Alın terimizi bu düzene bırakıp gitmeyeceğiz

İşçiler ülkenin dört bir yanında bayrama direnişle girdi: Alın terimizi bu düzene bırakıp gitmeyeceğiz

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bayram mesajında “Ekonomide eşine az rastlanır bir başarı hikâyesi yazdık” dedi. Ancak işçiler, enflasyon karşısında eriyen ve yıllardır alamadıkları ücretleri, sendikal hakları ve iş güvenceleri için fabrika önlerinde mücadele etmeyi sürdürüyor.

Bugünün BirGün’ü

Edirne Uzunköprü’de ücretlerini ve alacaklarını talep eden Özşen Madencilik işçileri, İzmir Serbest Bölge’de 535 gündür sendikal hakları için direnen Temel Conta işçileri, 17 Ocak 2025’ten bu yana işe iade ve sendikal örgütlenme mücadelesi veren Digel Tekstil işçileri ile Gebze’de toplu iş sözleşmesi uyuşmazlığı nedeniyle greve çıkan P&G işçileri, bayramı ailelerinden uzakta grev alanlarında karşıladı. Nisan ayında hak arama mücadeleleriyle gündeme gelen Doruk Madencilik işçileri ise Enerji ve Çalışma Bakanlığı’nın verdiği sözlerin tutulmadığını belirterek 1 Haziran’da yeniden direnişe başlayacaklarını duyurdu.

Direnişteki işçilerin sayısı bilinse de örgütsüzlük, baskı ve yoksulluk koşullarında bayrama giren milyonlarca emekçinin durumu görünmez kalıyor. Açlık sınırının altında kalan asgari ücretle yaşamaya çalışan işçiler, bu bayramda da temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandıklarını söyledi. Bayramı direniş alanlarında geçiren işçiler, yaşadıkları süreci ve taleplerini BirGün’e anlattı.

***

SÖZLER TUTULANA DEK BİTMEYECEK

12 Nisan’da Bağımsız Maden İş’e örgütlenerek tazminat ve gasp edilen ücret hakları için direniş başlatan ve sendikanın öncülüğünde direnişlerini Ankara’ya taşıyan Doruk Madencilik işçileri ise İçişleri, Çalışma ve Enerji Bakanlığı’nın garantörlüğünde hakları alacaklarının sözünü işverenden almasına rağmen tüm haklar ödenmedi. İşçilerin bir kısmı 2022’den bu yana olduğu gibi bu bayrama da cepleri boş girdi. Bağımsız Maden İş, 1 Haziran’a kadar söz verilen ödemelerin yapılmaması halinde yeniden direnişe geçerek soluğu Ankara’da alacaklarını söylerken işçilerden Sinan Kaçak, süreci şu şekilde özetledi:

Bilindiği gibi Bakanlık yetkilileri, Bağımsız Maden İşçileri Sendikası, işçi temsilcileri ve bizzat işveren Sabahattin Yıldız ile CEO Ali Vahit Atıcı’nın katıldığı toplantıda tüm taleplerimiz kabul edilmişti. O gün bazı alacak kalemleri kısmen ödendi, yaklaşık 20 kişinin kıdem tazminatı yatırıldı. Bakanlık yetkilileri, ‘15 Mayıs’a kadar süre veriyoruz, o tarihe kadar ödenmezse gereğini yaparız. Bizim sözümüz senettir’ diyerek garantör oldu. Bakanlıkların sözüne güvenerek direnişi sonlandırma kararı aldık ve eylemimizi bitirdik.

Ancak, geçtiğimiz pazartesi günü itibarıyla işçi ve işveren arasındaki anlaşma sonucunda, ücretsiz izinde olan arkadaşların kıdem tazminatlarını alabilmeleri için ikale sözleşmesiyle çıkış işlemleri yapılmış olmasına rağmen, ne pazartesi ne de sonraki gün herhangi bir ödeme yapılmadı.

Hâlâ çalışan birçok arkadaşımızın eksik maaşları, kıdem tazminatları, yıllık izin, ücretsiz izin dönemi ve toplu iş sözleşmesi alacakları gibi birçok kalemde ödemesi henüz gerçekleşmedi. Bu sebeple, sendikamızla yaptığımız istişareler sonucunda, bayram sonrasında, 1 Haziran’da yeniden direnişe başlama kararı aldık.

Özetle, Doruk Maden işçilerini şimdiye kadar sarı sendika ve işveren zaten hep kandırmış, yıllardır süren bir mağduriyet yaşatmıştı. Bu bayramda ise ülkemizin üç önemli bakanlığının söz vermesine rağmen işçiler ve aileleri yine bir hayal kırıklığıyla, buruk bir bayram geçirmektedir.

Tüm emekçi kardeşlerime hak aramaktan korkmamalarını, mücadeleden asla vazgeçmemelerini ve emeğin, alın terinin karşılığı olan bir kuruşu bile işçiyi sömüren bu düzene bırakmamalarını hatırlatmak isterim. Tek başına mücadeleyle sonuç almak mümkün değildir, birlikten güç doğar. Bu duygularla herkesin bayramını kutlar, iyi bayramlar dilerim.”

