Ankara’daki NATO zirvesi öncesinde gastrodiplomasi mercek altında
Akşam yemeğinde Duran, “Bazen, bir masada paylaşılan bir yemek, sayfalarca belgenin söyleyemediğini anlatabilir” dedi. Yiyecek paylaşımının kişisel doğasının çoğu zaman resmi diplomasiden daha derin bir karşılıklı anlayışı kolaylaştırdığını vurguladı. Duran, “Türkiye’nin Gastrodiplomasi Modeli: Miras Tablosu” başlıklı programı detaylandırarak mutfağı “yumuşak gücün en doğrudan, en samimi ve en kalıcı ifadelerinden biri” olarak nitelendirdi.
Duran, Türk yemek masasının kültürel felsefesini detaylandırarak, sofrayı hiyerarşiden uzak, herkesin eşit mesafede oturduğu bir daire olarak tanımladı. Birlikte yemek yiyenler arasında oluşan derin bağı göstermek için yerel “ekmek ve tuzun bağı” ifadesini vurguladı. Basit bir misafirperverliğin ne kadar ömür boyu dostluklar yaratabileceğinin altını çizen Duran, geleneksel bir atasözünü aktararak, “Bir fincan kahve 40 yıl hatırlanır” dedi. Gaziantep, Hatay ve Afyonkarahisar’ın gastronomi alanında UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na üye olarak kabul edildiğini ve ülke mirasının zenginliğini yansıttığını kaydetti.
Duran, Türk Mutfağı Haftası gibi girişimlerle ülke yemeklerinin uluslararası görünürlüğünün artırılması konusunda Emine Erdoğan’ın liderliğine övgüde bulundu. Türk mutfağının sürdürülebilirlik, sıfır atık, yerli üretimin korunması gibi evrensel değerlerle birlikte sunulduğunu anlattı.
NATO zirvesini takip eden uluslararası gazeteciler, Türkiye’nin gastrodiplomasisine övgüde bulunurken, ülkenin bölgesel güvenlik ve ittifak uyumundaki önemli rolünü vurguladılar. Amerikan medyasından Iris Tao, Duran’ın yemeğin farklı kültürleri birleştirme gücüne yaptığı vurgudan ve yemeği paylaşmanın diplomatik belgelerden daha güçlü olduğu fikrinden etkilendiğini söyledi. Türkiye’ye ilk kez geldiğini söyleyen gazeteci, yemekleri “çok lezzetli” olarak nitelendirdi. Rumen medyasından Camelia Dontu, Türkiye’nin güzelliğine dikkat çekerek, misafirperverliğinin diğerlerine ilham kaynağı olabileceğini kaydetti. Dontu, ülkesinin yakınında Rusya-Ukrayna savaşının yaşandığını, zirveyi bu bağlamda ve savunma tartışmaları açısından önemli gördüğünü söyledi. Danimarka medyasından Peter Ernstved Rasmussen, daha önce Türkiye’ye geldiğini ve Türk yemeklerini “harika” bulduğunu söyledi. Türkiye’yi “Doğu’ya giden köprü” olarak nitelendirerek, “Doğu ile Batı arasındaki iyi ilişkilerin sürdürülmesinin” gerekliliğini vurguladı. Rasmussen, zirve için önemli bir önceliğin ABD’nin “ittifağa olan bağlılığını teyit etmesinin” sağlanması olduğunu söyledi. Ukrayna medyasından Daniel Tkiie, “ekmek paylaşımı” mesajının toplumlar arasındaki “ilişkilerin iyileştirilmesine” yardımcı olduğunu söyledi. He said he was a fan of Turkish food, and described the event as wonderful. He expressed hope for “strong unity” regarding support for Kyiv, and highlighted Türkiye’s “unique position” to serve as a mediator between Ukraine and Russia.