Örtülü şartlandırma planı! AB’den Türkiye’ye kuşatma hamlesi

Fransa’nın Yunanistan ve Rum Kesimi üzerinden Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı hatta açık destek vermesinden sonra bu kez de Almanya’dan Türkiye’ye yönelik bir hamle geldi. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Atina ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, “Türkiye’ye satılan silahlar Yunanistan’a karşı kullanılmamalı” mesajı verdi. AB içindeki Türkiye ve KKTC’ye yönelik baskıyı açıkça gözler önüne seren son gelişmelerin ardından jeopolitik denklemdeki riskler merak konusu. Geçtiğimiz hafta Macron’un “Egemenliğinize meydan okunursa ne yapmanız gerekiyorsa yapın, biz burada olacağız” sözleri ve Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’un açıklamaları, Ege ve Doğu Akdeniz’deki askeri denge, savunma sanayi ve enerji güvenliği eksenindeki hamlelerin Avrupa başkentlerinde daha sert bir Türkiye dosyasına dönüştüğünü ortaya koyuyor.


Macron’un Atina’ya verdiği açık destek ile Wadephul’un silah satışları üzerinden yaptığı çıkış, yalnızca iki ayrı açıklama olarak değil; Türkiye’nin Ege ve Doğu Akdeniz’deki hareket alanını sınırlamaya dönük daha geniş bir Avrupa pozisyonunun parçaları olarak değerlendiriliyor.

NATO’DAKİ GÜÇ MÜCADELESİ

Strateji ve güvenlik analizlerinde, Ege’de karasuları, hava sahası, kıta sahanlığı, adaların silahlandırılması ve deniz yetki alanları üzerinden yıllardır devam eden anlaşmazlıkların artık çok daha geniş bir çerçevede okunduğuna dikkat çekiliyor. Buna göre Türkiye ile Yunanistan arasındaki klasik ihtilaf başlıkları, iki ülke arasındaki sınır ve egemenlik tartışması olmaktan çıkarken; Avrupa’nın savunma mimarisi, Doğu Akdeniz enerji denklemi, Kıbrıs’ın askeri konumu, Levant kıyılarındaki nüfuz mücadelesi ve NATO içi güç dengesiyle birlikte ele alınması gereken bir hatta evriliyor.

İSRAİL PERDE GERİSİNDE

Fransa’nın pozisyonu bu denklemde en açık ve en sert hat olarak öne çıkıyor. Paris, uzun süredir Yunanistan ve Rum Kesimi üzerinden Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin hareket alanını sınırlamaya çalışan blokta aktif rol alıyor. İsrail, Yunanistan, Rum Kesimi, BAE ve bazı Avrupa başkentleri arasında şekillenen enerji ve güvenlik hattı, Türkiye’yi bölgedeki geçiş koridorlarının dışında bırakma arayışıyla birlikte ilerliyor. Bu hattın arka planında yalnızca doğalgaz sahaları değil, limanlar, deniz yolları, askeri üsler, savunma anlaşmaları, denizaltı projeleri ve Avrupa’ya uzanan yeni ticaret güzergahları bulunduğu da belirtiliyor.

FRANSA’NIN AKDENİZ PLANI

Macron’un açıklamalarının zamanlamasının dikkat çekici olduğunu dile getiren Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni ise “Aynı dönemde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Fransa arasında ortak askeri eğitim faaliyetlerinin yapılması, Paris’in Doğu Akdeniz’deki varlığını yalnızca diplomatik açıklamalarla sınırlamadığını gösteriyor. Kıbrıs’ın güneyi Fransa için Doğu Akdeniz’de askeri temas noktası haline gelirken, KKTC’nin güvenliği ve Türkiye’nin garantörlük pozisyonu dolaylı biçimde baskı altına alınmak isteniyor” diyor.

SİLAH YAĞDIRIYORLAR

Fransa’nın Yunanistan’a verdiği askeri destek de aynı hattın başka bir ayağı” diyen Prof. Dr. Köni, “Rafale savaş uçakları, Belharra fırkateynleri, Exocet füzeleri ve gündeme gelen yeni denizaltı seçenekleri, Atina’nın hava ve deniz kuvvetlerini Türkiye’ye karşı daha caydırıcı hale getirme stratejisinin parçaları. Yunanistan’ın Fransa’dan yeni nesil denizaltı alımını gündeme taşıması, Ege ve Doğu Akdeniz’deki güç dengesini doğrudan ilgilendiriyor” ifadesini kullanıyor.

Örtülü şartlandırma planı! AB'den Türkiye'ye kuşatma hamlesi - Resim : 2
Yunanistan, uluslararası anlaşmaları hiçe sayarak adalara silah yığınağını sürdürüyor.

KKTC’YE YÖNELİK HAMLE

Umur Tugay Yücel (Uluslararası İlişkiler Uzmanı-Stratejist)

“Berlin, Türkiye ile köprüleri tamamen atmaz; ancak AB üyelerinin güvenliğini önceleyen söylem, Ankara’nın Ege’deki tezlerini Avrupa masasında zayıflatabilir. Özellikle AB’nin 150 milyar avroluk SAFE savunma tedarik programı bu açıdan kritik. Ne var ki Türkiye, NATO içinde vazgeçilmez ülke olarak görülürken, AB savunma mimarisi içinde ‘kontrol edilmesi gereken üçüncü ülke’ muamelesiyle karşı karşıya kalıyor. Türkiye NATO’nun doğu ve güney kanadında kritik yük taşırken, Karadeniz, Suriye, Irak, Doğu Akdeniz ve göç başlıklarında Avrupa güvenliği için merkezi rol oynuyor. Ancak Fransa’nın Rum Kesimi ile askeri iş birliğini artırması, İsrail’in Rum Kesimi ve Yunanistan ile geliştirdiği güvenlik bağları, ABD’nin Güney Kıbrıs’a yönelik silah ambargosunu kaldırması ve Doğu Akdeniz’de enerji sahaları etrafında kurulan ittifaklar, KKTC’yi dışlayan yeni bir güvenlik haritası oluşturuyor.”

ÖRTÜLÜ ŞARTLANDIRMA

Dr.Ahmet Uslu (Jeostrateji Analisti-Tarih Araştırmacısı)

“Türkiye, Almanya için büyük bir ihracat pazarı, önemli bir göç ortağı, NATO içinde vazgeçilmez bir askeri aktör ve Avrupa güvenliği açısından kritik ülke olmayı sürdürüyor. Buna rağmen Almanya Dışişleri Bakanı Wadephul’un Atina’da verdiği mesajlar, NATO müttefiki bir ülkeye yönelik örtülü siyasi şartlandırma anlamı taşıyor. Bu durum, Türkiye’ye yönelik savunma ihracatında teknik ölçütlerin yanına siyasi koşulların daha fazla ekleneceğini düşündürüyor. Levant hattı ise bu tablonun ekonomik ve jeopolitik derinliğini oluşturuyor. Paris, Türkiye’nin merkezde olduğu bir Doğu Akdeniz düzeni yerine, Yunanistan, Rum Kesimi ve Levant kıyıları üzerinden Avrupa’ya bağlanan alternatif bir hat tasarlamak istiyor.”

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu