Beta elementler

Beta elementler

Osman Abi çayı getirdiğinde dikkatim dağıldı. “Hep bu beta elementler yüzünden” dedim. Şaşkın bir şekilde yüzüme baktı, kafayı yedi hoca herhalde der gibi. Psikanalist Wilfred Bion, insanın taşıyamadığı, adı konmamış bu yaşantılara, duygulara beta elementler der. Korku, hüzün, öfke, haset, yerine oturmadıklarında kaybolmazlar; içeride kalır, biçim değiştirir, yayılırlar. İnsan ne hissettiğini anlayamadığında, o duygu dağılmaz; aksine genişler. Kişi neyin eksik olduğunu anlayamaz. O eksiklik, kimi zaman maddi şeylerle, kimi zaman onayla, kimi zaman da görünürlükle doldurulmaya çalışılır. Ama o duygu yerini bulmadığı için hiçbir şey tatmin etmez. Belki açgözlülük dediğimiz şeyin altında da bu yatıyor, sevgi iştahının yanlış yerlerde aranması. Osman Abi “Anlamadım” dedi. “Ben de” dedim. Güldü. “Çay iç” dedi.

Terapiye başlamadan evvel hiç rüya görmeyen ya da rüya gördüğünü hatırlamayanlar da Bion’u doğrular gibidir. İnsan yaşadıklarını düşünüp anlamlandırdıkça, rüyalar da belirginleşir. Rüyalar belirginleştikçe daha önce dağınık duran parçalar bir araya gelmeye başlar. Duygu bir biçim kazandıkça, insanın onunla kurduğu ilişki de değişir.

Rüzgârın uğultusu, beni çoğunlukla hipnotize eder. Nedenini bilmiyorum; belki de daha en başından, insan dünyayı önce bir uğultu olarak tanıyordur. Yerimden kalkıp uğultunun peşine takılıyorum. Dışarı çıkar çıkmaz rüzgâr, içimde genişleyen duyguyu alıp denize doğru savuruyor. Dalgakıranda rüzgâra karşı yürürken hafifledikçe hafifliyorum.

BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu