Enerji şoku kapıda mı? Türkiye’ye bedeli 10 milyar dolar!

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla Orta Doğu’da tansiyon yeniden tırmanırken, küresel piyasaların odağı bir kez daha enerji arz güvenliğine çevrildi. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda olası bir kesinti ihtimali, fiyatlamalarda belirleyici risk başlığı haline geldi. Haftaya sert yükselişle başlayan Brent petrolün, önümüzdeki birkaç haftalık süreçte 100 dolara, ABD ham petrolünün ise 90 dolara yaklaşma senaryosu büyük endişe yaratmış durumda. ABD merkezli düşünce kuruluşlarına göre en sert tablo, Hürmüz’den geçen trafiğin uzun süreli ve ciddi biçimde aksaması. Böyle bir durumda petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkması sürpriz olmayacak.
Rafinerilerin vurulması ve Hürmüz Boğazı’nın kapanması yalnızca petrol fiyatı grafiğinde bir dalgalanma değil; Türkiye dahil birçok ekonomi için enflasyon, büyüme, bütçe ve finansal istikrar dengelerini aynı anda etkileyen stratejik bir kırılma başlığı haline gelmiş durumda.
100 DOLAR ENDİŞESİ
Enerji fiyatlarındaki artış Türkiye açısından da kritik. ING analizine göre petrol fiyatlarında yüzde 10’luk yükseliş, Türkiye’de tüketici enflasyonuna yaklaşık 1.1 puanlık ek baskı anlamına geliyor. Türkiye’nin enerji ithalat faturası yıllık bazda 60 milyar doların üzerinde seyrederken, petrol ve gaz fiyatlarındaki kalıcı yükseliş cari açık üzerinde doğrudan risk oluşturuyor. 100 dolar senaryosunda enerji faturasına 15 milyar dolarlık ek yük ihtimali masada duruyor.
AVRUPA’NIN GAZ SANCISI!
Petrol piyasasındaki gerilim doğal gaz cephesine de hızla yansımış durumda. Katar, iki LNG tesisine yönelik askeri saldırıların ardından üretimi durdurduğunu açıklarken, küresel LNG arzının yaklaşık beşte birini karşılayan Ras Laffan tesisinin devre dışı kalması enerji güvenliği açısından kritik bir kırılma yarattı. Bu gelişme, piyasalarda sert dalgalanmalara neden oldu. Avrupa gaz piyasasında ise son dört yılı aşkın sürenin en sert günlük artışı kaydedildi ve doğal gaz fiyatları yüzde 54’e varan artış gösterdi.
Türkiye’nin İran’dan doğal gaz ithalatı yıllık yaklaşık 9, 10 milyar metreküp düzeyinde seyrediyor. Yani İran gazının payı yüzde 10 ile yüzde 16 arasında değişiyor. Bu oran sistemin tamamını belirlemiyor ancak özellikle kış aylarında arz güvenliği açısından kritik bir denge unsuru oluşturuyor.
YÜZDE 50 SENARYOSU
Türkiye’nin toplam ham petrol ithalatı ise yıllık yaklaşık 30, 35 milyon ton seviyesinde. Bu hacim kabaca 220, 250 milyon varile karşılık geliyor. Petrol fiyatının varil başına 80 dolardan 100 dolara yükselmesi, yani 20 dolarlık artış, aynı miktar üzerinden hesaplandığında yıllık enerji faturasına yaklaşık 5 milyar dolar ilave yük bindirebiliyor. Savaşın uzaması Türkiye’nin yıllık enerji ithalat faturasına 5 ila 8 milyar dolar arasında ek yük anlamına geliyor. Petrolün 100 doların üzerine çıkması ve doğal gaz fiyatlarında yüzde 40, 50’lik bir artış yaşanması ise Türkiye’nin enerji faturasına ilave 10 milyar dolarlık yük demek oluyor.
MALİYET 3 MİLYAR DOLAR
Yapılan analizlerde savaşın Türkiye açısından üç ana risk kanalı üzerinden ilerlediği belirtiliyor: Birincisi enerji faturası ve enflasyon kanalı. İkincisi cari açık ve kur baskısı. Üçüncüsü ise ihracat pazarlarında daralma ihtimali. Enerji tarafında tablo oldukça net. Küresel arenada fiyatların yüzde 30 artması halinde bu kalemdeki ek yük yaklaşık 900 milyon dolara ulaşıyor. Yüzde 50’lik bir artış senaryosunda ise ilave maliyet 1.5 milyar dolara yaklaşıyor.
YÜZDE 16’SI İRAN’DAN
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası yükselen tansiyonun Türkiye ekonomisine yansımalarına dikkat çeken Ekonomist Şeref Oğuz ise son analizinde, “Bölgede atılan her füzeden Türkiye ekonomisi hasar alıyor” ifadesine yer verdi. Roket yağmurunun en fazla etiketleri değiştirdiğini belirten Oğuz, analizinde şu uyarıları gündeme taşıdı: “İran ile 500 km sınırımız var ve ekonomik bağlarımız güçlü. Ticaret hacmimiz 7-10 milyar dolar. İran doğalgazımızın yüzde 10-16’sını sağlıyor. İran’ın ihracı durdurması halinde fiyatlar yükselebilir, faturamız artabilir. Trump’ın İran’la ticaret yapanlara yüzde 25 gümrük vergisi kararı ülkemizi hedef alıyor.”
Ekonomist Hakan Kara: “Akaryakıt fiyatındaki artış ilk gıda fiyatlarını vurur. Petrolde sert fakat geçici artışların yurtiçi akaryakıt fiyatlarına yansımasını sınırlamak için geçici vergi ayarlamaları yapmak, tam da bu dönemler için üretilmiş bir mekanizmadır.”
PETROLDE DOLAYLI ETKİ
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni ise petrol tarafındaki tablonun dolaylı etkiler yaratacağına değinirken, “ABD yaptırımları öncesinde, 2017-2018 döneminde Türkiye İran’dan günlük 150, 200 bin varil ham petrol alıyordu. O dönemde İran’ın Türkiye’nin toplam petrol ithalatındaki payı yüzde 30 bandını aşmıştı. Ancak 2019 sonrası ABD yaptırımlarıyla birlikte resmi ithalat büyük ölçüde durdu ve İran’ın payı sıfıra yaklaştı. Türkiye bugün ham petrol ihtiyacını daha çok Rusya, Irak ve diğer üreticilerden karşılıyor. Buna karşın küresel fiyat artışı dolaylı etki yaratıyor” diye konuştu.
[email protected]
Kaynak: Web Özel