Zafer ve hezimet ikilemi! Cumhuriyetçiler bu işe ne diyecek?
ABD ile İran arasında son üç aydır devam eden çatışma ve gerilimi sona erdirebilecek bir barış anlaşması ihtimali Washington gündeminin merkezine yerleşti. The Guardian’ın aktardığı bilgilere göre, taraflar arasında yürütülen dolaylı görüşmelerde önemli ilerleme kaydedildiği ve bir “çerçeve mutabakatına” yaklaşıldığı belirtiliyor. Taslağa göre planlanan anlaşma; ateşkesin uzatılması, kritik enerji geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’nın yeniden ticarete açılması ve İran’ın nükleer programına ilişkin daha kapsamlı müzakerelerin başlatılmasını içeriyor. ABD tarafı ayrıca İran’a uygulanan bazı yaptırımların kademeli olarak kaldırılmasını ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasını değerlendiriyor.
ABD’de yapılan değerlendirmelere göre Trump’ın, “kötü bir anlaşma yapmayacağını” söylemesi Cumhuriyetçileri tatmin etmeyebilir.
TARİHİ DÖNÜŞÜM SİNYALİ
Ancak anlaşma henüz nihai değil ve hem Washington hem de Tahran cephesi, sürecin “çok hassas ve kırılgan” olduğunu vurguluyor. ABD Başkanı Donald Trump, sürece ilişkin eleştirileri reddederek müzakerelerin aceleye getirilmemesi gerektiğini savundu. Trump, “kötü bir anlaşma yapmayacağını” ve nihai metin ortaya çıkmadan hiçbir şeyin kesinleşmediğini ifade ediyor. Trump yönetimi, önceki Obama döneminde imzalanan nükleer anlaşmadan farklı bir model üzerinde durduğunu belirterek, bu kez daha sert denetim ve güvenlik mekanizmalarının olacağını vurguluyor. Buna rağmen, Cumhuriyetçi çevrelerde özellikle dış politika şahinleri bu yaklaşımı giderek daha sert şekilde eleştiriyor.
ŞAHİNLERDEN SERT TEPKİ
Parti içindeki en güçlü eleştiriler, Senato ve Temsilciler Meclisi’nde etkili olan “şahin” kanattan geldi. Lindsey Graham, Ted Cruz ve Tom Cotton gibi isimler, hazırlanan taslağın ABD’nin bölgedeki stratejik hedeflerini zayıflatabileceğini savunuyor. Eleştirilerin ana odağı şu noktalar üzerinde yoğunlaşıyor: “İran’a ekonomik taviz verilmesi. Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol tartışmaları. Nükleer programın tamamen durdurulmasına dair net garanti eksikliği. ABD’nin bölgedeki askeri caydırıcılığının zayıflama ihtimali.”
Şahin kanat, bu anlaşmayı “İran’a güç kazandıracak bir geri adım” olarak nitelendiriyor ve 2015’teki nükleer anlaşmaya benzer bir risk taşıdığı görüşünü dile getiriyor.
STRATEJİK SAVUNMA
Beyaz Saray’a yakın isimler ise eleştirileri reddediyor. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump’ın “kötü bir anlaşmaya imza atmayacağını” ve müzakerelerin kontrollü şekilde ilerlediğini belirtiyor. Yönetim kanadı, anlaşmanın olası bir savaşın büyümesini engelleyebileceğini ve enerji piyasalarında istikrar sağlayabileceğini savunuyor. Nitekim görüşmelere ilişkin iyimserlik, küresel piyasalarda petrol fiyatlarının gerilemesine ve Körfez borsalarında yükselişe bile yansımış durumda.
DENGELER DEĞİŞİYOR MU?
Taslak anlaşma sadece ABD-İran ilişkilerini değil, İsrail, Körfez ülkeleri ve Avrupa’nın güvenlik hesaplarını da doğrudan etkiliyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve enerji akışının normale dönmesi, küresel ekonomi açısından kritik görülüyor. Ancak anlaşmanın hayata geçmesi halinde İran’ın bölgesel etkisinin artabileceği ve bunun yeni jeopolitik gerilimler doğurabileceği de değerlendiriliyor.
ABD basınına göre şahin kanat, bu anlaşmayı “İran’a güç kazandıracak bir geri adım” olarak değerlendiriyor.
STRATEJİK GERİ ADIM MI?
ABD-İran hattında şekillenen bu süreç, Washington’da derin bir siyasi bölünmeyi de beraberinde getirmiş durumda. Trump yönetimi olası bir barış anlaşmasını “tarihi diplomatik başarı” olarak görürken, Cumhuriyetçi şahinler bunun “ABD’nin caydırıcılığını zayıflatacak bir geri çekilme” olacağı görüşünde. Anlaşmanın nihai olup olmayacağı henüz belirsizliğini korurken, Washington’daki tartışma şimdiden 2026 siyasi dengelerini etkilemeye başlamış görünüyor.
[email protected]
Kaynak: Web Özel