmasıdır. Bazen bir dal parçasından yola çıkarak saatlerce hayaller kurabilir, oyunlar üretebilir ve çocukla birlikte keyifli vakit geçirebilirsiniz.

Çocuklarla etkileşim içinde olan bir yazar olarak okuyucularımıza karşı görevlerimiz olduğuna inanıyorum. Sizce bizim bu konudaki sorumluluklarımız nelerdir?

Çocuklarla yazar-okur buluşmaları adı altında yılda 50’den fazla etkinliğe katılıyorum. Bu etkinliklerde, çocuklarla iletişim içerisinde olduğum zamanlarda dürüstlük ilkesine bağlı kalmaya çalışıyorum. Örneğin, bazen çocuklar “Yazarlık macerasına nasıl başladınız?” diye soruyorlar. “Tamamen kıskançlıktan” diye cevap veriyorum ve işin gerçeğini anlatıyorum. Gerçekten de kıskançlık duygusu ile başladım yazmaya. Bazen de onların yaşındayken çok kitap okuyup okumadığımı soruyorlar. Doğruyu söylüyorum. Örnek olmaya çalışmaktan çok kendim olmayı tercih ediyorum. Bunun daha samimi bir yöntem olduğunu ve çocukların bu samimiyeti hissettiklerini düşünüyorum.

Yazarlık yolculuğunuz boyunca unutamadığınız bir okur geri bildirimi var mı?

Kitap ismi vermeyeceğim ama yazmış olduğum bir kitap var. Bu kitabı yazarken giriş ve gelişme bölümlerinde çok detaylı çalıştım ama sonlara doğru biraz aceleci davrandım ve hızlı bir sonla hikayemi bitirdim. Kitap bu şekilde yayımlandı. Bir gün bir okul etkinliğinde öğrencilerden biri söz alıp “Kitabın sonunda sıkılmışsınız da hadi hemen bitsin deyip hikayeyi sonlandırmışsınız gibi bir hava var. Bu doğru mu?” diye sordu. Baktım, gülümsedim ve “Seni tebrik ederim. Tam olarak böyle oldu” diye cevap verdim.

Peki gelecekte bizi hangi projeler bekliyor? Yeni kitaplar veya etkinlikler üzerine çalışmaların var mı?

Şu an üzerinde çalıştığım iki proje var. Bunlardan biri ilk gençlik romanım olmaya çalışan bir proje. Küçük yaş grubuna yazmaya alışkın bir yazarım ama gençlere de hitap etmek istiyorum. 6 yıl önceye yazmaya başladığım ve 5 yıldır yüzüne bakmadığım bir hikayemi klasörden çıkardım ve tekrar üzerinde çalışmaya başladım. Bu yaz sonuna kadar bitirmeyi hedefliyorum.

Bir diğer projem ise Türk Mitolojisi üzerine bir çizgi roman yazıyorum. Ben yazıyorum, çizer Utku Kahraman çiziyor. Bu proje için de çok heyecanlıyım.

Son olarak, Lider Hepgenç’i ve eserlerini tanımlayan 5 kelime nedir?

Oyun, tarih, sanat, müze, seyahat.

Yazar Yazara köşemin konuğu olduğunuz için teşekkür ederim, kitaplar, renkler hayatımızdan eksik olmasın.

BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu