Akaryakıt tabelası belirsizlikle şişti

Akaryakıt tabelası belirsizlikle şişti
Brent petroldeki dalgalanmayla tetiklenen artış, yalnızca akaryakıtı değil, ulaşımı ve dolaylı olarak mal ve hizmet fiyatlarını da etkiliyor. İran’ın saldırılara karşılık kapattığı Hürmüz Boğazı; tarım ürünleri, alüminyum ve şeker gibi emtialar için de geçiş noktası niteliğinde. Uzmanlar, fiyatları en çok tetikleyenin belirsizlik olduğunu ifade ediyor.
Gelişmeler, altın fiyatlarında beklenmedik bir düşüşe de yol açtı. ABD ve İsrail’in Ortadoğu’da İran’a yönelik saldırıları sonrası yükseliş beklentisi oluşsa da altın, 43 yılın en ağır haftalık kaybını yaşadı. ABD’nin bölgeye yönelik askerî sevkiyat planları ve enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü riskler, enflasyon beklentilerini yükseltti. Bu durum, başta ABD Merkez Bankası (FED) olmak üzere büyük merkez bankalarının faizleri indirmekte acele etmeyeceği beklentilerini güçlendirdi.
Ons altın, haftalık bazda yüzde 10’un üzerinde değer kaybederek 4 bin 500 doların altına geriledi. Piyasalarda uzun süredir görülmeyen ölçekte bir satış dalgası yaşandı. Ons altındaki düşüş, iç piyasaya da hızlı şekilde yansıdı. Döviz kuruna bağlı olarak hesaplanan gram altın fiyatı, haftalık bazda yüzde 10’un üzerinde değer kaybederek 6 bin 406 TL seviyesine kadar geriledi.
SPEKÜLASYON ÜZERİNDEN VARLIK SÜRDÜRÜLÜYOR
TMMOB Makina Mühendisleri Odası Enerji Çalışma Grubu Başkanı Oğuz Türkyılmaz, enerji piyasalarındaki dalgalanmaları BirGün’e değerlendirdi. Türkyılmaz; enerji spekülatörlerinin tahminleri ve medyanın “piyasalar” vurgusu nedeniyle enerji fiyatlarının spekülasyon üzerinden varlık sürdürdüğünü aktardı. Türkyılmaz, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Piyasa denen yapı, bu işten para kazanan spekülatörlerden ibaret. Bu kesimler spekülasyon üzerinden varlık sürdürürler. Petrol fiyatlarındaki artış da bu spekülatif yapının bir sonucu. Brent petrolün fiyatına hangi kriterlerin karar verdiği belirsiz. Burada yapılan aslında bir beklenti yönetimi. Fiyatların artacağı algısı yaratılarak zemin hazırlanıyor. Siyasal iktidar ise bu artışlar henüz somutlaşmadan durumu fırsata çevirip zam yoluna gidiyor. Türkiye’nin petrol alımları günlük değil, uzun vadeli sözleşmelere dayanır. Brent petroldeki günlük 3 dolarlık artışın pompaya anında yansıması ticari gerçeklerle bağdaşmaz.”
Türkyılmaz, ülkede akaryakıt üzerindeki vergi yükünün de yüksek olduğuna dikkati çekerek şunları ekledi: “Benzin istasyonları adeta devletin tahsilat bürosu gibi çalışıyor. Ödenen paranın yarısından fazlası doğrudan Hazine’ye gidiyor. Hükümet, henüz oluşmamış fiyat artışlarını gerekçe göstererek bütçe açıklarını kapatmak amacıyla zam yapmakta. Piyasa spekülasyonları üzerinden ‘felaket tellallığı’ yapmak yerine şu sorular sorulmalıdır: Kaynaklar hangi fiyattan alınıyor? Maliyetler halka nasıl yansıtılıyor? Kamuoyu bu konularda şeffaf bir şekilde bilgilendirilmelidir.”
SAVAŞ KOŞULLARI NEDENİYLE DÜŞÜŞTE
Altındaki sert düşüşü değerlendiren BirGün yazarı Ekonomist Dr. Hayri Kozanoğlu ise şu ifadeleri kullandı: “Altının düşüş nedeni savaş koşullarının ağırlaşmasıyla ilgili. İlk bakışta ‘yükte hafif pahada ağır’ bir varlık olarak altının yükselmesi beklenir. Ama savaşın enerji üretim tesislerine sıçraması petrol ve doğal gaz fiyatlarının yükseleceğini gösterdi. Bu da enflasyonu sıçratacak; merkez bankalarının faizi yüksek tutmalarını beraberinde getirecek. Altın da bir yatırım seçeneği olarak faizin rakibi olduğu için göreceli cazibesini azaltıyor ve fiyatını düşürüyor.”