Gümrükten giren herkes otelde mi kalıyor?

Serdar Karcılıoğlu

Son günlerde yine bazı açıklamalar duyuyoruz:

“Bodrum’a yüz binlerce yabancı geldi… Oteller yüzde 90 doluluğa ulaştı… Sezon rekorlarla geçti…”

Rakamlar peş peşe sıralanınca ortaya parlak bir başarı hikâyesi çıkıyor. Ancak küçük bir sorun var:

Matematik bu hikâyeyi doğrulamıyor.

Hele bir de bu açıklamaları yapanların sektörün içinden, meslekten insanlar olduğunu düşününce; kameraya yansıyan kafa sayısından bir başarı hikâyesi üretmeye çalışmak, ister istemez La Fontaine masallarını hatırlatıyor.

Böyle durumlarda gerçeği anlamanın yolu yine matematikten geçiyor.

Haydi gelin, bu hikâyeyi biraz irdeleyelim…

Öncelikle şu gerçeği ortaya koyalım: Bodrum sınır kapılarından giriş yapan yabancı sayılarıyla otellerin doluluk oranları doğrudan ölçülemez.

Çünkü Bodrum Havalimanı’ndan giriş yapan herkes Bodrum’da kalmaz; Bodrum’da kalan herkes de otelde konaklamaz.

Bu yolcular arasında yazlığına gelenler, kiralık villa ve konutlarda kalanlar, akraba veya arkadaş yanında konaklayanlar, teknelerine geçenler, Milas, Didim ve çevre destinasyonlara yönelenler bulunur.

Cruise yolcularını da otel müşterisi gibi değerlendirmek mümkün değildir. Bu kişiler çoğunlukla birkaç saatliğine karaya çıkar ve geceyi gemilerinde geçirir. Limandan giriş yapmış olmaları, Bodrum otellerinde konakladıkları anlamına gelmez.

Ama gelin, bütün bu gerçekleri bir kenara bırakalım ve açıklamalarda kullanılan yaklaşık 540 bin yabancının tamamının Bodrum’daki otellerde kaldığını varsayalım.

Bodrum’un yaklaşık 76 bin yatak kapasitesi bulunuyor. Sekiz aylık dönemde bu kapasitenin toplam karşılığı yaklaşık 18,5 milyon kişi/gecedir.

540 bin kişinin tamamı otellerde ortalama yedi gece kalsa bile oluşturacağı toplam geceleme 3 milyon 780 bin olur. Bunun toplam yatak kapasitesine teorik katkısı yalnızca yaklaşık yüzde 20 seviyesinde kalır.

Üstelik bu hesap, gelen herkesin Bodrum’da ve mutlaka bir otelde kaldığı gibi gerçek dışı derecede iyimser bir varsayıma dayanıyor.

Peki yüzde 90 doluluk ne demektir?

76 bin yataklı bir destinasyonda yüzde 90 doluluk, her gece yaklaşık 68 bin 500 yatağın dolu olması anlamına gelir.

Ortalama konaklama süresini yedi gece kabul edersek, bu seviyeyi sürdürebilmek için her gün yaklaşık 9 bin 800 yeni otel müşterisinin giriş yapması gerekir.

Oysa 540 bin yabancı girişini sekiz aya böldüğümüzde günlük ortalama yaklaşık 2 bin 200 kişi ortaya çıkar.

Aradaki fark, yorumla kapatılabilecek kadar küçük değildir.

Elbette Bodrum’da yerli turist de vardır. Ancak tartışılan konu, gümrüklerden giriş yapan yabancı sayısının yüzde 90 otel doluluğunun kanıtı gibi sunulmasıdır.

Yerli turistin varlığı, bu yanlış hesaplama yöntemini doğru hale getirmez.

Bir otelin, belirli bir bölgenin veya birkaç tesisin bayram haftasında ya da sezonun en yoğun döneminde yüzde 90 doluluğa ulaşması mümkündür.

Ancak buradan hareketle Bodrum’daki tüm otellerin sezon boyunca yüzde 90 dolu olduğunu söylemek, bilimsel bir tespit değil; temelsiz bir genellemedir.

Başarı yalnızca doluluk değildir

Üstelik doluluk tek başına bir başarı göstergesi değildir.

Oda hangi fiyatla satıldı?

Konaklama süresi kaç gece oldu?

Toplam gelir ne kadar gerçekleşti?

Kişi başı harcama arttı mı?

Maliyetlerden sonra işletmenin elinde ne kaldı?

Yatırım, yıllık getiri oranını (ROI) ve öngörülen geri dönüş süresini (Payback Period) karşılıyor mu?

Asıl sorulması gereken sorular bunlardır.

Bu tablo otel yatırımcısını gerçekten tatmin ediyor mu?

Yoksa bu tür açıklamalar, yatırımcıları günü kurtaran bir anlayışa mı yönlendiriyor?

Turizmde başarı yalnızca “kaç kişi geldi?” sorusuyla ölçülmez.

Her zaman söylediğimiz gibi; kafa sayısı başarı değildir.

Önemli olan, gelen kişinin kaç gece kaldığı, ne kadar harcadığı ve destinasyona ne kadar ekonomik değer bıraktığıdır.

Gümrük girişlerinden otel doluluğu, otel doluluğundan da gelir ve kârlılık hikâyesi üretilemez.

Rakamlar alkış toplamak için değil, gerçeği anlamak için kullanılmalıdır.

Çünkü matematik, demeçlere göre değil; gerçeklere göre sonuç verir.

Başa dön tuşu