***

BORÇLARLA YAŞAMAYA ÇALIŞIYORUZ

Yaklaşık bir yıldır fazla mesai ücretlerini, üç aydır ise maaşlarını alamayan Özşen Madencilik işçileri günlerdir seslerini duyurmaya çalışıyor. İşçilerden Mesut Özdemir, talepleri için Keşan’da düzenledikleri yürüyüşün ardından sesi kısılmış halde konuştu. Yürüyüşte en önde yer aldığını söyleyen Özdemir, “Bize yapılanları halka duyurmak için bağırdık. İşçiye ve emekçiye reva görülen bu muameleyi herkes duymalı. Tüm işçi sınıfı haksızlıklara karşı ses çıkarmalı” dedi. Bayramı ekonomik sıkıntılar nedeniyle ailesinden uzakta geçirmek zorunda kaldığını anlatan Özdemir, üç aydır maaş alamadıklarını belirterek şunları söyledi: “Ben Keşan’da yaşıyorum, annemle babam Zonguldak’ta. İki çocuklu bir aileyiz. Bayramda memlekete gitmenin sadece yol masrafı en az 12 bin lira. Üç aydır maaş alamıyoruz, fazla mesailerimiz de ödenmedi. Borçlarla yaşamaya çalışıyoruz. Ev sahibi kirayı soruyor, faturalar birikiyor.” Çocuklarının her gün kendisine maaşını alıp alamadığını sorduğunu ifade eden Özdemir, “Artık çocuklarımızın yüzüne bakamaz hale geldik” dedi. Direnişten geri adım atmayacaklarını vurgulayan Özdemir, öncelikli taleplerinin işten çıkarılan 21 işçinin işe geri alınması olduğunu belirterek, “Ödemeler yapılsa bile arkadaşlarımız işe dönmeden bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

***

DİRENEREK GİRDİĞİMİZ 4. BAYRAMIMIZ

Digel Tekstil’de sendikaya üye oldukları gerekçesiyle işten çıkarılan işçilerden Rümeysa Kişi, mücadelelerinin işe dönüş talebinin ötesinde insanca çalışma koşulları için sürdüğünü söyledi. Kişi, “Teksif Sendikası’na üye olduktan sonra 15 işçi haksız ve hukuksuz şekilde işten çıkarıldı. Yaklaşık 500 gündür Ege Serbest Bölgesi önünde direnişimizi sürdürüyoruz. Bu mücadele yalnızca işe geri dönmek için değil, insanca yaşayacak ücret ve güvenceli çalışma koşulları için veriliyor” dedi. Direnişte dördüncü bayramlarına girdiklerini belirten Kişi, son dönemde yargıdan gelen kararların kendilerine moral verdiğini söyledi. Kişi, “Yargıtay, fabrikada Teksif Sendikası’nın yetkili olduğunu kabul etti. İşe iade ve sendikal tazminat davalarında da olumlu kararlar çıkmaya başladı. Mücadelemizin sonuçlarını almaya başladık” diye konuştu. Tüm işçilere dayanışma çağrısında bulunan Kişi, “Digel Tekstil işçileri olarak biliyoruz ki direne direne kazanacağız” dedi.

***

ÇOCUKLARIMIZ GREV ÇADIRINDA BÜYÜYOR

İzmir Serbest Bölge’de 535 gündür grev çadırından ayrılmayan Temel Conta işçilerinden Sinem Kaya, sendikal hakların anayasal güvence altında olmasına rağmen uygulanmadığını söyledi. Kaya, “535 gündür anayasal hakkımız olan sendika hakkı için nöbet tutuyoruz. Patron sendikamızı tanımadı, toplu iş sözleşmesini imzalamadı, grevi kırdı. Buna rağmen hiçbir yaptırımla karşılaşmadı. Haklarını arayan işçiler ise gözaltılarla ve soruşturmalarla karşı karşıya bırakılıyor” dedi. Mücadelelerinin yalnızca kendi işyerleriyle sınırlı olmadığını belirten Kaya, şunları söyledi: “Bu sadece Temel Conta işçilerinin değil, bütün işçilerin sorunu. Eğer burada sendika hakkının engellenmesine göz yumulursa başka patronlar da aynı yönteme başvuracak. Bu nedenle kaybetmek istemiyoruz.” Direniş süresince büyük fedakârlıklar yaptıklarını anlatan Kaya, “İkinci Kurban Bayramı’nı grev çadırında geçiriyoruz. Çocuklarımıza bayramlık alamıyoruz, kurban kesemiyoruz. Çocuklarımız oyun parklarında değil, grev çadırında büyüyor. Biz lütuf değil, hakkımızı istiyoruz. Haklıyız ve kazanacağız” ifadelerini kullandı.

***

HAK MÜCADELEYLE ALINIR

Gebze’de faaliyette olan Procter ve Gamble deterjan fabrikasında 5 aydır devam eden TİS sürecinden uyuşmazlık çıkması sonucunda işçiler 12 Mayıs günü greve çıkarak üretimi durdurdu. Bayramı direniş çadırında karşılayan işçilerden baş temsilci olan Ceyhun Kara, gelinen noktada TİS için mücadele vererek büyük kazanımlar elde ettiğini ve kazanılmış hakları için verdikleri mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti. Grevde olan 75 arkadaşı adına konuşan Kaya, işçi sınıfına seslenerek şunları söyledi: 12 Mayıs’ta greve çıktık. İşveren grev başlar başlamaz bizim ve ailelerimizin özel sağlık sigortalarını iptal etti. Tuvaletleri kullanmamıza izin vermedi. İşveren Çek Cumhuriyeti’nden ürün ithal etmeye başlayarak grev kırıcılığı yaptı. Ancak bunlar bizi yıldıramayacak. İşçi sınıfı artık bu biat kültüründen çıkmalı. Mücadele etmeden hak alınmıyor. Moralimiz yüksek, dayanışmamız her geçen gün artıyor. Türkiye’de hak mücadelesi artık başka bir boyuta gitmeli.”

BirGün'e Omuz Ver BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu