CIA belgelerinden çıktı, ABD’nin korkusu Türk-Yunan savaşı

ABD istihbaratının 1970’li ve 1980’li yıllarda hazırladığı raporlar, Ege Denizi ve Kıbrıs merkezli gerilimlerin hangi aşamalarda sıcak çatışmaya dönüşebileceğini, Washington’un bu ihtimalleri nasıl okuduğunu ve hangi senaryolara karşı hazırlık yaptığını ayrıntılarıyla gözler önüne seriyor. CIA belgelerinde dikkat çeken ilk unsur, Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerilimin “ani bir kriz” olarak değil, uzun yıllara yayılan, katmanlı ve kronik bir güvenlik sorunu olarak ele alınması. ABD istihbarat raporlarında, iki NATO müttefiki arasında doğrudan bir savaş ihtimalinin düşük görüldüğü dönemlerde bile en küçük kıvılcımın kontrolsüz bir tırmanmaya yol açabileceği vurgulanıyor. Belgelerde, özellikle Ege Denizi’ndeki egemenlik tartışmaları ve petrol arama faaliyetlerinin, bu kırılgan dengeyi sürekli tehdit ettiği açıkça ifade ediliyor.


CIA raporlarında, Türkiye ile Yunanistan arasında çıkabilecek bir savaşın NATO açısından “en kötü senaryolardan biri” olduğu net ifadelerle yer alıyor.

CIA’İN KRİZ SENARYOSU

Arşiv belgeleri, ABD istihbaratının “sürprizlere karşı hazırlıklı olma” anlayışıyla hareket ettiğini gösteriyor. CIA, yalnızca gerçekleşmesi muhtemel senaryoları değil, düşük olasılıklı fakat yüksek risk taşıyan ihtimalleri de masaya yatırıyor. Bu yaklaşımın temelinde, iki müttefik ülke arasında çıkabilecek bir savaşın, NATO’nun bütünlüğüne telafisi zor zararlar verebileceği endişesi yer alıyor. Raporlarda, Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerilimlerin dönemsel dalgalanmalar gösterdiği; ancak hiçbir zaman tamamen ortadan kalkmadığına dikkat çekiliyor. ABD istihbaratına göre, krizlerin temelinde yalnızca diplomatik anlaşmazlıklar değil, tarihsel rekabet, jeopolitik konum, deniz yetki alanları ve enerji kaynaklarına erişim mücadelesi bulunuyor.

EGE GERİLİMİN MERKEZİ

CIA raporlarında Ege Denizi, Türkiye, Yunanistan ilişkilerinde “en hassas fay hattı” olarak tanımlanıyor. Belgelerde, Ege’deki karasuları, kıta sahanlığı, hava sahası ve adaların statüsüne ilişkin anlaşmazlıkların, askeri çatışma riskini sürekli canlı tuttuğu vurgulanıyor. Belgelerde, 1970’li yıllarda Ege Denizi’nde gündeme gelen petrol arama faaliyetlerinin, iki ülke arasındaki gerilimi yeni bir boyuta taşıdığına dikkat çekiliyor. CIA raporlarında, enerji kaynaklarının yalnızca ekonomik bir mesele olmadığı, aynı zamanda egemenlik ve güvenlik başlığı altında değerlendirildiği görülüyor. Belgelerde, Türkiye’nin Ege Denizi’nde petrol arama gemilerini askeri unsurlar eşliğinde sahaya çıkarmasının, Atina tarafından “güç gösterisi” olarak algılandığı belirtiliyor.

ADALAR SAVUNMASIZ

CIA analizlerine göre, Türkiye’nin bu askeri kapasitesi, sınırlı ancak etkili bir harekat yürütme imkanı sunuyor. Raporda, Ankara’nın olası bir kriz durumunda Trakya hattında baskı kurabileceği ya da Ege’ye yakın Yunan adalarını hedef alabilecek kabiliyete sahip olduğu ifade ediliyor. Bununla birlikte, uzun süreli bir savaşın her iki ülke açısından da sürdürülebilir olmadığı, dış destek ve ikmal kanallarının belirleyici olacağı özellikle not ediliyor. Yunanistan cephesinde ise adaların savunulmasının yapısal zorluklar içerdiği vurgulanıyor. CIA belgelerinde, Yunan adalarının coğrafi konumu nedeniyle takviye edilmesinin güç olduğu, bu durumun da savunma planlamasında ciddi bir handikap yarattığı belirtiliyor.

EGE ORDUSU CAYDIRICI

1970’li yılların ortasında hazırlanan CIA raporlarında dikkat çeken başlıklardan biri de Ege Ordusu’nun kuruluşu ve kapasitesi. Belgelerde, Temmuz 1975’te İzmir’de kurulan Ege Ordusu’nun kısa sürede savaşa hazır hâle gelebilecek bir yapıya sahip olduğu ifade ediliyor. ABD istihbarat raporlarında, bu ordunun on binlerce eğitimli personelden oluştuğu ve özellikle amfibi harekât kabiliyetiyle öne çıktığı vurgulanıyor. CIA’ya göre, Ege Ordusu’nun varlığı, Yunanistan açısından caydırıcı bir unsur olarak değerlendiriliyor. Belgelerde, Türkiye’nin bu askeri yapılanmayla Ege’de hızlı ve esnek hamleler yapabileceği; ancak böylesi bir harekâtın ciddi kayıplar riski taşıdığı da özellikle belirtiliyor.

SİLAH DENGESİ

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölümünden Alper Karaşin’in ortaya çıkardığı ve geçtiğimiz haftalarda “CIA Belgelerinde Türkiye-Yunanistan Savaş Senaryoları” başlığı ile “Journal of History and Strategy” dergisinde yayımlanan belgelerde diğer kritik başlık ise ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı silah ambargosunun askeri denge üzerindeki etkisi. CIA raporlarında, ambargonun TSK’nın özellikle hava kuvvetleri açısından bazı zafiyetler yarattığı açıkça ifade ediliyor. Belgelerde yedek parça ve mühimmat temininde yaşanan sorunların, operasyonel kapasiteyi sınırladığı not ediliyor.

CIA belgelerinden çıktı, ABD'nin korkusu Türk-Yunan savaşı - Resim : 2
CIA belgelerinin ortak ve net sonucu, Türkiye ile Yunanistan arasında çıkabilecek bir savaşın kazananının olmayacağı yönünde. ABD istihbarat raporlarında, çatışmanın hangi taraf lehine sonuçlanırsa sonuçlansın, her iki ülkenin de ciddi askeri, ekonomik ve siyasi bedeller ödeyeceği vurgulanıyor.

İKİ HAFTAYI GEÇMEZ

CIA analizlerinde, Türkiye ile Yunanistan arasında çıkabilecek bir savaşın süresine ilişkin değerlendirmeler de yer alıyor. Belgelerde, yakıt ve mühimmat stokları dikkate alındığında, geniş çaplı bir savaşın bir veya iki haftadan fazla sürdürülemeyeceği ifade ediliyor. Bununla birlikte, çatışmanın yalnızca hava sahasında ya da sınırlı bölgelerde yoğunlaşması halinde sürenin uzayabileceği belirtiliyor.

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu