ABD gidiyor İngiltere geliyor, sınır ötesinde sessiz oyun!
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın Suriye’deki tüm büyük üslerin devrinin tamamlandığını açıklaması gözleri sahadaki son tablo ve yeni denklemin nereye evrileceğine çevirdi. CENTCOM Sözcüsü Tim Hawkins, geçtiğimiz gün yaptığı açıklamada süreci “planlı ve koşullara bağlı geçiş” diye tanımlarken, terör örgütü DEAŞ’a karşı yerel ortaklara desteğin süreceğini vurguladı. Güvenlik ve strateji uzmanları ise Hawkins’ten gelen açıklamalara temkinli yaklaşırken, ABD’nin bölgeden tamamen kopmamasını mümkün olmadığını, doğrudan üs planlaması yerine daha esnek, daha uzaktan ve daha az maliyetli bir etki modeline geçeceğine dikkat çekiyorlar.
Suriye’nin güneydoğusunda, Ürdün ve Irak sınırı yakınındaki Et-Tanf Üssü bölgedeki en stratejik merkez kabul ediliyordu.
DERİN İNGİLTERE SAHADA
Yapılan analizlerde, ABD’nin Suriye’den fiziken çekilmesinin Türkiye’yi birinci derecede ilgilendirdiği vurgulanıyor. Yeni dönemde Suriye’nin yeniden inşasından ticaret koridorlarına, enerji geçişlerinden lojistik hatlara kadar uzanan çok daha geniş bir başlık setinin gündeme geleceğine dikkat çekiliyor. Ankara açısından tabloyu daha da hassas hale getiren bir diğer unsur ise İngiliz devlet aygıtının sahada giderek daha görünür hale gelen gölge rolü. Değerlendirmelerde, Washington sahadan çekilirken Londra’nın oluşan boşluğu doldurmak için yeni hamlelere yöneldiği belirtiliyor. Türkiye açısından asıl kritik başlıklardan biri de sahada oluşacak boşluğun kimin tarafından, hangi araç ve hangi görünmeyen akılla doldurulacağı.
DOĞU AKDENİZ’DEN AYRI DEĞİL
Strateji ve Güvenlik Uzmanı- Müstafi Amiral Cihat Yaycı, İngiltere’nin yeniden sahaya döndüğünü vurgularken, bu etkinin en önemli araçlarının ise istihbarat ağları, vekil diplomasi ve finansal bağlantılar olduğunu vurguluyor. Yaycı’ya göre sahadaki denklem aynı zamanda Doğu Akdeniz’den Kıbrıs’a, enerji hatlarından limanlara kadar uzanan daha geniş bir çevreleme stratejisini barındırıyor. Yaycı ayrıca, “Bu nedenle Türkiye’nin Suriye dosyasını, Mavi Vatan, Doğu Akdeniz, KKTC ve enerji güvenliği başlıklarından bağımsız ele almaması gerekir” diyor.
JEOPOLİTİK KIRILMA
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni’ye göre ABD’nin Suriye’de büyük üslerini devretmesi, Washington’ın bölgeden çekildiği anlamına gelmiyor; yalnızca ağırlık merkezini yeniden dağıttığını gösteriyor. Köni de bu yeni dönemde esas mücadelenin Doğu Akdeniz’de yoğunlaşacağı görüşünde; “Suriye’nin iç dengesiyle Doğu Akdeniz’deki enerji, deniz yetki alanı ve üs rekabeti artık birbirinden kopuk değil. Şam’da kurulacak her yeni denge, Kıbrıs çevresindeki deniz trafiğini, enerji projelerini ve Batı’nın bölgedeki askeri yerleşim planlarını doğrudan etkileyecek. İngiltere’nin burada oynadığı rol dikkatle izlenmeli; zira Londra, Kıbrıs’taki varlığı, istihbarat kapasitesi ve transatlantik bağlantıları üzerinden Doğu Akdeniz’de ağırlığını korumaya çalışıyor. Doğu Akdeniz’deki enerji denklemi, Kıbrıs’taki askeri varlıklar, İsrail-Yunanistan-GKRY hattının yeniden canlanma ihtimali ve Avrupa’nın Şam’a dönüşü aynı jeopolitik zincirin halkalarıdır.”
ABD sahadaki görünür yükünü azaltırken, Türkiye’nin güney sınırında bu kez İngiltere’nin sessiz ama etkili ara rolüyle şekillenen yeni bir denklem kuruluyor.
TÜRKİYE İÇİN RİSKLER
Jeostrateji Analisti-Tarih Araştırmacısı Dr. Ahmet Uslu ise yeni denkleme ilişkin şunları söylüyor: “ABD görünür askeri yükünü azaltırken İngiltere’nin daha sessiz ama daha derin bir kanaldan devreye girme ihtimali güçleniyor. Türkiye açısından bunun anlamı net! Önümüzdeki süreçte tehdit yalnızca sınırın ötesindeki silahlı aktörlerden gelmeyecek; aynı zamanda sınırın ötesinde kurulacak yeni diplomatik mimariden, yeni finans hatlarından ve Şam üzerindeki nüfuz yarışından da kaynaklanacak. İngiliz devlet aygıtı ise resmen üstlenmediği ama etkisi hissedilen bir ara rolün merkezine yerleşiyor. Güney sınırının hemen ötesinde kurulacak yeni denklem, Ankara’nın güvenlikten ticarete, göçten enerjiye kadar her başlığını doğrudan etkileyecek.”
[email protected]
Kaynak: Web Özel